Connect with us

Lojistik

UTİKAD, Lojistik Sektörü İçin Eşsiz Rapor Sundu

Türkiye lojistik sektörünün temel çerçevesini çizmek, sektör paydaşları, üniversiteler ve basın kuruluşları için sektöre yönelik referans kaynağı olmak, Türkiye’nin dış ticaretinde taşıma modlarının payına ve gelişimine yönelik bilgi vermek amacıyla hazırlanan raporda dikkat çeken başlıklar ise şöyle:

KORONAVİRÜS PANDEMİSİ BELİRSİZLİK YARATTI

2020 yılına damgasını vuran koronavirüs pandemisinin olumsuz etkilerinin hissedildiği sektörlerin başında küresel lojistik sektörü gelmektedir. Çin’deki üretim faaliyetlerinin durdurulması ve yavaşlatılması Çin odaklı küresel arz-talep dengesi üzerinde daha önce benzeri görülmemiş bir baskı yarattı. Hammadde tedariki konusunda dünya ekonomilerinin daha önce nispeten sorunsuz işleyen küresel tedarik zinciri sayesinde ithal girdi ihtiyaçları ile hedef pazarlarının talepleri öngörülebilir ve planlanabilir iken, koronavirüs pandemisinin getirmiş olduğu belirsizlik tedarik zincirinin üreticiler, dağıtıcılar, alıcılar, lojistik hizmet sağlayıcılar, depocular vb. gibi unsurlarını geciken sevkiyatlar, artış gösteren lojistik maliyetler ve finansal mutabakatlardaki gecikmeler sebebiyle öngörülmesi ve planlanması zor bir süreç ile karşı karşıya bıraktı.

Taşınan malların değeri bazında son 10 yıllık dönemde denizyolu taşımacılığı hem ithalatta hem de ihracatta en büyük paya sahiptir. Karayolu taşımacılığı Türkiye’nin dış ticaret taşımalarında değer bazında ikinci sırayı almaktadır. Taşıma türleri arasında Türkiye’nin dış ticaret faaliyetlerinde değer bazında havayolu taşımacılığı üçüncü sırada gelmektedir. Demiryolu taşımacılığı Türkiye’nin dış ticaretinde en düşük paya sahip taşıma türüdür. Değer bazında olduğu gibi ağırlık bazında da denizyolu taşımacılığı önde gelmektedir. Karayolu taşımacılığının ithalattaki payı 2016 sonrası yaklaşık yüzde 4 seviyelerindedir. Demiryolu taşımacılığı Türkiye’nin hem ithalatında hem de ihracatında son 10 yıllık dönem içerisinde ağırlık bazında %1’den az paya sahiptir. Havayolu taşımacılığı kısıtlı kapasite sebebiyle Türkiye’nin dış ticaretinde ağırlık bazında en az paya sahip taşımacılık türüdür.

Türkiye’nin dış ticaretinde son 10 yıllık dönem içerisinde 2013 yılında en büyük dış ticaret hacmine ulaşıldı. 2017 yılı hariç olmak üzere ihracat-ithalat farkı azalma eğilimindedir. 2011 yılında ihracatın ithalatı karşılama oranı sadece yüzde 56 iken bu oranın 2019 yılı sonunda yüzde 84,6’ya yükseldi. AB harici ülkeler ile birlikte 2019 yılı sonu Avrupa’ya ihracat tüm ihracatın yüzde 56’sını oluşturmakta iken 2020 yılının ilk üç çeyreği sonunda Avrupa’ya yapılan ihracat tüm ihracatın yüzde 55’ini oluşturdu.

Avrupa ülkelerini 2019 yılında yüzde 19 ve 2020 yılının ilk üç çeyreği sonunda yüzde 18 ile Yakın ve Orta Doğu ülkeleri takip etmektedir. AB harici Avrupa ülkelerinden 2019 yılında yapılan ithalat tüm ithalatın yüzde 18’ini teşkil ederken bu oran 2020 yılının ilk üç çeyreği sonunda yüzde 16’ya geriledi. Yakın ve Orta Doğu ülkelerinden yapılan ithalat 2019 yılında tüm ithalatın yüzde 8’ini oluştururken bu oran 2020 yılının ilk üç çeyreği sonunda yüzde 10’a yükseldi. 2020 yılının ilk üç çeyreği sonunda Türkiye’nin ihracat gerçekleştirdiği ilk 20 ülkenin toplam ihracat içerisindeki payı yaklaşık yüzde 66, ithalat yapılan ilk 20 ülkenin toplam ithalattaki payı ise yaklaşık yüzde 78’dir.

