Connect with us

Lojistik

Konteyner Krizin Bazı Firmaları Daha Eşit

Konteyner krizi VIP sınıfı yarattı. Deniz taşımacılığında hatırlı firmalar için “öncelikli yük” listesi oluşturuldu. Konteyner operatörleri ayrıca, “erken rezervasyon” uygulaması da başlattı.

Deniz taşımacılığı, boş konteyner kriziyle birlikte önemli günler yaşıyor. DÜNYA’nın edindiği bilgilere göre armatörler, iş hacmi yüksek firmalara öncelik tanıyan “VIP müşteri listesi” hazırladı. Listeye, ilave ücret ödeyen firmaların da dahil edildiği öğrenildi. VIP uygulamasını doğrulayan, İTHİB Başkanı Ahmet Öksüz, “Bazı armatörler, yaşanan sıkıntının ardından VIP navlun sistemini hayata geçirdiler. Uygulama, hem ihracatçının hem de ithalatçının maliyetini yükseltiyor” diye konuştu. Rif Line Lojistik Türkiye Genel Müdürü Mehmet Serkan Erdem, krizin marttan önce aşılamayacağına işaret ederek, Ro-Ro taşımacılığının desteklenmesinin sorunun çözümüne katkı sağlayabileceğini söyledi. Erdem, “Özellikle İstanbul, İzmir, Mersin, İskenderun limanlarından yapılacak Ro-Ro trafiğine destek verilmeli” değerlendirmesini yaptı. Boş konteyner krizinin yaşandığı denizyolunda, armatörlerin ‘VIP müşteri listesi’ hazırladığı konuşuluyor. Büyük ve kontratlı müşterilerin yükünün kabul edildiği, ancak spot veya daha küçük ölçekli firmaların taleplerine cevap verilmediği söyleniyor. Sektör uzmanları ihracatçıyı zor bir şubat ayının beklendiğini, krizin marttan önce çözülmesinin öngörülmediğini söylüyor. Diğer yandan konteyner bulma sıkıntısının, ihracat taşımalarında yarattığı bir başka trend ‘erken rezervasyon’ sistemi oldu.

Pandemiyle birlikte denizyolu taşımacılığında yaşanan ‘boş konteyner’ krizi büyüyor. Armatörlerin ‘VIP müşteri listesi’ hazırladığı konuşuluyor.

Hatırlanacağı gibi, pandemiyle birlikte dünya ticaretinin yüzde 90’ına yakının yapıldığı denizyolunda ‘boş konteyner’ krizi başlamıştı. Salgın nedeniyle gemilerin günlerce limanda beklemesi ve ithalat-ihracat dengesindeki değişim küresel ticarette konteyner arzı sıkıntısı yarattı. Özellikle Çin’den ABD’ye giden gemiler yükünü boşaltamadığı için, kısa sürede dönemedi, bu da arz sorunu yarattı. Yaşanan kriz, navlunda da tarihi yükselişlere sahne oldu. Avrupa-Uzakdoğu konteyner arası navlunu son bir yılda yüzde 300 arttı, 10 bin doları aştı. Konteyner fiyatı da iki kata yakın yükseldi. Küresel deniz ticaretinde yaşanan bu durum, Türk ihracatına da ağır darbe vurdu. Geçen yıl özellikle normalleşmenin başladığı hazirandan sonra ihracatta artış yaşanırken, boş konteyner bulunamadığı için ihracat yükleri limanlarda ve depolarda yığıldı. Otomotivden, tekstile, mobilyadan makineye kadar birçok sanayici lojistik aksaklıklar nedeniyle siparişlerini zamanında teslim edemedi. TİM Başkanı İsmail Gülle de ‘konteyner sıkıntısı yaşanmasaydı, daha fazla ihracat yapacaktık’ açıklamasını yaptı.

KOBİ’ler ‘yersiz’ kaldı

Denizyolu taşımalarında konteyner bulma sorunu hem küresel piyasalarda hem de Türkiye’de artarak devam ediyor. Salgında ikinci dalganın başlaması ve mutasyonlu virüsün ortaya çıkması ile sorun daha fazla büyüdü. Sektör uzmanlarının verdiği bilgiye göre Özellikle ABD açıklarında 15-20 bin TEU’luk 38’den fazla gemi yükünü boşaltmak için bekliyor. Çünkü Los Angeles gibi ABD’nin önemli limanlarında COVID-19 vakalarındaki artış nedeniyle yüzde 50 daha az personelin görev yaptığı belirtiliyor. Bu durum da küresel konteyner arzını kısıtlıyor.

