Blog
Türk Otomotiv Sanayi, Krizle Mücadele Ederken Bile Sektörün Geleceği İçin Yatırımları İhmal Etmemeli!
Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) tarafından bu yıl onuncusu düzenlenen Bakım Konferansı, “Güvenilirlik Merkezli Bakım” temasıyla düzenlendi. Üretimde sürekliliğin öneminin altını çizmek ve mesleki anlamda gelişmeyi sağlamak amacıyla düzenlenen konferansta alanında uzman 11 konuşmacı sunum gerçekleştirdi. Konferansın açılış konuşmasını yapan TAYSAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Berke Ercan, Türkiye otomotiv sektörünün mevcut durumu ve geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin otomotiv ihracatının yüzde 67’sinin Avrupa pazarına yapıldığını vurgulayan Ercan, Avrupa Birliği’ndeki ekonomik daralmanın sektöre etkilerini şu sözlerle ifade etti: “AB pazarındaki daralma, sektörümüzü doğrudan etkiliyor. Buna ek olarak, Türkiye’deki ekonomik koşullar da bu etkileri derinleştiriyor. Geçen yıldan bu yana sektörde ağırlaşan bir dönem içerisindeyiz. 2025 yılında bu baskının bir miktar daha artmasını bekliyoruz. Ancak, 2026’nın ortasından itibaren şartların tekrar stabilize olacağını öngörüyoruz. Zorlu bir süreçten geçiyoruz, ancak bu süreci aşarken geleceğimizi feda etmemeliyiz.” Berke Ercan, sektördeki bu zorlu dönemin planlı bir şekilde aşılacağına dikkat çekerek, şu değerlendirmelerde bulundu: “Bugünün sıkıntıları, geleceğe hazırlanmayı engellememeli. Sektör olarak önümüzdeki dönemde verimliliğe, otomasyona ve proses iyileştirmelerine daha fazla odaklanacağız. Bunun yanı sıra, güvenilirlik merkezli bakım yaklaşımlarıyla sürdürülebilir bakım faaliyetlerini hayata geçirirken, dijital ve yeşil dönüşüm ile enerji verimliliği çalışmalarını da ihmal etmemeliyiz.
Türkiye’de 530’un üzerinde üyesi ile Türk otomotiv tedarik sanayinin tek temsilcisi olan Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) 10. Bakım Konferansı İstanbul’da yoğun ilgiyle gerçekleştirildi. Bakımın önemini vurgulamak ve mesleki anlamda gelişmeyi sağlamak amacıyla gelenekselleşen Türkiye’nin tek sektörel bakım konferansında bu yıl, “Güvenilirlik Merkezli Bakım” konusu ele alındı. 11 sektör profesyonelinin konuşmacı olarak yer aldığı konferansta, sektördeki iyi uygulama örneği de katılımcıların dikkatine sunuldu.
Türkiye bu zorlu dönemi de aşacak!