TAŞIMACILIK FAALİYETLERİ HEM HİZMET İTHALATINDA HEM DE HİZMET İHRACATINDA EN BÜYÜK PAYA SAHİP

Lojistik sektöründe merak edildiği kadar aslında ölçülmesi zor bir konu da lojistik sektörünün büyüklüğüdür. Türkiye’de lojistik sektörünün büyüklüğü ve Türkiye ekonomisindeki yerine ilişkin yapılan değerlendirmelerde büyük oranda varsayımlardan yola çıkılmaktadır. Ancak iktisadi faaliyet kollarının (Avrupa Birliği Ekonomik Faaliyetlerin İstatistiki Sınıflaması: NACE Rev. 2) GSYH içerisindeki payları yol gösterici olabilmektedir. Bu değerlendirmelerde Ulaştırma ve Depolama (H) faaliyet alanı altında yalnızca yüke ilişkin faaliyetlerin yer almadığı, yolcu taşımacılığı faaliyetlerinin de yer aldığı göz önüne alınmalıdır.

Türkiye lojistik sektörünün büyüklüğüne dair yapılan varsayımlarda GSYH içerisindeki payının yaklaşık yüzde 12 oranında olduğu kabul edilmektedir. Bu oran içerisindeki yüzde 50’lik payın doğrudan lojistik hizmet sağlayıcı firmaların faaliyetlerinden kaynaklanmakta olduğu, geri kalan yüzde 50’lik payın ise mal ticareti yapan firmaların kendi bünyelerinde gerçekleştirdiği lojistik faaliyetlerden ileri geldiği değerlendirilmektedir. Uluslararası Hizmet Ticareti İstatistikleri’nde taşımacılık faaliyetleri hem ithalatta hem de ihracatta en büyük payı almaktadır. 2019 yılında hizmet ihracatı yaklaşık 33,8 milyar ABD Doları iken hizmet ithalatı ise 24 milyar ABD Doları oldu.

KAMU YATIRIMLARINDAN EN FAZLA PAYI ULAŞTIRMA VE HABERLEŞME SEKTÖRÜ ALIYOR

Türkiye’de son 5 yılda yapılan kamu yatırımları incelendiğinde 2020 yılında Ulaştırma ve Haberleşme sektörü toplam yatırım planında en büyük payı almaktadır. Küresel kriz sonrası 2010 yılı itibarı ile hem GSYH hem de Ulaştırma ve Depolama iktisadi faaliyet alanının sürekli büyüme göstermektedir.

AVRUPA BİRLİĞİ “YEŞİL HAT” (GREEN LANES) UYGULAMASINI YÜRÜRLÜĞE ALDI

Tüm dünyadaki gelişmiş karayolu ağı, altyapısı ve taşımacılık sektörü koronavirüs pandemisinden etkilendi. Koronavirüsün fiziksel temas yoluyla bulaşması sebebiyle ülkelerce alınan tedbirlerin başında sınır geçişlerini kapatmak ve sınırlandırmak oldu. Sürücülere getirilen karantina ve sağlık taramaları uygulamaları gibi kısıtlamalar sebebiyle uluslararası yük taşımacılığında gecikmeler yaşandı, sınır kapılarında uzun kuyruklar oluştu. Ülkelerden transit geçecek araçlar için zorunlu konvoy uygulamaları da bu gecikmelere sebebiyet veren bir diğer unsur olarak öne çıktı.

2009 ve 2020 yılının üçüncü çeyreği arasındaki dönemde Türkiye’nin dış ticaretinde karayolu taşımacılığının değer bazındaki payında 2018 yılına kadar azalma eğilimi gözlemlenmektedir. 2018 yılına kıyasla takip eden süre zarfında hem ihracatta hem de ithalatta uluslararası karayolu yük taşımacılığı payını artırdı. İncelenen on yıllık dönem içerisinde 2017 yılına kadar karayolu ile ihracatı yapılan yüklerin ağırlık bazında payı yüzde 22-24 arasında seyrederken 2020 yılının ilk üç çeyreği sonu dahil olmak üzere daha sonraki yıllarda payı azalmakta olup 2020 yılının ilk üç çeyreği sonunda ağırlık bazında karayolunun ihracat taşımalarındaki payı yüzde 16,19’a geriledi.

Ağırlık bazında ithalat taşımalarında karayolu taşımacılığının payında son 10 yıllık dönemde önemli değişimler görülmedi.