Yabancı konteyner armatörlerinin yoğun talep karşısında ‘VIP müşteri listesi’ hazırladığı iddia ediliyor. Her sektörden büyük firmalara öncelik verilirken, KOBİ’lere ekipman verilmediği, gemide yer ayrılmadığı söyleniyor. Bilindiği gibi, dünya deniz ticaretinde konteyner taşımalarının çok büyük bir kısmını Maersk, MSC, CMA CGM, COSCO, OOCL, Hapag Llyod, Hamburg Süd ve Online yapıyor.

İhracatçı ne diyor?

“Hem ihracatın hem ithalatın maliyeti yükseliyor”

İstanbul Tekstil ve Hammaddeleriİhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı Ahmet Öksüz, özellikle Uzakdoğu olmak üzere hemen hemen dünyanın her bölgesine konteyner bulmakta zorlandıklarını dile getirerek, “Şu anda, geçtiğimiz yıl kullandığımız navlun seviyelerinin 4-5 katı üstünde navlun talep ediliyor. Bu seviyeden navlun ödenmesi kabul edilmesine rağmen konteyner bulmak büyük problem. Bazı armatörler bu sıkıntının bir nebze önüne geçmek için üst seviye olarak nitelendirilen VIP navlun sistemini hayata geçirdiler. Yani, zaten yüksek seviyelerde olan navluna ek olarak, duruma göre bin dolar daha fazla ödenmesi koşuluyla ekipman sağlayabiliyor. Daha çok ithalat yönlü taşımalarda uygulanan bu sistem hem ihracatçının, hem de ithalatçının maliyetini yükseltiyor” diye konuştu.

“İhracat pazarlarında kalıcı kayıp yaratmasından endişe duyuyoruz”

Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) Başkanı Eren Günhan Ulusoy, konteyner bulmakta hala büyük sorun yaşadıklarını, bu durumun ihracat pazarlarında kalıcı kayıba sebebiyet verebileceğini söyledi. Mobilya Sanayi İş Adamları Derneği (MOBSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Gürcan, “Mobilya sektörü olarak da biz de konteyner sorunu yaşıyoruz. Sanırım bizim gibi diğer sektörler de bu sorunu yaşıyorlardır ki biliyorsunuz geçtiğimiz ay bakanlık yerli konteynerların yapımı konusunda bir açıklama yapmıştı. Sektörümüz, 2020 yılını 3,5 milyar dolarla kapattı ve deniz aşırı ülkeler, ABD, Uzakdoğu gibi katma değerli ihracat konusunda önemli pazarlarımız. Bizim diğer sektörlerden ayrıştığımız nokta ise büyük hacimli ürünler üretmemiz. Diğer sektörlere bir konteyner yeterliyken, bize 2 tane gerekebiliyor. VIP listeyle ilgili herhangi bir bilgimiz yok. Ancakbirkaç aydır ciddi konteyner ve navlun sorunuyla karşı karşıyayız” diye konuştu.

“Spot çalışmayın” tavsiyesi verdi

Türkiye’nin önde gelen otomotiv yan sanayi firmalarından Kanca’nın İhracat sorumlusu Fatih Taş, armatörlerin uzun yıllardır çalıştıkları sözleşmeli imalatçılara konteyner tedarik etmeye gayret ettiklerini, spot talepleri değerlendirmediklerini söyledi. İhracatçıya önerilerde bulunan Taş, “Konteyner operatörleri ile ilişkileri sağlam olan büyük forwarderler ile çalışılmasını öneriyorum. Yıllık anlaşmalar yapıp, kontrat lojistiğine gitmelerini asla spot çalışmalarını tavsiye ediyorum” diye konuştu.

8 bin olan günlük gemi kirası 32 bin dolarlara çıktı

Türkiye’nin yerli armatörlük şirketi Medkon’un Genel Müdürü Mahmut Işık, konteyner piyasasındaki arz sıkıntısının global armatörlerin kârlılık iştahını da artırdığını vurgulayarak, “Talep çok fazla, arz yetersiz. Bu nedenle herkes elindeki konteynere ve gemiyi en efektif ve şekilde çalıştırmaya uğraşıyor” dedi. Işık, “Konteyner fiyatları bu denli arttığı için gemi armatörleri yüksek fiyatla yıllık hatta iki yıllık kontratlar yapmaya çalışıyor. 8 bin olan günlük gemi kiraları 32 bin dolarlara kadar çıktı.

