Lojistik
Sağlık Lojistik’ten Zahit Sağlık: Gümrüklerde Binaları Veya Parkları Daha Çok Büyüterek İhracat Yapamazsınız
|
İhracat rakamlarının arttığı bir dönem yaşanıyor. Bu sağlıklı gelişmenin desteklenmesi için lojistik sektörünün sorunlarının çözülmesi gerekiyor. Sektörün sorunları ile ilgili görüşlerini almak için euronewsport.com, Sağlık Lojistik’ten Zahit Sağlık ile bir araya geldi. Sorunların çözümü noktasında devleti sağduyuya çağırdı.
Pandemi süreci lojistik sektörünü nasıl etkiledi?
Sanırım bu pandemi sürecinde önemi en çok fark edilen sektörlerden biri lojistik oldu. Özellikle sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı zamanlarda, kapıya teslim hizmetleri vatandaşın kurtarıcısı oldu. Sosyal yaşantımızın durma noktasına geldiği bir zamanda dünya genelinde ticaret devam etti ve sektörümüz paydaşlarına hizmet vermeyi sürdürdü. Ülkemizde lojistik hizmetlerin önemi de bu pandemi sürecinde daha arttı diye düşünüyorum.
Türkiye bu yıl 200 Milyar Dolar’ın üzerinde ihracat hedefliyor. Lojistik sektörü alt yapı olarak bu hızlı ihracat artışına hazır mı?
Bir ürün ister fabrikada üretilsin ister tarlada yetiştirilsin, lojistik sektörü sayesinde tüketiciyle buluşturulur ve ekonomik değeri o zaman oluşur. Türk lojistik sektöründe bir dünya markası olmaya aday firmalar mevcut, gerek yatırımları gerek tecrübe ve birikimleri ile Cumhurbaşkanımızın 500 milyar dolar hedefini gerçekleştirebilecek kapasiteye sahipler. Ancak, bu hedefin önündeki en büyük engel bürokratik zorluklar. Türk ihracat yükü taşıyan bir Türk kamyonu ülkemizi neredeyse 1 haftada zor terk edebiliyor. Bu bekleme süreleri ve gecikmelerle bu ihracat rakamları gerçekleştirilemez.
Fakat yurt dışında da sorunlar var, bugün ticaret savaşları da lojistik sektörünü etkilemiyor mu?
Ticaret savaşları da önümüzdeki günlerde daha da fazla artacaktır. Çünkü bir Çin sorunu var. ABD bile Çin’le baş edemiyor. Onun için Türkiye’nin bürokrasiyi azaltması, transit sürelerini kısıtlaması, gümrüklerde dijital sistemine geçmesi gerekiyor. Türkiye dünyanın merkezinde bulunan bir ülkedir ve bunu fark etmesi gerekiyor. Dünyanın merkezinde bulunarak ihracat pazarlarına en kısa sürede ulaşmak zorundayız.
Türkiye’deki gümrüklerde de sorunlar ifade ediliyor. Çok uzun süre beklemeler yaşanıyor, bu sorun nasıl çözülebilir?
Dünyada çevre kirliliğiyle ilgili yeşil mutabakat var. Temiz bir dünya, temiz bir gelecek ve yeni nesillere de temiz bir yaşam bırakmak istiyoruz. Temiz bir gelecek bırakacaksak Sayın Cumhurbaşkanımızın da üstüne basarak söylediği gibi, herkes elini taşın altına koyacak ve üzerine düşen ne varsa yapacak. Egzoz ve trafik kirliliğini ortadan kaldırmamız gerekiyor. Bir aracı sadece bir imza için böyle bir dijital dünyada bir yerden başka bir yere nakletmeye gerek yok. Bir ihracatçı ürettiği bir malın gümrük işlemlerini yükleme yerinde rahatlıkla yapabilmelidir. Bunu yurt içinde nasıl yapıyorsa yurt dışında da yapabilme kültürünü geliştirmelidir. Bugün Avrupa’da 27 ülke birleşmiş durumda. 27 ülke sadece bir faturayla dolaşıyorlar. Gümrük bulunmuyor. Her ülkenin girdisi ve çıktısını elektronik faturayla takip ediyorsunuz. Bizde Avrupa Birliği’nin bu örneğini alarak bu işlemleri yapabiliriz. Ama biz halen kendi gölgemizden korkuyoruz. Tüccarımızdan korkuyoruz, ürünü üreten şahsa güvenmiyoruz.