Konferansın açılışında konuşan TAYSAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Berke Ercan, sektörün geçtiğimiz yıl başlayan ve 2025 hatta 2026 yılında da devam etmesi beklenen bazı sıkıntılar içerisinde olduğunu söyledi. Otomotivde hem ana hem de tedarik sanayisinin gerçekleştirdiği ihracatın yüzde 67’sinin Avrupa’ya yapıldığını ifade eden Berke Ercan, “AB pazarındaki daralma, sektörümüzü doğrudan etkiliyor. Buna ek olarak, Türkiye’deki ekonomik koşullar da bu etkileri derinleştiriyor. Geçen yıldan bu yana sektörde ağırlaşan bir dönem içerisindeyiz. 2025 yılında bu baskının bir miktar daha artmasını bekliyoruz. Ancak, 2026’nın ortasından itibaren şartların tekrar stabilize olacağını öngörüyoruz.Normalde işlerimiz çok yoğunken, teknik bölümlerimiz fabrikayı, makinalarımızı, ekipmanlarımızı ayakta tutmaya ve üretimi sürdürmeye biraz daha odaklanırlar. Fakat önümüzdeki dönemde bu seviyede bir iş yoğunluğu yaşamayacağımız için bu defa başka fonksiyonlara odaklanmamız gerekiyor. Bunların en önemlilerinden bir tanesi verimlilik olacak. Yani verim artırma, kapasite artırma, proses zamanlarımızı düşürme, kalitede iyileştirme gibi faaliyetlerin biraz daha ağırlık kazanması lazım” dedi. “Sektör olarak zorlu bir dönemin içerisinden geçiyor olsak da bu zorlu döneme geleceği feda etmemeliyiz” diyen Berke Ercan, şöyle devam etti: “Çünkü bu dönem de aşılacak. Ben iş hayatımda sanıyorum 6’ncı kriz veya sıkıntılı dönemle karşılaştım. Sizler de defalarca karşılaşmışsınızdır. Bugünler de geçecek. Biz Türkiye olarak çok daha esneğiz, daha hızlı hareket edebiliriz, adapte oluruz. Karakterimiz öyle, yapımız öyle. Daha hızlı reaksiyon gösteririz. O nedenle bu dönemi de aşacağımıza eminim. Aştığımız zaman da önümüzde yine bizi bekleyen yapılacak pek çok iş olacak. Şimdi o döneme olan hazırlıkları, bu kısa dönemdeki sıkıntılar yüzünden ihmal etmemeliyiz. O hazırlıkların en önemlilerinden bir tanesi de ikiz dönüşüm. İkiz dönüşüm, bir taraftan yeşil dönüşüm bir taraftan da ondan önce başlayan,Türkiye’de daha çok endüstri 4.0 olarak kullanılan ancak bizim otomotiv sektöründe dijital dönüşüm olarak adlandırılan dönüşümün birlikteliği.Her ne kadar yeşil dönüşüm için otomotiv sektörü seçilmiş beş temel sektörün içerisinde olmasa da biz de çalışmalara hemen, diğer sektörlerde olduğu gibi başlamak durumundayız. Yeşil dönüşüm tarafı çok önemli, enerji verimliliği tarafı çok önemli, bir taraftan da dijital dönüşüm çok önemli. Dijital dönüşümün aslında tüm süreçlerimizle ilgisi var. Sadece sağlam makine, ekipman değil, lojistik süreçlerimiz, satın alma süreçlerimiz, satış süreçlerimiz, kalite süreçlerimiz, mühendislik, Ar-Ge, mali işler… Sektör olarak verimliliğe odaklanacağız, otomasyona odaklanacağız, proseslerimizi iyileştireceğiz, bunlar öne çıkan konular olacak.”
Sektörler arası kıyaslama yapıldı!
TAYSAD 10. Bakım Konferansı’nın açılışının ardından, Tezmaksan Kurumsal Müşteri Yönetimi Danışmanı Yalçın Paslı, “Bakımın Tarihçesi” isimli bir sunum yaptı. Sonraki program ise, Oyak Horse Bakım Departmanı Müdürü Salih Kara’nın “Güvenilirlik Merkezli Bakımda Kritik Varlıkları Tanımlama” başlığı altında gerçekleştirildi. Programın öğleden önceki son paneli, “Güvenilir Bakımda Doğru Strateji” oldu. Moderatörlüğünü Premium Eğitim ve Danışmanlık Yönetim Danışmanı Cenk Çukacı’nın üstlendiği programda, ABB Servis Müdürü İbrahim Murad, Hayat Kimya Global Opex Müdürü Vedat Serdar Çalışkan ve Kanca Elektrik & Otomasyon Bakım Müdür Yardımcısı Kerim Özkan panelist olarak yer aldı. Konferansın ikinci bölümü, Senkronize Mühendislik AŞ CTO’su Dr. Doruk Merdol’un “İmalatta Güvenilirlik Merkezli Bakım ve Kestirimci Bakım Yaklaşımı” isimli sunumuyla başladı. Ardından BOSCH Ekipman, Bakım ve Teknik Servis Yöneticisi İrem Uçan, “RCM ile Bütünleşik İyi Uygulama Örneği”ni katılımcılarla paylaştı. Sektörler Arası Kıyaslama bölümü ise “Hava Aracı ve Motor Bakımı” başlığı altında Koç Holding Havacılık Bakım Müdürü Akif Güngören ve Bakım Müdür Yardımcısı İlker Avcı’nın sunumuyla gerçekleştirildi. Panel ve sunumların ardından konferans, TAYSAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Bakım Çalışma Grubu Lideri Selçuk Demirok’un Bakım Rehberi 2 el kitabını tanıttığı kapanış konuşmasıyla sona erdi.