Armatör, bunu mümkün olduğunca uzun hale getirmeye çalışıyor. ‘Ben gemimi sana kiralarım ama minimum 1 sene. O zaman 32 değil 28 alırım’ diyerek rakamı kalıcı hale getirmeye çalışıyor.

“Şubat ayı zor geçecek”

Rif Line Lojistik Türkiye Genel Müdürü Mehmet Serkan Erdem, “Özellikle Mersin ve İzmir gibi ihracat çıkış yerlerinde boş konteyner bulamıyoruz. Kayseri’deki bir yükü İzmit’ten göndereceğiz. Bu da taşıma maliyetini iki katına çıkarıyor. Maalesef aradaki farka ihracatçı katlanıyor” dedi. Erdem, mart ayından önce bu sorunun çözülmesinin beklenmediğini ifade ederek, “Döviz fiyatlarının düşmesiyle ithalatın artacağı ve konteynerlerin nispeten daha ulaşılabilir olacağını tahmin ediyorum” dedi. Bu durumun gıda kıtlığına da sebep olabileceğini dile getiren Erdem, “Mesela Gaziantep’teki bir müşterimiz Afrika’ya makarna gönderiyor ama malı gönderecek konteyner bulamıyor. Bu ciddi bir sorun” diye konuştu.

Yükümüzün %10’unu yerli taşıyor

Türkiye’nin denizyolu konteyner ihracat navlun pastasında çok büyük bir payı yabancı armatörler kapmış durumda. Geçen yıl Türk limanlarında 11 milyon TEU civarında konteyner elleçlendi. Türk armatörler bu yükün sadece yüzde 10’unu elleçledi. Yerli yükün yüzde 90’ını yabancı armatörler taşıdı. Yerli armatörlerden Medkon’un Genel Müdürü Mahmut Işık, “Yerli armatörler olarak destek görmememize rağmen, bu süreçte çok basiretli davrandık ve artan maliyetleri navluna yansıtmadık. Arkas da Turkon da biz de en fazla 50 dolarlık yüz dolarlık artışlara gittik. O da artış da değil, düzeltme açıkçası” diye konuştu. Türkiye’de Arkas, Turkon, Medkon ve Akkon olmak üzere 4 yerli armatör konteyner taşımacılığı yapıyor. Bu armatörlerin 3 bin TEU’luk gemileri varken, yabancı armatör 30 bin TEU’luk gemilerle sefer yapıyor. Yaşanan sıkıntıların uzun vadeli çözümü için yerli armatörün desteklenmesi isteniyor.

‘Erken rezervasyon’ ticarete taşındı

Denizyolunda konteynerde yaşanan arz sorunu nedeniyle armatörler ‘erken rezervasyon’ sistemine başladı. Mahmut Işık, sektördeki bu yeni trende yönelik olarak şu açıklamayı yaptı: “Turizm sektöründe olduğu gibi, artık ihracatçı da bir ay sonraki gemiye yükleme rezervasyonu yaptırdığında çok uygun navlunlarla yerini ayırtabiliyor.” Çinli teknoloji devi Alibaba’nın lojistik kolu Cainiao da geçen hafta, küresel konteyner kıtlığı nedeniyle konteyner rezervasyon sistemni uygulamaya başladığını duyurmuştu.

Ro-Ro iyi bir alternatif, desteklenmeli

Sektör temsilcileri, Ro-Ro taşımacılığının konteyner krizini aşmak konusunda en iyi alternatiflerden biri olduğunu vurgulayarak, “Özellikle İstanbul, İzmir, Mersin, İskenderun limanlarından yapılacak Ro-Ro trafiğine destek verilmeli. Mesela Karasu (Sakarya)-Köstence (Romanya) arasında Ro-Ro hattı açıldı. Devletin bu hattı desteklemesi gerekiyor” diyor.

KAYNAK: Aysel YÜCEL – DÜNYA

Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lojistik

Lojistik Devinden İskandinavya Atağı: TCT Lojistik ve Alpi Danimarka Güçlerini Birleştirdi

Türkiye’nin genç ve dinamik lojistik markası TCT Lojistik, Avrupa operasyon ağını genişletme stratejisi doğrultusunda Alpi Danimarka ile masaya oturdu. Şubat 2026 itibarıyla devreye giren bu iş birliğiyle, İskandinav hattındaki taşımacılık süreçleri tamamen entegre hale getiriliyor.