İçişleri Bakanlığı gümrükte daha yeni bazı operasyonlar yaptı ve rüşvet ağını ortaya çıkardı.
Dünyada böyle problemler olacaktır. Dijital işlemler böyle problemleri azaltacaktır. Bugün bankacılık sisteminde hepsi dijital neden orada kaçakçılık olmuyor. Çünkü takip ediliyor. Bürokrasi de kaldığınız sürece kaçak sorunu hiçbir zaman eksilmeyecektir. Aksine artacaktır. Bir güvensizlik var doğrudur. Ancak dünyadaki önemli firmalar Türkiye’de bir ürünü üretip Türk gümrüğünde 2-3 gün bekletip Avrupa’ya 7 günde varılmasını istemiyor. Bu nedenle ülkemize yabancı yatırımcı gelmiyor. Bunun başında otomotiv firmaları vardır. Bursa’da üretim yapıp Avrupa’ya 7-8 günde ulaşmasını istemiyor. Ama bu fabrikayı Romanya’da kurarsa, Romanya’dan Avrupa pazarlarına ürün 1 günde ulaşıyor. Bu çok büyük bir sıkıntıdır. Bu sıkıntının en büyük sebebi bürokrasidir.
Yurt dışında lojistik depoları oluşturulması için destek veriliyor, böyle bir yöntemle bu sorunları aşabilir miyiz?
Verilen desteklerin daha büyük olması gerekiyor, çünkü yurt dışındaki yabancı firmalar da kendi devletlerinden ciddi teşvikler, destekler ve muafiyetler alıyor. Bu durumda yabancı lojistik firmalarıyla rekabet etmek çok güç.
Lojistik sektörüne yatırım yapanlara devlette teşvik veriyor, sizde teşvik aldınız mı? Bu çalışmalar yeterli mi?
Hayır, biz bir teşvik almadık. Çünkü söz konusu teşviklerin KDV’sini alıyor devlet, bizim gibi büyük firmaların lojistik yatırımları büyük oluyor, böyle tutarların KDV oranını bir araya getirmek bile zor iş.
Burada en önemli unsur sanırım güven. Fakat Avrupa’ya giden yasaklı maddeler Türkiye üzerinden gittiği iddia ediliyor. Böyle olunca da güven oluşması zorlaşıyor sanırım.
Maalesef ülkemizin adının karıştığı bu tip suçlamalar mevcut. Fakat bu tip kriminal suçların devletlere ve sektörlere mal edilmesini doğru bulmuyorum. Ona bakacak olursanız, son çıkan haberlere göre de havacılık sektörü ciddi töhmet altında kalmıştır. Devletin kurumları kurunun yanında yaşı da yakmak yerine denetleme ve ceza sistemlerini güçlendirerek caydırıcılığı artırması gerekir. Kontrol ve istihbarat sistemini daha güçlendirip yakalanan suçlulara caydırıcı cezai işlemlerin uygulanması bu tip suçların azalmasını ve hatta ortadan kalkmasını sağlar.
Bu konularda lojistik sektörünün de kendini iyi anlatması gerekmiyor mu?