Blog
Ford Trucks’tan Türkiye’nin En Kapsamlı Ağır Ticari Yeşil Dönüşüm Planı
Ford Otosan’dan Ford Trucks için Avrupa odaklı stratejik dönüşüm: Eskişehir’de geleceğin kamyon teknolojileri için dönüşüm planı
Otomotiv sektörünün lider şirketi Ford Otosan, global ağır ticari araç markası Ford Trucks’ın Avrupa’daki büyümesini güçlendirmeye kararlı bir şekilde devam ediyor. Şirket, bu büyümeyi destekleyecek üretim ve teknoloji altyapısını Türkiye’de derinleştirmeye odaklanıyor. Eskişehir’de hayata geçirilmesi planlanan Kamyon Yeşil Dönüşüm Projesi ile mevcut üretim ve mühendislik altyapısının; elektrikli, hidrojenli ve yeni nesil içten yanmalı teknolojileri kapsayacak şekilde kademeli olarak geliştirilmesi hedefleniyor. Proje ile farklı güç aktarma teknolojilerini aynı tesis içinde geliştirebilen ve üretebilen esnek ve güçlü bir yapı oluşturulması amaçlanıyor.
Ford Otosan, bugün Türkiye’de ağır ticari araçlar için hem motor hem şanzıman geliştiren ve üreten tek üretici konumunda bulunuyor. Şirket, sahip olduğu bu yetkinliği yeni nesil güç aktarma teknolojileriyle genişleterek, ağır ticari araç üretiminde teknolojik derinliğini bir üst seviyeye taşımayı hedefliyor.
Bu yaklaşım, Ford Trucks’ın Avrupa’daki büyümesini desteklerken Türkiye’de ağır ticari araç üretiminde teknoloji ve üretim sofistikasyonu açısından en ileri noktadaki konumunu daha da güçlendirmeyi amaçlıyor. Aynı zamanda daha yüksek katma değerli üretim ve daha nitelikli istihdam yaratılması da bu dönüşümün temel hedefleri arasında yer alıyor.
Türkiye’nin en kapsamlı ağır ticari yeşil dönüşüm planı
Bu kapsamda, Euro-7 emisyon standartlarına uyum, sıfır emisyonlu araç üretimi ve Avrupa Birliği Doğrudan Görüş Regülasyonu’na uygun yeni kabin dönüşümünü içeren projeler için yapılan teşvik başvurusu uygun bulunarak Proje Bazlı Devlet Yardımı kapsamında desteklenmesine karar verildi.
Proje Bazlı Devlet Yardımına konu tutar 31.389.000.000 TL olup, onaylanan teşvik çerçevesinde, söz konusu dönüşüm projeleri kapsamında 2031 yılı sonuna kadar ilgili yatırımların yapılması ve yaklaşık 500 kişilik ek istihdam sağlanması öngörülüyor. Yatırımların, pazarın gelişimi, teknolojik dönüşümün seyri ve altyapı hazırlıkları doğrultusunda 2026 ve izleyen yıllarda kademeli olarak gerçekleştirilmesi planlanıyor. Projelerin tamamına ilişkin nihai yatırım kararları ise devam eden fizibilite ve değerlendirme süreçlerine bağlı olarak şekillenecek.