İskandinavya Taşımacılığında Yeni Dönem: TCT Lojistik ve Alpi Sinerjisi

Kuruluşundan bu yana Avrupa odaklı büyümesini sürdüren TCT Lojistik, karayolu taşımacılığındaki iddiasını bir üst seviyeye taşıyor. Şirketin Karayolu Direktörü Hasan Yeşilyurt, Alpi Danimarka ile hayata geçirilen stratejik ortaklığın detaylarını kamuoyuyla paylaştı.

Yeşilyurt, Danimarka’nın İskandinavya operasyonları için kritik bir merkez olduğunun altını çizerek; “İsveç ve Norveç hatlarındaki güçlü altyapımızı, Danimarka’da yerel bir devle birleştirerek kuzey ağımızı kusursuz hale getirdik” açıklamasında bulundu.

Karşılıklı Temsilcilik ile Uçtan Uca Lojistik Çözümleri

1 Şubat 2026’da resmiyet kazanan anlaşma, iki şirket arasında “tam kapsamlı temsilcilik” modeline dayanıyor. Bu kapsamda:

  • TCT Lojistik; Alpi Danimarka’nın Türkiye’deki tüm ithalat ve ihracat operasyonlarında (yükleme, gümrükleme, depolama) tek yetkili çözüm ortağı oldu.

  • Alpi Danimarka; TCT Lojistik’in Danimarka’daki tüm terminal, iç dağıtım ve gümrük süreçlerini kendi network’ü üzerinden yönetecek.

  • Hız ve Verimlilik: Danimarka’nın Jutland bölgesinde 6 büyük depo ve ofisi bulunan Alpi’nin global ağı sayesinde, teslimat sürelerinde ciddi bir kısalma hedefleniyor.

2025’te %25 Büyüme: Yatırımlar Hız Kesmiyor

Lojistik sektöründe güvenin ancak kontrolle sağlanabileceğine inanan TCT Lojistik, yatırımlarını özmal varlıkları üzerinden yürütüyor. Hasan Yeşilyurt, operasyonel kabiliyetlerini şu verilerle destekledi:

“300’den fazla özmal aracımız ve kendi gümrüklü depolama alanlarımızla süreci doğrudan yönetiyoruz. 2025 yılını %25 büyüme ile tamamlamış olmamız, müşterilerimizin bize olan güveninin bir sonucudur.”

TCT Lojistik’in 2026 Vizyonu: Avrupa’da Yerinde Yapılanma

Geçtiğimiz yıl filosuna 70 yeni araç ekleyen şirket, 2026 yılı için vites yükseltiyor. Stratejik yol haritasında sadece iş ortaklıkları değil, aynı zamanda Avrupa’nın farklı başkentlerinde TCT markasıyla doğrudan ofis açma planları da yer alıyor.

Bu büyüme hamlesiyle birlikte TCT Lojistik, İskandinavya’dan Güney Avrupa’ya kadar uzanan geniş bir koridorda, gümrüklemeden sigortaya kadar her aşamada şeffaf ve güvenilir bir lojistik hizmeti sunmayı taahhüt ediyor.

Continue Reading

Lojistik

Çobantur Logistics, köklü mirasıyla geleceği adıyla yazıyor

Uçtan uca çözüm vizyonuyla lojistik sektörüne ilkleri ve yenilikleri kazandıran, köklü geçmişinde “BOLTAS” adıyla güven inşa eden Çobantur Logistics; yarım asra yaklaşan tecrübesiyle geleceğe yeni ismi ve iddialı hedefleriyle yürüyor. Geniş filosu, Türkiye’de 45 bin 500 metrekarelik ve Avrupa’da 12 bin metrekerelik depolama kapasitesiyle gücünü pekiştiren şirket, 2026’da dijital dönüşüm vizyonu doğrultusunda yeniden yapılanırken Almanya’da gerçekleştireceği stratejik satın alma ile operasyonlarını da küresel ölçekte büyütecek. Çobantur Logistics, sektöre yalnızca hizmet değil, geleceğin lojistik ekosistemini sunmayı hedefliyor.