Kesinlikle katılıyorum, bir sektörde en önemli şey örgütlenmek ve iyi temsil edilebilmektir. Sesinizin üst merciler tarafından duyulabilmesi için birlik içinde konuşuyor olmanız gerekir. Maalesef bizim gibi güçlü bir sektörün temsil kabiliyeti, güçlü bir derneği yok, en büyük eksiğimiz bu sanırım.
Ben 12 yıl RODER’de sektör temsilciliği yaptım. Rahmetli Saffet Ulusoy gibi bir duayenin yanında yıllarca çeşitli görevlerde yer aldık. RODER olarak çok büyük işler başardığımıza inanıyorum. RODER olarak hep bir anonim şirket yapısıyla çalıştık, sektör paydaşlarımızla birlikte çeşitli yeniliklere yatırımlar yaptık ve birlikte kazandık. En önemlisi ise bence sektör kazandı. Bugün bu coğrafyadaki en etkin ve kıymetli Ro-Ro hattını kurduk.
Türk lojistik sektörünü diğer ülke taşımacılarıyla rekabet edebilir ve hatta üstünlük sağlayabilir bir seviyeye getirebilmek için hangi yatırım gerekiyorsa proje olarak çalışıp hayata geçirdik.
Mesela Türk taşımacısı yıllarca IRU adında bir şemsiye yapılanmanın AB üyesi ülkeler haricinde üçüncü ülkelere dayattığı TIR karnesi sistemine milyonlarca Euro para ödedi. Bunlar hep ek maliyet olarak bizim rekabet gücümüzü düşürdü. Sonra Saffet Bey ile birlikte dünyanın diğer ülkelerinde ne var ve bizde neden yok, dünyada maliyet ne ise bizdeki maliyet nedir, dedik. Ve Biz RODER olarak Saffet Ulusoy’la beraber ilk elektronik ortamda gümrük beyannamesi hizmetini ülkemize kazandırdık. İsviçre kökenli bir sigorta şirketinin garantisiyle ve dijital ortamın planlamasıyla Türkiye’den yaklaşık 100 milyon Euro’nun yurt dışına gitmesini engelledik ve o dönemde IRU denilen bir tekeli kırdık. Şaşırtıcı taraf ise UND bu projemize karşı çıkarak engellemeye çalışmış ancak başarılı olamamıştı. Türk nakliye sektörünün bu ek maliyetten kurtulması yerine neden IRU’yu korumuşlardı açıkçası anlamak mümkün değildi. Daha şaşırtıcı olan ise RODER- UND birleşmesinde ortak proje olarak kendilerine sunduğumuz bu hizmeti şimdi adını değiştirerek UND kullanmakta ve geçimini bu sistem sayesinde sağlamaktadır.
TOBB bütün gümrükleri yeniledi ve yenileme yaparken daha hızlı bir geçiş olacağına vurgu yapılıyordu. Fakat bugün tersini söylüyorsunuz. Bu durum neden kaynaklanıyor?
Binaları yenilemek, daha gösterişli ve büyük geçiş kapıları inşa etmek, yüzlerce arabalık otopark yapmak çözüm bulmak demek olmuyor, tam tersi yenilenmeyen güncellenmeyen sistem yüzünden o kadar uzun bekleme süreleri oluyor ki, kuyruk olan aracı park ettiriyor ve para alıyor. Kuyruğu bekleyen sürücülere de dükkanlarda alışveriş yaptırıyor ve para kazanıyor.
Bunu gören komşumuz Bulgaristan da aynı sistemi kapının karşı tarafına yapıyor, gelen geçen Türk tırlarından karşılıklı para kazanılıyor. Yoksa geçiş sistemini geliştirelim, bekleme sürelerini yok edelim gibi bir modernleşme girişimleri yok. Yani dışardan çok gösterişli ve düzenli görünen bir sistem ama sistemin içi bomboş, eziyet aynı eziyet.
TOBB bünyesinde lojistik sektörü de temsil ediliyor, orada bu konu gündeme gelmiyor mu?