Emrah Duman: “Türkiye’deki mühendislik gücümüzü rekabetçi ürünlere dönüştürürken sektörde sürdürülebilirlikte de söz sahibi olmayı hedefliyoruz.”
Ford Trucks Lideri Emrah Duman konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: Ford Trucks’ın Avrupa’daki büyümesini uzun vadeli bir teknolojik dönüşüm vizyonuyla ele alıyoruz. Eskişehir’de planladığımız bu yatırım, farklı güç aktarma teknolojilerini aynı üretim ve mühendislik ekosistemi içinde geliştirebilen bir yapı oluşturma hedefimizin önemli bir parçası.
Ağır ticari araçlarda dönüşüm aşamalı ilerleyen bir süreç. Elektrikli, hidrojenli ve gelişmiş içten yanmalı motor teknolojilerini birlikte ele alıyor, farklı kullanım ihtiyaçlarına uygun çözümler geliştiriyoruz. Bu yaklaşım, Ford Trucks’ın geleceğin taşımacılık ihtiyaçlarına hazır olmasını sağlıyor ve küresel rekabet gücünü destekliyor. Türkiye’deki mühendislik gücümüzü rekabetçi ürünlere dönüştürürken sektörde sürdürülebilirlikte de söz sahibi olmayı hedefliyoruz. Bu projeyi ilk aşamasından itibaren sahiplenerek destekleyen T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımıza teşekkür ederiz.”
Yeni nesil güç aktarma teknolojileri aynı geliştirme altyapısında ele alınıyor.
Ford Otosan Eskişehir Fabrikası’nda planlanan dönüşüm kapsamında; elektrikli kamyonlar, hidrojen bazlı güç sistemleri, Euro-7 uyumlu yeni nesil motorlar ve yeni kabin mimarileri birlikte ele alınıyor. Bu yapı, farklı teknolojilerin tek bir hatta toplanmasından ziyade, aynı üretim ve mühendislik altyapısı içinde esnek şekilde geliştirilebildiği ve ölçeklenebildiği bir model sunuyor.
Bu yönüyle proje, Türkiye’de ağır ticari araç segmentinde yeni nesil güç aktarma teknolojilerinin birlikte ele alındığı en kapsamlı dönüşüm çalışmalarından biri olarak öne çıkıyor. Aynı zamanda Ford Trucks’ın kendi mühendislik gücüyle geliştirdiği teknolojilerin Avrupa pazarına güçlü şekilde sunulmasını destekliyor. Proje ile birlikte Ar-Ge kapasitesinin artırılması, yeni teknoloji alanlarında uzmanlık geliştirilmesi ve yerli tedarik zincirinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Bu yaklaşım, Türkiye’de daha yüksek katma değerli üretimin yaygınlaşmasına katkı sağlarken Ford Trucks’ın küresel ölçekte daha güçlü bir oyuncu olmasını destekliyor.
Blog
MAN Truck & Bus’tan Avrupa servis ağına 300 milyon Euro’luk yatırım
MAN Truck & Bus, Avrupa genelinde servis ağını büyütmek ve modernize etmek için 300 milyon Euro’luk yatırım programını hayata geçiriyor. MAN tarihinin Avrupa servis ağına yönelik en büyük yatırım programında bütçenin üçte biri e-mobilite, dijitalleşme ve hizmet kalitesinin geliştirilmesine ayrıldı. Bu yatırımla birlikte müşterilerin servis noktalarına erişim sürelerinin kısaltılması ve hizmet standartlarının Avrupa genelinde en üst seviyeye taşınması hedefleniyor.
MAN, bu yatırım programı kapsamında stratejik bir pazar olarak gördüğü Türkiye’de ise servis altyapısını güçlendirmek amacıyla yaklaşık 8 milyon Euro tutarında bir yatırım yapacak.