2020 YILI İÇİN TOPLAM HACİM KAYBI 17 MİLYON TEU OLABİLİR

Küresel tedarik zincirinde önemli bir ithalat ve ihracat merkezi olan Çin’de salgın sebebiyle limanlardaki faaliyetlerin durma noktasına gelmesi ile birlikte uluslararası denizyolu taşımacılığı da olumsuz yönde etkilendi. Ülkeler tarafından alınan önlemler gereği gemilerin limanlara kabul edilmemesi gibi sebeplerle ortaya çıkan uğrak iptalleri de lojistik akışlarda aksamalara sebep oldu.

2008 küresel krizindekine benzer bir şekilde denizyolunda yüzde 10 oranında hacim kaybının gerçekleşmesi halinde 2020 yılı için toplam hacim kaybının 17 milyon TEU olacağı tahmin edildi.

Değer bazında ihracat taşımalarında ise denizyolu taşımacılığı incelenen dönemde payını 2015-2018 yılları arasında sürekli artırdı ve 2018 yılında ihracat taşımalarında değer bazında payı incelenen dönemin en yüksek oranı olan yüzde 63,31’e kadar yükseldi. İthalatta olduğu gibi ihracatta da denizyolu taşımacılığının değer bazındaki payı 2020 yılının ilk üç çeyreği sonunda yüzde 60’ın altında kaldı ve yüzde 59,86 olarak gerçekleşti. 2010 yılı ve 2020 yılının üçüncü çeyreği arasındaki dönemde ağırlık bazında denizyolu taşımacılığının tüm ithalat taşımalarındaki payında önemli değişiklikler gözlemlenmemekle beraber denizyolunun payı tüm yıllarda yapılan ithalat taşımalarında yaklaşık yüzde 95’tir. Aynı dönemde ihracat taşımalarında ağırlık bazında denizyolu taşımacılığı 2015 yılı itibarı ile payını sürekli artırmaktadır. 2010 yılında denizyolu ihracat taşımalarının tüm ihracat taşımalarındaki 7 payı oranı yüzde 74,01 iken 2019 yılı sonunda payı yüzde 81,09 oldu. 2020 yılının üçüncü çeyreğine kadar olan dönemde ise denizyolu ihracat taşımalarının tüm ihracat taşımalarındaki payı incelenen dönemin en yüksek seviyesine ulaştı ve yüzde 82,84 oldu. Koronavirüs pandemisi sürecinde denizyolu taşımacılığı 2019 yılı sonuna kıyasla hem ithalatta hem de ihracatta ağırlık bazında payını artırdı.

KISITLAMALARDAN EN ÇOK ETKİLENEN HAVAYOLU TAŞIMACILIĞI OLDU

Koronavirüs pandemisi sebebiyle ülkelerin uygulamaya aldıkları kısıtlamalardan en fazla etkilenen yük taşımacılığı türünün havayolu taşımacılığı olduğunu söylemek mümkündür. Ülkelerin koronavirüs pandemisini önlemek için aldıkları tedbirlerden bir tanesi yolcu uçaklarının uçuşlarını durdurmak oldu. Tüm dünyada havayolu kargo hacminin yaklaşık yüzde 80’inin çok daha fazla destinasyona uçuş yapan yolcu uçakları ile taşınması sebebiyle yolcu uçaklarına getirilen uçuş yasakları kapasite daralmasına sebebiyet vererek havayolu kargo navlunlarının artması ile sonuçlandı. Genel olarak yolcu uçaklarında maliyetin yüzde 20’sini kargo ile karşılayan havayolu şirketleri uçak maliyetinin tamamını kargo ile karşılamak durumunda kaldı. Hava kargo terminallerinden çekilmeyen yükler de depolama kapasiteleri üzerinde baskı oluşturdu.

Türkiye’nin dış ticaretinde 2010 yılı ve 2020 yılının üçüncü çeyreği arasındaki zaman zarfında özellikle ithalat taşımalarında havayolu taşımacılığı payını artırdı. Havayolu taşımacılığının ihracattaki değer bazındaki payı 2010 yılındaki payı yüzde 6,84’tü. İncelenen dönem içerisinde havayolu taşımacılığı değer bazında en yüksek paya 2012 yılında yüzde 14,40 ile sahip oldu. 2019 yılında havayolu taşımacılığının ihracattaki değer bazındaki payı yüzde 8,28 iken 2020 yılının ilk üç çeyreği sonunda ise yüzde 7,55 oldu. 2010 yılından 2020 yılının üçüncü çeyreğine kadar olan dönemde havayolu ile taşınan ithalat yüklerinin ağırlığı toplam ithalat taşımaları içerisinde oldukça düşük bir orana sahiptir. İhracat taşımalarında havayolunun ihracatta ağırlık bazındaki payı 2013, 2014 ve 2015 yıllarında yüzde 1 oranının üzerine çıktı. 2020 yılının ilk üç çeyreği sonunda ihracat taşımalarında havayolu taşımacılığının payı incelenen 10 yıllık dönem içerisinde en düşük orana sahip oldu ve payı yüzde 0,35’e geriledi.