Evet, temsil ediliyor ve illaki gündeme geliyordur, orada lojistik sektörünün sorunları görüşülüyor olması lazım değil mi? Ama asıl önemli olan söylemek değil dinletebilmek, yaptırım gücü olan temsiliyetler sağlayabilmek ve sadece sektörün yararına çalışmak.
Sağlık Lojistik açısından 2021 yılıyla ilgili bir değerlendirme yapar mısınız?
Biz Sağlık Lojistik olarak, verdiğimiz hizmetin önemini özellikle bu pandemi süresinde çok daha iyi anladık. İnsanlığın atlatmaya çalıştığı bu zor süreçte biz de üzerimize düşen görevleri eksiksiz yerine getirmeye çalıştık. İş olarak zorlayıcı ama yoğun bir yıl diyebilirim.
|
Lojistik
Lojistik Devinden İskandinavya Atağı: TCT Lojistik ve Alpi Danimarka Güçlerini Birleştirdi
Türkiye’nin genç ve dinamik lojistik markası TCT Lojistik, Avrupa operasyon ağını genişletme stratejisi doğrultusunda Alpi Danimarka ile masaya oturdu. Şubat 2026 itibarıyla devreye giren bu iş birliğiyle, İskandinav hattındaki taşımacılık süreçleri tamamen entegre hale getiriliyor.
İskandinavya Taşımacılığında Yeni Dönem: TCT Lojistik ve Alpi Sinerjisi
Kuruluşundan bu yana Avrupa odaklı büyümesini sürdüren TCT Lojistik, karayolu taşımacılığındaki iddiasını bir üst seviyeye taşıyor. Şirketin Karayolu Direktörü Hasan Yeşilyurt, Alpi Danimarka ile hayata geçirilen stratejik ortaklığın detaylarını kamuoyuyla paylaştı.
Yeşilyurt, Danimarka’nın İskandinavya operasyonları için kritik bir merkez olduğunun altını çizerek; “İsveç ve Norveç hatlarındaki güçlü altyapımızı, Danimarka’da yerel bir devle birleştirerek kuzey ağımızı kusursuz hale getirdik” açıklamasında bulundu.
Karşılıklı Temsilcilik ile Uçtan Uca Lojistik Çözümleri
1 Şubat 2026’da resmiyet kazanan anlaşma, iki şirket arasında “tam kapsamlı temsilcilik” modeline dayanıyor. Bu kapsamda:
-
TCT Lojistik; Alpi Danimarka’nın Türkiye’deki tüm ithalat ve ihracat operasyonlarında (yükleme, gümrükleme, depolama) tek yetkili çözüm ortağı oldu.
-
Alpi Danimarka; TCT Lojistik’in Danimarka’daki tüm terminal, iç dağıtım ve gümrük süreçlerini kendi network’ü üzerinden yönetecek.
-
Hız ve Verimlilik: Danimarka’nın Jutland bölgesinde 6 büyük depo ve ofisi bulunan Alpi’nin global ağı sayesinde, teslimat sürelerinde ciddi bir kısalma hedefleniyor.
2025’te %25 Büyüme: Yatırımlar Hız Kesmiyor
Lojistik sektöründe güvenin ancak kontrolle sağlanabileceğine inanan TCT Lojistik, yatırımlarını özmal varlıkları üzerinden yürütüyor. Hasan Yeşilyurt, operasyonel kabiliyetlerini şu verilerle destekledi:
“300’den fazla özmal aracımız ve kendi gümrüklü depolama alanlarımızla süreci doğrudan yönetiyoruz. 2025 yılını %25 büyüme ile tamamlamış olmamız, müşterilerimizin bize olan güveninin bir sonucudur.”
TCT Lojistik’in 2026 Vizyonu: Avrupa’da Yerinde Yapılanma
Geçtiğimiz yıl filosuna 70 yeni araç ekleyen şirket, 2026 yılı için vites yükseltiyor. Stratejik yol haritasında sadece iş ortaklıkları değil, aynı zamanda Avrupa’nın farklı başkentlerinde TCT markasıyla doğrudan ofis açma planları da yer alıyor.