Yarım asra yaklaşan tecrübesiyle lojistik sektörünün köklü markalarından ‘BOLTAS’, artık yoluna ‘Çobantur Logistics’ adıyla devam ediyor. Bugünü yönetmekle yetinmeyen, geleceğin lojistik ihtiyaçlarına da hazır bir yapı kurma hedefiyle dönüşüm hikâyesini başlatan şirket; kontrollü, sürdürülebilir ve güvenilir bir geleceğe ulaşmak için köklerinden aldığı gücü yeni ismine taşıyor. Yenilenen kurumsal kimliğiyle hikâyesini geleceğe aktaran Çobantur Logistics, sektördeki uzun yıllara dayanan tecrübesiyle 50’nci kuruluş yılına yeni yatırım planlamaları ile giriş yapıyor. Çözüm sağlayan servis sağlayıcı rolüyle lojistiğe yön vermeye hazırlanan firma, bu dönüşümle birlikte yalnızca bir isim değil, geleceğin lojistik vizyonunu da ortaya koyuyor.

“Köklerden geleceğe: Çobantur Logistics ile lojistikte yeni bir dönem başlıyor”

Günümüzde hızla değişen dünya düzeni içinde çağa ayak uydurmanın gerek rekabet gerekse kurumsal başarı için kritik rol oynadığını belirten Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, “Bugün lojistik yalnızca taşımacılıktan ibaret değil; üretimden ticarete, ekonomiden teknolojiye kadar tüm akışın merkezinde yer alan stratejik bir güç. Biz de bu gücü geleceğe yön verecek şekilde daha da ileri taşımak için geçmişin köklü mirası üzerine kurulu hikâyemizi, kuruluşumuzun 50’nci yılına doğru adım adım yaklaşırken Çobantur Logistics adıyla sürdürüyoruz. Çünkü biliyoruz ki sağlam kökler, geleceğin en güçlü filizlerini verir. Bazı isimler yalnızca bir marka değildir; zamana direnen bir duruş, hafızalara kazınan bir değer ve yıllar içinde oluşmuş bir güven sözüdür. İşte tam da bu yüzden kendimize, hikâyemize ve köklerimize yeniden sahip çıkıyoruz” dedi.

“Güveninizin sorumluluğunu taşıyoruz”

Bugün atılan her adımın; yeniden doğuşun ve yeniden tanımlanmış bir vizyonun resmi olduğunu vurgulayan Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, geçmişten aldığı güçle geleceği çok daha cesur, kararlı ve sağlam inşa ettiklerini vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti; “Verdiğimiz her sözü ilk günkü netliğiyle tutuyoruz. Güveninizin sorumluluğunu taşıyoruz. Artık adımız yalnızca bir marka değil; tutarlılığın, sürdürülebilirliğin, itibarın ve mirasın sembolü”dedi.

 

Çobantur Logistics, yalnızca taşımacılık değil; uçtan uca değer yaratan kapsamlı lojistik çözümleri sunuyor. Yurt içinde toplama-dağıtım, limanlardan adreslere konteyner taşıması, gümrüklü/gümrüksüz depolama, depolarda katma değerli işlemler, nakliye ve mal sigortası hizmetleri, proje taşımaları, denizyolu (FCL/LCL) ve havayolu taşımaları, Avrupa içi Europe-to-Europe operasyonları ve Avrupa’daki depolarda sunduğu katma değerli hizmetlerle müşterilerine geniş bir hizmet yelpazesi sağlıyor. 200’e yakın çekici, 500’e yakın römork, 5 lowbed, 6 kamyon ve 2 kamyonetten oluşan filosuyla operasyonlarını sürdüren şirket, yurtiçinde Erenköy’de 13 bin metrekare, Orhanlı’da 8 bin 500 metrekare, Dilovası’nda 18 bin metrekare ve İzmir’de 6 bin metrekare olmak üzere toplam 45 bin 500 metrekarelik depolama alanına sahip. Yurtdışında ise İtalya ve Almanya’daki 6’şar bin metrekarelik depolarıyla hizmet veren Çobantur Logistics, Romanya’da planladığı 6 bin metrekarelik yeni depo yatırımıyla Avrupa’daki varlığını daha da güçlendirmeyi hedefliyor.