HAVAYOLU İLE İTHALATI YAPILAN BİR KİLOGRAMLIK YÜKÜN DEĞERİ YÜZDE 72 ARTIŞ GÖSTERDİ

2016 yılında havayolu ile ithalatı yapılan bir kilogram ağırlığındaki yükün değeri 184,65 ABD Doları iken 2019 yılı sonunda 245,54 ABD Doları, 2020 yılının ilk üç çeyreği sonunda ise 2019 yıl sonuna kıyasla yaklaşık yüzde 72 artış göstererek 423,35 ABD Doları oldu.

DEMİRYOLUNUN REKABETÇİ GÜCÜ ARTTI

Demiryolu yük taşımacılığı, koronavirüs pandemisi sebebiyle deniz limanları, karayolu sınır kapıları ve uçakların hareketlerine yönelik alınan kısıtlayıcı önlem ve tedbirlerden görece muaf oldu. 2010 yılından 2020 yılının üçüncü çeyreği sonuna kadar olan dönemde Türkiye’nin dış ticaretinde demiryolu taşımacılığının değer bazındaki payı diğer tüm taşıma türlerinin payından düşüktür. Koronavirüs pandemisi sebebiyle 2020 yılında tercih edilen ve “temassız ticaret” faaliyetlerine olanak sağlayan demiryolu yük taşımacılığının payının marjinal seviyede arttığı görülmektedir. 2012 yılı sonrası ithalat taşımalarında demiryolu taşımacılığının oranı 2020 yılının ilk üç çeyreğine kadar yüzde 1’in altında kaldı; 2020 yılının ilk üççeyreği sonunda ise tekrar yüzde 1’in üzerine çıkabildi.

Son 10 yılda ihracat taşımalarında demiryolu taşımacılığının payı sürekli olarak yüzde 1’in altında kaldı; 2019 yılında yüzde 0,54 olan demiryolu yük taşımacılığının payı 2020 yılının ilk üç çeyreği sonunda yüzde 0,80’e yükseldi. 2010 yılından 2020 yılının üçüncü çeyreği sonuna kadar olan dönemde demiryolu taşımacılığı ağırlık bazında da en düşük paya sahip oldu. 2020 yılında hem yurtiçi hem de uluslararası yük trenleri Marmaray Tüp Geçidi’ni kullandı.

COVID-19 AŞI LOJİSTİĞİ KİLİT ROL ÜSTLENECEK

2020 yılının son çeyreğinde dünyanın çeşitli ülkelerinin COVID-19 aşısına yönelik çalışmalarının olumlu sonuçlanması ile birlikte gündeme gelen konulardan bir tanesi aşının lojistiği konusu oldu. Virüsün kişisel ve toplumsal sağlığa etkilerinin azaltılması ve nihai olarak yok edilebilmesi ile siyasi, sosyal ve ekonomik hayatın virüs öncesi düzenine dönebilmesi amacıyla virüse karşı etkin bir aşının dünyadaki tüm ülkelerin vatandaşlarına ulaştırılabilmesi önem taşıyor. Bu süreçte aşının üretim merkezlerinden uygun koşullar altında depolama ve dağıtım merkezlerine getirilerek sağlık merkezlerine ulaştırılmasında lojistik hizmet sağlayıcılarına önemli bir görev ve sorumluluk düşüyor. Tüm dünya çapındaki 10 milyar doz aşının lojistik hareketi İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra en büyük lojistik projesi olarak tanımlanıyor. Havayolu taşımacılığı aşıların kısa süre içerisinde uzun mesafeler arası taşınmasında kilit rol oynayacak.

REXİT SÜRECİ İLE ORTAYA ÇIKAN BELİRSİZLİKLER ÇÖZÜMLENMEYE ÇALIŞILIYOR

47 yıllık üyeliğinden sonra 2016’da yapılan referandum ile Birleşik Krallık Avrupa Birliği’nden 31 Ocak 2020’de ayrıldı, 31 Aralık 2020 tarihinde ise geçiş süreci sona erdi. 2016’da yapılan referandum sonrası ayrılma süreci 1 Ocak 2021’de nihayete erdi.

Lojistik hizmet sağlayıcılar için Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılması yeni gümrük süreçleri, ithalat ve ihracatta yeni ve farklı uygulamalar ve dokümantasyon anlamına gelmektedir.