Bu büyüme hamlesiyle birlikte TCT Lojistik, İskandinavya’dan Güney Avrupa’ya kadar uzanan geniş bir koridorda, gümrüklemeden sigortaya kadar her aşamada şeffaf ve güvenilir bir lojistik hizmeti sunmayı taahhüt ediyor.
Lojistik
Çobantur Logistics, köklü mirasıyla geleceği adıyla yazıyor
Uçtan uca çözüm vizyonuyla lojistik sektörüne ilkleri ve yenilikleri kazandıran, köklü geçmişinde “BOLTAS” adıyla güven inşa eden Çobantur Logistics; yarım asra yaklaşan tecrübesiyle geleceğe yeni ismi ve iddialı hedefleriyle yürüyor. Geniş filosu, Türkiye’de 45 bin 500 metrekarelik ve Avrupa’da 12 bin metrekerelik depolama kapasitesiyle gücünü pekiştiren şirket, 2026’da dijital dönüşüm vizyonu doğrultusunda yeniden yapılanırken Almanya’da gerçekleştireceği stratejik satın alma ile operasyonlarını da küresel ölçekte büyütecek. Çobantur Logistics, sektöre yalnızca hizmet değil, geleceğin lojistik ekosistemini sunmayı hedefliyor.
Yarım asra yaklaşan tecrübesiyle lojistik sektörünün köklü markalarından ‘BOLTAS’, artık yoluna ‘Çobantur Logistics’ adıyla devam ediyor. Bugünü yönetmekle yetinmeyen, geleceğin lojistik ihtiyaçlarına da hazır bir yapı kurma hedefiyle dönüşüm hikâyesini başlatan şirket; kontrollü, sürdürülebilir ve güvenilir bir geleceğe ulaşmak için köklerinden aldığı gücü yeni ismine taşıyor. Yenilenen kurumsal kimliğiyle hikâyesini geleceğe aktaran Çobantur Logistics, sektördeki uzun yıllara dayanan tecrübesiyle 50’nci kuruluş yılına yeni yatırım planlamaları ile giriş yapıyor. Çözüm sağlayan servis sağlayıcı rolüyle lojistiğe yön vermeye hazırlanan firma, bu dönüşümle birlikte yalnızca bir isim değil, geleceğin lojistik vizyonunu da ortaya koyuyor.

“Köklerden geleceğe: Çobantur Logistics ile lojistikte yeni bir dönem başlıyor”
Günümüzde hızla değişen dünya düzeni içinde çağa ayak uydurmanın gerek rekabet gerekse kurumsal başarı için kritik rol oynadığını belirten Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, “Bugün lojistik yalnızca taşımacılıktan ibaret değil; üretimden ticarete, ekonomiden teknolojiye kadar tüm akışın merkezinde yer alan stratejik bir güç. Biz de bu gücü geleceğe yön verecek şekilde daha da ileri taşımak için geçmişin köklü mirası üzerine kurulu hikâyemizi, kuruluşumuzun 50’nci yılına doğru adım adım yaklaşırken Çobantur Logistics adıyla sürdürüyoruz. Çünkü biliyoruz ki sağlam kökler, geleceğin en güçlü filizlerini verir. Bazı isimler yalnızca bir marka değildir; zamana direnen bir duruş, hafızalara kazınan bir değer ve yıllar içinde oluşmuş bir güven sözüdür. İşte tam da bu yüzden kendimize, hikâyemize ve köklerimize yeniden sahip çıkıyoruz” dedi.