MAN Truck & Bus SE, Avrupa genelindeki satış ve servis ekosistemini güçlendirmek amacıyla kapsamlı bir yatırım çalışması açıkladı. 2030 yılına kadar tamamlanacak 300 milyon Euro’luk bu program; yeni merkezlerin inşasından mevcut lokasyonların teknolojik modernizasyonuna, bölgesel erişilebilirliğin optimize edilmesinden servis kalitesinin daha da yükseltilmesi ve ağın elektrikli mobiliteye tam uyumuna kadar geniş bir alanı kapsıyor.
Yıl başında duyurulan “MAN2030+” programıyla maliyet verimliliğini artıran MAN, elde edilen kaynakla da büyüme ve inovasyon alanlarında daha güçlü yatırımlar gerçekleştiriyor. Avrupa genelinde yaklaşık 1.200 lokasyonda 7.000 kişilik dev bir ekiple hizmet veren MAN, müşterilerine 7 günü 24 saat kesintisiz destek sunuyor. Ayrıca 2.000’den fazla servis merkezi ve iş ortağı, MAN Mobile24 arıza ve mobilite hizmeti aracılığıyla da müşterileri için operasyonel devamlılık sağlıyor.
MAN’dan, Türkiye’deki servis ağına 8 milyon Euro’luk yatırım
MAN’ın Türkiye’deki servis ve satış ağı ise bu stratejik yatırım programının önemli bir parçasını oluşturuyor. MAN’ın halihazırda Türkiye genelindeki 33 adet servis ve satış noktasında yaklaşık 1000 çalışan görev yapıyor.
MAN, Avrupa’daki yatırım atağı kapsamında Türkiye’de yaklaşık 8 milyon Euro tutarında servis yatırımı yapmayı planlıyor. Bu yatırımla Marmara, Ege ve Güneydoğu Anadolu gibi Türkiye’nin farklı bölgelerinde yeni servis noktalarının devreye alınması hedefleniyor.
Friedrich Baumann: “Güçlü marka, güçlü servis ağı gerektirir”
MAN Satış ve Müşteri Çözümleri Yönetim Kurulu Üyesi Friedrich Baumann, şirketin yeni servis yatırımlarıyla ilgili şunları söyledi:
“Güçlü bir marka, güçlü bir hizmet ağına ihtiyaç duyar. Biz buna sahibiz ve şimdi bunu daha da ileri taşıyoruz. Satış ekiplerimizin yanı sıra servislerimiz de müşterilerimiz için markamızın en önemli temsilcileridir. Bu ağı daha da genişletmek için önümüzdeki yıllarda bu alana yoğun yatırım yapacağız. Ürün, hizmet ve kaliteyi bir araya getiren yaklaşımımız, yeni rakiplerin ortaya çıktığı bir dönemde bizi daha da farklılaştıracak. Amacımız, sürdürülebilir bir oyuncu olarak konumumuzu daha da güçlendirmek.”
“Hedefimiz Avrupa’da 30 dakikada servise erişim”
Baumann sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ticari araç sektörü, binek otomobil pazarına kıyasla çok daha karmaşık ve hizmet yoğun bir yapıya sahiptir. Araçların günlük kullanılabilirliği müşterilerimizin iş sürekliliği açısından kritik önemde olduğundan müşterilerimize yakın olmak ve birinci sınıf hizmet sunmak büyük önem taşıyor.
Önümüzdeki dönemde müşterilerin servis noktalarına ulaşmak için katetmesi gereken mesafeleri daha da kısaltacağız. Hedefimiz Avrupa’da, müşterilerimizin yaklaşık yüzde 80’inin en yakın MAN servis noktasına 30 dakikadan daha kısa sürede ulaşabilmesini sağlamak. 2030 yılına kadar da Almanya, Avusturya ve İsviçre’nin yanı sıra Fransa, İngiltere, İtalya, İspanya, Polonya ve Türkiye gibi pazarlarda bu erişim seviyesine ulaşmayı öngörüyoruz. Lojistik gereksinimlerinin yüksek olduğu bölgelerde yeni servis üsleri oluşturmak da bu stratejinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Bu ülkelerde yılda ortalama yedi yeni şube devreye alıyoruz.”