Brexit ile ortaya çıkan belirsizlik süreci lojistik sektöründe de yansımalarını buldu ve bu belirsizliklerin giderilmesi amacıyla dış ticaret ve lojistik firmaları ile gümrük idarelerine bilgilendirmeler yapılmaya başlandı. Birleşik Krallık tarafından yayınlanan 1 Ocak 2021 Tarihinden İtibaren Büyük Britanya ve Avrupa Birliği Arasında Mal Nakliyesi: Nakliyeciler Ve Ticari Sürücüler İçin Rehber’de sürücüler ve taşıyıcılar için belgeler, limanlardaki yeni kurallar, yeni sınır kontrol süreçleri ve gümrük belgelerine yer verildi. İngiltere’nin Gümrük Birliği’ni terk edişi ile birlikte dış ticaret firmalarının, gümrük müşavirlerinin ve lojistik hizmet sağlayıcıların İngiltere ile ticaretin yeni kurallarını öğrenmesi gerekecek.

Ulaşım Gündemi

Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lojistik

Lojistik Devinden İskandinavya Atağı: TCT Lojistik ve Alpi Danimarka Güçlerini Birleştirdi

Türkiye’nin genç ve dinamik lojistik markası TCT Lojistik, Avrupa operasyon ağını genişletme stratejisi doğrultusunda Alpi Danimarka ile masaya oturdu. Şubat 2026 itibarıyla devreye giren bu iş birliğiyle, İskandinav hattındaki taşımacılık süreçleri tamamen entegre hale getiriliyor.

İskandinavya Taşımacılığında Yeni Dönem: TCT Lojistik ve Alpi Sinerjisi

Kuruluşundan bu yana Avrupa odaklı büyümesini sürdüren TCT Lojistik, karayolu taşımacılığındaki iddiasını bir üst seviyeye taşıyor. Şirketin Karayolu Direktörü Hasan Yeşilyurt, Alpi Danimarka ile hayata geçirilen stratejik ortaklığın detaylarını kamuoyuyla paylaştı.

Yeşilyurt, Danimarka’nın İskandinavya operasyonları için kritik bir merkez olduğunun altını çizerek; “İsveç ve Norveç hatlarındaki güçlü altyapımızı, Danimarka’da yerel bir devle birleştirerek kuzey ağımızı kusursuz hale getirdik” açıklamasında bulundu.

Karşılıklı Temsilcilik ile Uçtan Uca Lojistik Çözümleri

1 Şubat 2026’da resmiyet kazanan anlaşma, iki şirket arasında “tam kapsamlı temsilcilik” modeline dayanıyor. Bu kapsamda:

  • TCT Lojistik; Alpi Danimarka’nın Türkiye’deki tüm ithalat ve ihracat operasyonlarında (yükleme, gümrükleme, depolama) tek yetkili çözüm ortağı oldu.

  • Alpi Danimarka; TCT Lojistik’in Danimarka’daki tüm terminal, iç dağıtım ve gümrük süreçlerini kendi network’ü üzerinden yönetecek.

  • Hız ve Verimlilik: Danimarka’nın Jutland bölgesinde 6 büyük depo ve ofisi bulunan Alpi’nin global ağı sayesinde, teslimat sürelerinde ciddi bir kısalma hedefleniyor.

2025’te %25 Büyüme: Yatırımlar Hız Kesmiyor

Lojistik sektöründe güvenin ancak kontrolle sağlanabileceğine inanan TCT Lojistik, yatırımlarını özmal varlıkları üzerinden yürütüyor. Hasan Yeşilyurt, operasyonel kabiliyetlerini şu verilerle destekledi:

“300’den fazla özmal aracımız ve kendi gümrüklü depolama alanlarımızla süreci doğrudan yönetiyoruz. 2025 yılını %25 büyüme ile tamamlamış olmamız, müşterilerimizin bize olan güveninin bir sonucudur.”

TCT Lojistik’in 2026 Vizyonu: Avrupa’da Yerinde Yapılanma

Geçtiğimiz yıl filosuna 70 yeni araç ekleyen şirket, 2026 yılı için vites yükseltiyor. Stratejik yol haritasında sadece iş ortaklıkları değil, aynı zamanda Avrupa’nın farklı başkentlerinde TCT markasıyla doğrudan ofis açma planları da yer alıyor.

Bu büyüme hamlesiyle birlikte TCT Lojistik, İskandinavya’dan Güney Avrupa’ya kadar uzanan geniş bir koridorda, gümrüklemeden sigortaya kadar her aşamada şeffaf ve güvenilir bir lojistik hizmeti sunmayı taahhüt ediyor.