“Güveninizin sorumluluğunu taşıyoruz”
Bugün atılan her adımın; yeniden doğuşun ve yeniden tanımlanmış bir vizyonun resmi olduğunu vurgulayan Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, geçmişten aldığı güçle geleceği çok daha cesur, kararlı ve sağlam inşa ettiklerini vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti; “Verdiğimiz her sözü ilk günkü netliğiyle tutuyoruz. Güveninizin sorumluluğunu taşıyoruz. Artık adımız yalnızca bir marka değil; tutarlılığın, sürdürülebilirliğin, itibarın ve mirasın sembolü”dedi.
Çobantur Logistics, yalnızca taşımacılık değil; uçtan uca değer yaratan kapsamlı lojistik çözümleri sunuyor. Yurt içinde toplama-dağıtım, limanlardan adreslere konteyner taşıması, gümrüklü/gümrüksüz depolama, depolarda katma değerli işlemler, nakliye ve mal sigortası hizmetleri, proje taşımaları, denizyolu (FCL/LCL) ve havayolu taşımaları, Avrupa içi Europe-to-Europe operasyonları ve Avrupa’daki depolarda sunduğu katma değerli hizmetlerle müşterilerine geniş bir hizmet yelpazesi sağlıyor. 200’e yakın çekici, 500’e yakın römork, 5 lowbed, 6 kamyon ve 2 kamyonetten oluşan filosuyla operasyonlarını sürdüren şirket, yurtiçinde Erenköy’de 13 bin metrekare, Orhanlı’da 8 bin 500 metrekare, Dilovası’nda 18 bin metrekare ve İzmir’de 6 bin metrekare olmak üzere toplam 45 bin 500 metrekarelik depolama alanına sahip. Yurtdışında ise İtalya ve Almanya’daki 6’şar bin metrekarelik depolarıyla hizmet veren Çobantur Logistics, Romanya’da planladığı 6 bin metrekarelik yeni depo yatırımıyla Avrupa’daki varlığını daha da güçlendirmeyi hedefliyor.
2026’da yurt dışında holding yapısı kurarak tüm grup şirketlerini tek çatı altında toplayacak
Jeopolitik zorluklara rağmen lojistik sektörünün büyümeye ve yeni yatırımlara hız kesmeden devam ettiğini vurgulayan Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, şirketin yol haritasını şöyle özetledi: “2026 bizim için yeniden yapılanmanın karşılığını alacağımız ve sürdürülebilir kârlılığı yakalayacağımız bir yıl olacak. Almanya’da gerçekleştireceğimiz stratejik satın alma ile operasyonlarımızı güçlendirirken, yurt dışında kuracağımız holding yapısıyla tüm grup şirketlerimizi tek çatı altında toplamayı hedefliyoruz. Avrupa’daki yatırımlarımızı genişletirken en büyük önceliğimiz, kârlı ve istikrarlı büyümeyi sürdürmek olacak. Çünkü bizim için büyüme yalnızca hacim değil; güvenilir, sürdürülebilir ve şeffaf bir gelecek demek. Bu vizyon doğrultusunda 7/24 track & trace sistemimizi müşterilerimizin kullanımına açarak sektörde şeffaflık adına önemli bir adım attık. Önümüzdeki dönemde odağımız, yalnızca bugünü yönetmek değil; önümüzdeki 5–10 yılın lojistik ihtiyaçlarına hazır bir yapı kurmak olacak.”
Lojistik sektörü 2026’da “fırsatlar” ve “riskler” ile karşı karşıya
Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, lojistik sektörünün Türkiye ekonomisinde hizmet ihracatının lokomotiflerinden biri haline geldiğini vurgulayarak 2026 yılına dair yol haritasını da paylaştı. Çobanoğlu, ülkenin stratejik konumunun transit taşımacılık, entegre lojistik çözümleri ve katma değerli hizmetler açısından önemli fırsatlar sunduğunu, buna karşılık küresel ticaretteki dalgalanmalar ve finansmana erişim gibi risklerin dikkatle yönetilmesi gerektiğini belirtti. Geleceğin lojistiğinin veri odaklı ve otomatikleşmiş sistemler üzerine kurulduğunu ifade eden Çobanoğlu, dijitalleşme, otomasyon ve yapay zekânın sektörün dönüşümü için vazgeçilmez olduğunu söyledi.