 

2026’da yurt dışında holding yapısı kurarak tüm grup şirketlerini tek çatı altında toplayacak

Jeopolitik zorluklara rağmen lojistik sektörünün büyümeye ve yeni yatırımlara hız kesmeden devam ettiğini vurgulayan Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, şirketin yol haritasını şöyle özetledi: “2026 bizim için yeniden yapılanmanın karşılığını alacağımız ve sürdürülebilir kârlılığı yakalayacağımız bir yıl olacak. Almanya’da gerçekleştireceğimiz stratejik satın alma ile operasyonlarımızı güçlendirirken, yurt dışında kuracağımız holding yapısıyla tüm grup şirketlerimizi tek çatı altında toplamayı hedefliyoruz. Avrupa’daki yatırımlarımızı genişletirken en büyük önceliğimiz, kârlı ve istikrarlı büyümeyi sürdürmek olacak. Çünkü bizim için büyüme yalnızca hacim değil; güvenilir, sürdürülebilir ve şeffaf bir gelecek demek. Bu vizyon doğrultusunda 7/24 track & trace sistemimizi müşterilerimizin kullanımına açarak sektörde şeffaflık adına önemli bir adım attık. Önümüzdeki dönemde odağımız, yalnızca bugünü yönetmek değil; önümüzdeki 5–10 yılın lojistik ihtiyaçlarına hazır bir yapı kurmak olacak.”

 

Lojistik sektörü 2026’da “fırsatlar” ve “riskler” ile karşı karşıya

Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, lojistik sektörünün Türkiye ekonomisinde hizmet ihracatının lokomotiflerinden biri haline geldiğini vurgulayarak 2026 yılına dair yol haritasını da paylaştı. Çobanoğlu, ülkenin stratejik konumunun transit taşımacılık, entegre lojistik çözümleri ve katma değerli hizmetler açısından önemli fırsatlar sunduğunu, buna karşılık küresel ticaretteki dalgalanmalar ve finansmana erişim gibi risklerin dikkatle yönetilmesi gerektiğini belirtti. Geleceğin lojistiğinin veri odaklı ve otomatikleşmiş sistemler üzerine kurulduğunu ifade eden Çobanoğlu, dijitalleşme, otomasyon ve yapay zekânın sektörün dönüşümü için vazgeçilmez olduğunu söyledi.

 

Şirketler için yeni bir çağın kapılarını aralayan bu dönüşümün merkezinde ise kuşkusuz “yeşil lojistik” bulunuyor. Çobanoğlu, lojistiğin artık yalnızca taşımacılık değil; sürdürülebilirlik, verimlilik ve toplumsal sorumlulukla bütünleşen bir vizyon olduğunu vurgulayarak, Çobantur Logistics’in uzun süredir bu anlayışı işinin merkezine koyduğunu ifade etti. “Bizim için yeşil lojistik yalnızca bir iş modeli değil; gelecek nesillere bırakacağımız en değerli miras. Yolculuğumuz, sektörün dönüşümüne öncülük etmek, müşterilerimize daha fazla değer yaratmak ve dünyayı birlikte korumak üzerine kurulu. Çünkü biliyoruz ki lojistik yalnızca ürün değil, geleceği de taşır” dedi.

Bu vizyon doğrultusunda şirket, çevresel etkileri azaltmayı tüm operasyonlarının merkezine koyuyor. Stratejik bir kararla filosundan çıkardığı eski nesil çekici ve taşıma ünitelerini 2026 yılında 250 yeni dorse ile yenileyecek olan Çobantur Logistics, karbon ayak izini azaltma hedeflerine de hızla yaklaşıyor. Ofis ve depolarında “Sıfır Atık Yönetim Sistemi” ile geri dönüştürülebilir atıkları ayrıştırarak daha temiz bir miras bırakmayı amaçlayan şirket, geleceğe yönelik yatırımlarını güneş enerjili tesisler ve dijitalleşme odaklı projeler üzerine kuruyor. Çobanoğlu son olarak, hedeflerinin netliğini ortaya koyarak bunu ‘sektörün dönüşümüne öncülük etmek’ olarak aktarıyor.

 

Continue Reading

Blog

Yedek Parça Sektöründe Rekor Büyüme!