Continue Reading

Lojistik

Çobantur Logistics, köklü mirasıyla geleceği adıyla yazıyor

Uçtan uca çözüm vizyonuyla lojistik sektörüne ilkleri ve yenilikleri kazandıran, köklü geçmişinde “BOLTAS” adıyla güven inşa eden Çobantur Logistics; yarım asra yaklaşan tecrübesiyle geleceğe yeni ismi ve iddialı hedefleriyle yürüyor. Geniş filosu, Türkiye’de 45 bin 500 metrekarelik ve Avrupa’da 12 bin metrekerelik depolama kapasitesiyle gücünü pekiştiren şirket, 2026’da dijital dönüşüm vizyonu doğrultusunda yeniden yapılanırken Almanya’da gerçekleştireceği stratejik satın alma ile operasyonlarını da küresel ölçekte büyütecek. Çobantur Logistics, sektöre yalnızca hizmet değil, geleceğin lojistik ekosistemini sunmayı hedefliyor.

Yarım asra yaklaşan tecrübesiyle lojistik sektörünün köklü markalarından ‘BOLTAS’, artık yoluna ‘Çobantur Logistics’ adıyla devam ediyor. Bugünü yönetmekle yetinmeyen, geleceğin lojistik ihtiyaçlarına da hazır bir yapı kurma hedefiyle dönüşüm hikâyesini başlatan şirket; kontrollü, sürdürülebilir ve güvenilir bir geleceğe ulaşmak için köklerinden aldığı gücü yeni ismine taşıyor. Yenilenen kurumsal kimliğiyle hikâyesini geleceğe aktaran Çobantur Logistics, sektördeki uzun yıllara dayanan tecrübesiyle 50’nci kuruluş yılına yeni yatırım planlamaları ile giriş yapıyor. Çözüm sağlayan servis sağlayıcı rolüyle lojistiğe yön vermeye hazırlanan firma, bu dönüşümle birlikte yalnızca bir isim değil, geleceğin lojistik vizyonunu da ortaya koyuyor.

“Köklerden geleceğe: Çobantur Logistics ile lojistikte yeni bir dönem başlıyor”

Günümüzde hızla değişen dünya düzeni içinde çağa ayak uydurmanın gerek rekabet gerekse kurumsal başarı için kritik rol oynadığını belirten Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, “Bugün lojistik yalnızca taşımacılıktan ibaret değil; üretimden ticarete, ekonomiden teknolojiye kadar tüm akışın merkezinde yer alan stratejik bir güç. Biz de bu gücü geleceğe yön verecek şekilde daha da ileri taşımak için geçmişin köklü mirası üzerine kurulu hikâyemizi, kuruluşumuzun 50’nci yılına doğru adım adım yaklaşırken Çobantur Logistics adıyla sürdürüyoruz. Çünkü biliyoruz ki sağlam kökler, geleceğin en güçlü filizlerini verir. Bazı isimler yalnızca bir marka değildir; zamana direnen bir duruş, hafızalara kazınan bir değer ve yıllar içinde oluşmuş bir güven sözüdür. İşte tam da bu yüzden kendimize, hikâyemize ve köklerimize yeniden sahip çıkıyoruz” dedi.

“Güveninizin sorumluluğunu taşıyoruz”

Bugün atılan her adımın; yeniden doğuşun ve yeniden tanımlanmış bir vizyonun resmi olduğunu vurgulayan Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, geçmişten aldığı güçle geleceği çok daha cesur, kararlı ve sağlam inşa ettiklerini vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti; “Verdiğimiz her sözü ilk günkü netliğiyle tutuyoruz. Güveninizin sorumluluğunu taşıyoruz. Artık adımız yalnızca bir marka değil; tutarlılığın, sürdürülebilirliğin, itibarın ve mirasın sembolü”dedi.