Şirketler için yeni bir çağın kapılarını aralayan bu dönüşümün merkezinde ise kuşkusuz “yeşil lojistik” bulunuyor. Çobanoğlu, lojistiğin artık yalnızca taşımacılık değil; sürdürülebilirlik, verimlilik ve toplumsal sorumlulukla bütünleşen bir vizyon olduğunu vurgulayarak, Çobantur Logistics’in uzun süredir bu anlayışı işinin merkezine koyduğunu ifade etti. “Bizim için yeşil lojistik yalnızca bir iş modeli değil; gelecek nesillere bırakacağımız en değerli miras. Yolculuğumuz, sektörün dönüşümüne öncülük etmek, müşterilerimize daha fazla değer yaratmak ve dünyayı birlikte korumak üzerine kurulu. Çünkü biliyoruz ki lojistik yalnızca ürün değil, geleceği de taşır” dedi.
Bu vizyon doğrultusunda şirket, çevresel etkileri azaltmayı tüm operasyonlarının merkezine koyuyor. Stratejik bir kararla filosundan çıkardığı eski nesil çekici ve taşıma ünitelerini 2026 yılında 250 yeni dorse ile yenileyecek olan Çobantur Logistics, karbon ayak izini azaltma hedeflerine de hızla yaklaşıyor. Ofis ve depolarında “Sıfır Atık Yönetim Sistemi” ile geri dönüştürülebilir atıkları ayrıştırarak daha temiz bir miras bırakmayı amaçlayan şirket, geleceğe yönelik yatırımlarını güneş enerjili tesisler ve dijitalleşme odaklı projeler üzerine kuruyor. Çobanoğlu son olarak, hedeflerinin netliğini ortaya koyarak bunu ‘sektörün dönüşümüne öncülük etmek’ olarak aktarıyor.
Blog
Yedek Parça Sektöründe Rekor Büyüme!
Yeni Bakım Alışkanlıkları ve Araç Parkının Yaşlanması Yedek Parçayı Otomotivin Merkezine Aldı”
Otomotiv sektöründe yaşanan dönüşümün en güçlü etkilerinden biri, yedek parça ve bakım pazarında kendini gösteriyor. Motor Aşin CEO’su Saim Aşçı, sektördeki hızlı büyümeye dikkat çekerek, “Yedek parça artık sadece bir ihtiyaç değil, stratejik bir yatırım” dedi. 2020’de 24,2 milyon olan araç parkı 2025’te 28,5 milyona çıkarak %17,7 büyüme gösterdi. Bu büyüme, yılda ortalama 300 USD parça ihtiyacıyla birleşince yedek parça pazarında 1,3 milyar USD’lik ek potansiyel oluşturdu.
Araç Parkının Büyümesi Yedek Parça İhtiyacını Artırdı
Türkiye’deki toplam araç sayısı 2020’de 24,2 milyonken, 2025 itibarıyla 28,5 milyona ulaştı. Bu yaklaşık %17,7’lik artış, parça tüketimini doğrudan etkiledi. Motor Aşin verilerine göre, ortalama bir araç yılda 250–350 USD’lik yedek parça ihtiyacı doğuruyor. Bu da pazarın toplam büyüklüğünü 8,55 milyar USD seviyesine çıkardı.
Elektrikli Araçlarla Parça Profili Değişiyor
2025’te araç parkının %3’ünü elektrikli araçlar oluşturuyor. “Egzoz, debriyaj, yağ filtresi gibi geleneksel parçalara olan talep azalırken; batarya, inverter, elektronik modül gibi parçalarda %80’i aşan talep artışı gözleniyor” İfadelerine yer veren Motor Aşin CEO’su Saim Aşçı, “2030’da bu oranın %15’e çıkmasıyla birlikte bu değişimin daha da hızlanacağını öngörüyoruz” dedi.