Yeni Bakım Alışkanlıkları ve Araç Parkının Yaşlanması  Yedek Parçayı Otomotivin Merkezine Aldı”

 

Otomotiv sektöründe yaşanan dönüşümün en güçlü etkilerinden biri, yedek parça ve bakım pazarında kendini gösteriyor. Motor Aşin CEO’su Saim Aşçı, sektördeki hızlı büyümeye dikkat çekerek, “Yedek parça artık sadece bir ihtiyaç değil, stratejik bir yatırım” dedi. 2020’de 24,2 milyon olan araç parkı 2025’te 28,5 milyona çıkarak %17,7 büyüme gösterdi. Bu büyüme, yılda ortalama 300 USD parça ihtiyacıyla birleşince yedek parça pazarında 1,3 milyar USD’lik ek potansiyel oluşturdu.

 

Araç Parkının Büyümesi Yedek Parça İhtiyacını Artırdı

Türkiye’deki toplam araç sayısı 2020’de 24,2 milyonken, 2025 itibarıyla 28,5 milyona ulaştı. Bu yaklaşık %17,7’lik artış, parça tüketimini doğrudan etkiledi. Motor Aşin verilerine göre, ortalama bir araç yılda 250–350 USD’lik yedek parça ihtiyacı doğuruyor. Bu da pazarın toplam büyüklüğünü 8,55 milyar USD seviyesine çıkardı.

Elektrikli Araçlarla Parça Profili Değişiyor

2025’te araç parkının %3’ünü elektrikli araçlar oluşturuyor. “Egzoz, debriyaj, yağ filtresi gibi geleneksel parçalara olan talep azalırken; batarya, inverter, elektronik modül gibi parçalarda %80’i aşan talep artışı gözleniyor” İfadelerine yer veren Motor Aşin CEO’su Saim Aşçı, “2030’da bu oranın %15’e çıkmasıyla birlikte bu değişimin daha da hızlanacağını öngörüyoruz” dedi.

Yedek Parçada İhracat Hız Kazandı, Dış Ticaret Açığı Azaldı

İhracat verilerine de değinen Aşçı, “2020’de 7,8 milyar USD olan yedek parça ithalatı, 2025 yılında 9,5 milyar USD’ye ulaştı. Buna karşılık, ihracat %35,3 artışla 8,8 milyar USD seviyesine geldi. Böylece dış ticaret açığı 1,3 milyar USD’den 0,7 milyar USD’ye düşerek daha dengeli bir yapı oluştu. Bu gelişme, Türkiye’nin güçlü üretim kabiliyeti ve markalaşma stratejileri sayesinde sağlandı. 2025’te yedek parça ihtiyacının %47’si yerli kaynaklarla karşılanırken, bu oranın 2030’da %55’e ulaşması bekleniyor. Özellikle ön takım, fren sistemleri, aydınlatma ve iç trim parçalarında Türkiye merkezli üreticilerin yatırımları hız kazandı” açıklamasında bulundu.

Tüketici Eğilimleri Değişiyor: Uzun Ömürlü Araç, Kaliteli Parça

Tüketicilerin pandemi sonrası 5 yılda zaman içerisinde sıfır araç temininde yaşadığı zorluklar, mevcut araçlarını daha uzun süre kullanmaya yönlendirdiğini aktaran Aşçı “Bu da bakım ve onarıma olan talebi artırdı. 2024’te otomobil tamir ustalarının iş hacmi %50’ye varan oranda artarken, kullanıcılar orijinal ve sertifikalı parçaya yönelerek bakım kalitesine önem vermeye başladı” değerlendirmesini yaptı ve geri dönüşüm, hurda parça ve sürdürülebilirlik konuları özelinde sektöre çağrıda bulundu.

Motor Aşin CEO’su Saim Aşçı, “Yedek parça sektörü sadece araçlar için değil, ekonomi için de stratejik bir kaldıraçtır. Ar-Ge, yerli üretim ve geri dönüşüm ekosistemi ile bu alanı güçlendirmek zorundayız. Elimizdeki veriler, sadece büyüklüğü değil, derinliği de gösteriyor. Bugün Türkiye’de ortalama araç yaşı 14’ü aştı. Bu yaşlı araç parkı, yedek parçayı sadece bakım değil, aynı zamanda emniyet ve sürdürülebilirlik eksenine taşıyor.” dedi. Ayrıca hurda parça geri dönüşümü konusunda özel sektör, STK ve kamunun birlikte çalışması gerektiğinin altını çizdi.

Continue Reading
Reklam
Reklam
Reklam

En Çok Okunanlar

Copyright © 2020 Ticari Araç Haberleri markası tescilli bir markadır.