 

Çobantur Logistics, yalnızca taşımacılık değil; uçtan uca değer yaratan kapsamlı lojistik çözümleri sunuyor. Yurt içinde toplama-dağıtım, limanlardan adreslere konteyner taşıması, gümrüklü/gümrüksüz depolama, depolarda katma değerli işlemler, nakliye ve mal sigortası hizmetleri, proje taşımaları, denizyolu (FCL/LCL) ve havayolu taşımaları, Avrupa içi Europe-to-Europe operasyonları ve Avrupa’daki depolarda sunduğu katma değerli hizmetlerle müşterilerine geniş bir hizmet yelpazesi sağlıyor. 200’e yakın çekici, 500’e yakın römork, 5 lowbed, 6 kamyon ve 2 kamyonetten oluşan filosuyla operasyonlarını sürdüren şirket, yurtiçinde Erenköy’de 13 bin metrekare, Orhanlı’da 8 bin 500 metrekare, Dilovası’nda 18 bin metrekare ve İzmir’de 6 bin metrekare olmak üzere toplam 45 bin 500 metrekarelik depolama alanına sahip. Yurtdışında ise İtalya ve Almanya’daki 6’şar bin metrekarelik depolarıyla hizmet veren Çobantur Logistics, Romanya’da planladığı 6 bin metrekarelik yeni depo yatırımıyla Avrupa’daki varlığını daha da güçlendirmeyi hedefliyor.

 

2026’da yurt dışında holding yapısı kurarak tüm grup şirketlerini tek çatı altında toplayacak

Jeopolitik zorluklara rağmen lojistik sektörünün büyümeye ve yeni yatırımlara hız kesmeden devam ettiğini vurgulayan Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, şirketin yol haritasını şöyle özetledi: “2026 bizim için yeniden yapılanmanın karşılığını alacağımız ve sürdürülebilir kârlılığı yakalayacağımız bir yıl olacak. Almanya’da gerçekleştireceğimiz stratejik satın alma ile operasyonlarımızı güçlendirirken, yurt dışında kuracağımız holding yapısıyla tüm grup şirketlerimizi tek çatı altında toplamayı hedefliyoruz. Avrupa’daki yatırımlarımızı genişletirken en büyük önceliğimiz, kârlı ve istikrarlı büyümeyi sürdürmek olacak. Çünkü bizim için büyüme yalnızca hacim değil; güvenilir, sürdürülebilir ve şeffaf bir gelecek demek. Bu vizyon doğrultusunda 7/24 track & trace sistemimizi müşterilerimizin kullanımına açarak sektörde şeffaflık adına önemli bir adım attık. Önümüzdeki dönemde odağımız, yalnızca bugünü yönetmek değil; önümüzdeki 5–10 yılın lojistik ihtiyaçlarına hazır bir yapı kurmak olacak.”

 

Lojistik sektörü 2026’da “fırsatlar” ve “riskler” ile karşı karşıya

Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, lojistik sektörünün Türkiye ekonomisinde hizmet ihracatının lokomotiflerinden biri haline geldiğini vurgulayarak 2026 yılına dair yol haritasını da paylaştı. Çobanoğlu, ülkenin stratejik konumunun transit taşımacılık, entegre lojistik çözümleri ve katma değerli hizmetler açısından önemli fırsatlar sunduğunu, buna karşılık küresel ticaretteki dalgalanmalar ve finansmana erişim gibi risklerin dikkatle yönetilmesi gerektiğini belirtti. Geleceğin lojistiğinin veri odaklı ve otomatikleşmiş sistemler üzerine kurulduğunu ifade eden Çobanoğlu, dijitalleşme, otomasyon ve yapay zekânın sektörün dönüşümü için vazgeçilmez olduğunu söyledi.

 

Şirketler için yeni bir çağın kapılarını aralayan bu dönüşümün merkezinde ise kuşkusuz “yeşil lojistik” bulunuyor. Çobanoğlu, lojistiğin artık yalnızca taşımacılık değil; sürdürülebilirlik, verimlilik ve toplumsal sorumlulukla bütünleşen bir vizyon olduğunu vurgulayarak, Çobantur Logistics’in uzun süredir bu anlayışı işinin merkezine koyduğunu ifade etti. “Bizim için yeşil lojistik yalnızca bir iş modeli değil; gelecek nesillere bırakacağımız en değerli miras. Yolculuğumuz, sektörün dönüşümüne öncülük etmek, müşterilerimize daha fazla değer yaratmak ve dünyayı birlikte korumak üzerine kurulu. Çünkü biliyoruz ki lojistik yalnızca ürün değil, geleceği de taşır” dedi.

Bu vizyon doğrultusunda şirket, çevresel etkileri azaltmayı tüm operasyonlarının merkezine koyuyor. Stratejik bir kararla filosundan çıkardığı eski nesil çekici ve taşıma ünitelerini 2026 yılında 250 yeni dorse ile yenileyecek olan Çobantur Logistics, karbon ayak izini azaltma hedeflerine de hızla yaklaşıyor. Ofis ve depolarında “Sıfır Atık Yönetim Sistemi” ile geri dönüştürülebilir atıkları ayrıştırarak daha temiz bir miras bırakmayı amaçlayan şirket, geleceğe yönelik yatırımlarını güneş enerjili tesisler ve dijitalleşme odaklı projeler üzerine kuruyor. Çobanoğlu son olarak, hedeflerinin netliğini ortaya koyarak bunu ‘sektörün dönüşümüne öncülük etmek’ olarak aktarıyor.