Yedek Parçada İhracat Hız Kazandı, Dış Ticaret Açığı Azaldı
İhracat verilerine de değinen Aşçı, “2020’de 7,8 milyar USD olan yedek parça ithalatı, 2025 yılında 9,5 milyar USD’ye ulaştı. Buna karşılık, ihracat %35,3 artışla 8,8 milyar USD seviyesine geldi. Böylece dış ticaret açığı 1,3 milyar USD’den 0,7 milyar USD’ye düşerek daha dengeli bir yapı oluştu. Bu gelişme, Türkiye’nin güçlü üretim kabiliyeti ve markalaşma stratejileri sayesinde sağlandı. 2025’te yedek parça ihtiyacının %47’si yerli kaynaklarla karşılanırken, bu oranın 2030’da %55’e ulaşması bekleniyor. Özellikle ön takım, fren sistemleri, aydınlatma ve iç trim parçalarında Türkiye merkezli üreticilerin yatırımları hız kazandı” açıklamasında bulundu.
Tüketici Eğilimleri Değişiyor: Uzun Ömürlü Araç, Kaliteli Parça
Tüketicilerin pandemi sonrası 5 yılda zaman içerisinde sıfır araç temininde yaşadığı zorluklar, mevcut araçlarını daha uzun süre kullanmaya yönlendirdiğini aktaran Aşçı “Bu da bakım ve onarıma olan talebi artırdı. 2024’te otomobil tamir ustalarının iş hacmi %50’ye varan oranda artarken, kullanıcılar orijinal ve sertifikalı parçaya yönelerek bakım kalitesine önem vermeye başladı” değerlendirmesini yaptı ve geri dönüşüm, hurda parça ve sürdürülebilirlik konuları özelinde sektöre çağrıda bulundu.
Motor Aşin CEO’su Saim Aşçı, “Yedek parça sektörü sadece araçlar için değil, ekonomi için de stratejik bir kaldıraçtır. Ar-Ge, yerli üretim ve geri dönüşüm ekosistemi ile bu alanı güçlendirmek zorundayız. Elimizdeki veriler, sadece büyüklüğü değil, derinliği de gösteriyor. Bugün Türkiye’de ortalama araç yaşı 14’ü aştı. Bu yaşlı araç parkı, yedek parçayı sadece bakım değil, aynı zamanda emniyet ve sürdürülebilirlik eksenine taşıyor.” dedi. Ayrıca hurda parça geri dönüşümü konusunda özel sektör, STK ve kamunun birlikte çalışması gerektiğinin altını çizdi.
-
Otomobil4 hafta önceKURALLARI YIKAN YENİ DACIA MODELİNİN İSMİ AÇIKLANDI: STRIKER
-
Sektörel4 hafta önceShell Madeni Yağlar, Euromaster Türkiye’nin Motor Yağı Tedarikçisi Oldu
-
Kamyon-Çekici4 hafta önceMertrucks, Scania Yetkili Satıcı Hizmetine Teslimatla Başladı
-
Otomotiv Sektörü2 hafta önceOpel 10 Yıl Aranın Ardından Paris Otomobil Fuarı’na Geri Dönüyor!
-
Blog2 hafta önceMAN Truck & Bus’tan Avrupa servis ağına 300 milyon Euro’luk yatırım
-
Araba Bakımı2 hafta önceVolvo Trucks Hadımköy Servisi, Orta Doğu ve Türkiye’de Bronz Sertifika Alan İlk Distribütör Servisi Oldu!
-
Kamyon-Çekici2 hafta önceYeni Aslan Kral: MAN, 250 Tonluk Dev Çekicisini Tanıttı