Yatırımın üçte biri e-mobilite ve dijitalleşmeye
Geleceğin taşımacılık teknolojilerine hazırlanan MAN, satış ve servis noktalarını sürdürülebilir mobiliteye uyumlu hale getirmek için kapsamlı bir dönüşüm yürütüyor. 2026 yılına kadar mevcut satış ve servis noktalarının üçte ikisinin e-mobiliteye hazır hale getirilmesi amaçlanıyor. Toplam yatırımın yaklaşık 100 milyon Euro’luk bölümü, doğrudan e-mobilite ve dijital dönüşüm çalışmalarına ayrılıyor.
Bu kapsamda Avrupa genelinde satış temsilcilerinden yüksek gerilim teknisyenlerine kadar yaklaşık 8.000 çalışan, e-mobilite alanında kapsamlı eğitim programlarından geçiriliyor.
Bu çerçevede Almanya, İspanya, Belçika, Avusturya ve İtalya’da faaliyet gösteren batarya onarım merkezlerinin 2030 yılına kadar tüm Avrupa pazarlarını kapsayacak şekilde genişletilmesi hedefleniyor.
Ayrıca enerji şirketi E.ON ile gerçekleştirilen iş birliği sayesinde Avrupa genelinde 125’i Almanya’da olmak üzere toplam 170 lokasyonda 400’e kadar halka açık şarj noktasının kurulması da bu sürecin önemli bir ayağını oluşturuyor.
Bununla birlikte sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda servis noktalarının altyapısını dönüştürmeyi sürdüren MAN, özellikle fotovoltaik enerji sistemleri, LED aydınlatma çözümleri ve modern ısıtma sistemleriyle enerji verimliliğinin artırıyor.
Aynı zamanda servis süreçlerinin dijitalleşmesini de hızlandıran MAN, iPad tabanlı sistemler ve yapay zekâ destekli uygulamalarla daha yüksek verimlilik ve şeffaflık sunuyor.
Blog
TürkTraktör 2025 Yılı Üçüncü Çeyrek Finansal Sonuçlarını Açıkladı
Türkiye’nin tarım mekanizasyonundaki lider firması TürkTraktör, 2025 yılı üçüncü çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı. TürkTraktör yılın ilk dokuz ayında 21 bin 244 adet traktörü banttan indirirken, Türkiye’deki traktör üretiminin yüzde 62’sini, ihracatının ise yüzde 73’ünü karşıladı. TürkTraktör’ün 2025 üçüncü çeyrek finansal verileri doğrultusunda net kârı 917 milyon TL, toplam cirosu 39 milyar 220 milyon TL ve FAVÖK marjı ise yüzde 10,3 olarak gerçekleşti.
TürkTraktör, 2025 yılının geride kalan 9 aylık bölümünde yurt içi pazara 12 bin 568 adet traktör satışı yaparken ihracatta ise 8 bin 164 adede ulaştı. Türkiye traktör pazarı ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 36’lık daralmayla 30 bin 92 adet olarak gerçekleşti. Eylül sonu itibarıyla Türkiye traktör pazarında New Holland ve Case IH markaları ile toplam yüzde 41,1’lik payı olan TürkTraktör, liderliğini kesintisiz olarak 18 yıldır sürdürüyor.
Üçüncü çeyrek finansal sonuçlarını değerlendiren TürkTraktör Şirket Lideri Matthieu Séjourné, “Sektördeki zorlu dinamikler ve geçtiğimiz yıla göre yüzde 36’lık daralmaya rağmen TürkTraktör olarak liderliğimizi istikrarlı bir şekilde sürdürüyoruz. New Holland ve Case IH markalarımızla Türkiye’deki üretimin yüzde 62’sini, ihracatın ise yüzde 73’ünü karşılamak büyük bir gurur vesilesi. Yıl sonuna yaklaşırken, elde ettiğimiz sonuçlarda büyük pay sahibi olan TürkTraktör ailesine, ürünlerimize ilgi gösteren çiftçilerimize ve tüm paydaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum” dedi.