 

Continue Reading

Blog

Yedek Parça Sektöründe Rekor Büyüme!

Yeni Bakım Alışkanlıkları ve Araç Parkının Yaşlanması  Yedek Parçayı Otomotivin Merkezine Aldı”

 

Otomotiv sektöründe yaşanan dönüşümün en güçlü etkilerinden biri, yedek parça ve bakım pazarında kendini gösteriyor. Motor Aşin CEO’su Saim Aşçı, sektördeki hızlı büyümeye dikkat çekerek, “Yedek parça artık sadece bir ihtiyaç değil, stratejik bir yatırım” dedi. 2020’de 24,2 milyon olan araç parkı 2025’te 28,5 milyona çıkarak %17,7 büyüme gösterdi. Bu büyüme, yılda ortalama 300 USD parça ihtiyacıyla birleşince yedek parça pazarında 1,3 milyar USD’lik ek potansiyel oluşturdu.

 

Araç Parkının Büyümesi Yedek Parça İhtiyacını Artırdı

Türkiye’deki toplam araç sayısı 2020’de 24,2 milyonken, 2025 itibarıyla 28,5 milyona ulaştı. Bu yaklaşık %17,7’lik artış, parça tüketimini doğrudan etkiledi. Motor Aşin verilerine göre, ortalama bir araç yılda 250–350 USD’lik yedek parça ihtiyacı doğuruyor. Bu da pazarın toplam büyüklüğünü 8,55 milyar USD seviyesine çıkardı.

Elektrikli Araçlarla Parça Profili Değişiyor

2025’te araç parkının %3’ünü elektrikli araçlar oluşturuyor. “Egzoz, debriyaj, yağ filtresi gibi geleneksel parçalara olan talep azalırken; batarya, inverter, elektronik modül gibi parçalarda %80’i aşan talep artışı gözleniyor” İfadelerine yer veren Motor Aşin CEO’su Saim Aşçı, “2030’da bu oranın %15’e çıkmasıyla birlikte bu değişimin daha da hızlanacağını öngörüyoruz” dedi.

Yedek Parçada İhracat Hız Kazandı, Dış Ticaret Açığı Azaldı

İhracat verilerine de değinen Aşçı, “2020’de 7,8 milyar USD olan yedek parça ithalatı, 2025 yılında 9,5 milyar USD’ye ulaştı. Buna karşılık, ihracat %35,3 artışla 8,8 milyar USD seviyesine geldi. Böylece dış ticaret açığı 1,3 milyar USD’den 0,7 milyar USD’ye düşerek daha dengeli bir yapı oluştu. Bu gelişme, Türkiye’nin güçlü üretim kabiliyeti ve markalaşma stratejileri sayesinde sağlandı. 2025’te yedek parça ihtiyacının %47’si yerli kaynaklarla karşılanırken, bu oranın 2030’da %55’e ulaşması bekleniyor. Özellikle ön takım, fren sistemleri, aydınlatma ve iç trim parçalarında Türkiye merkezli üreticilerin yatırımları hız kazandı” açıklamasında bulundu.

Tüketici Eğilimleri Değişiyor: Uzun Ömürlü Araç, Kaliteli Parça

Tüketicilerin pandemi sonrası 5 yılda zaman içerisinde sıfır araç temininde yaşadığı zorluklar, mevcut araçlarını daha uzun süre kullanmaya yönlendirdiğini aktaran Aşçı “Bu da bakım ve onarıma olan talebi artırdı. 2024’te otomobil tamir ustalarının iş hacmi %50’ye varan oranda artarken, kullanıcılar orijinal ve sertifikalı parçaya yönelerek bakım kalitesine önem vermeye başladı” değerlendirmesini yaptı ve geri dönüşüm, hurda parça ve sürdürülebilirlik konuları özelinde sektöre çağrıda bulundu.

Motor Aşin CEO’su Saim Aşçı, “Yedek parça sektörü sadece araçlar için değil, ekonomi için de stratejik bir kaldıraçtır. Ar-Ge, yerli üretim ve geri dönüşüm ekosistemi ile bu alanı güçlendirmek zorundayız. Elimizdeki veriler, sadece büyüklüğü değil, derinliği de gösteriyor. Bugün Türkiye’de ortalama araç yaşı 14’ü aştı. Bu yaşlı araç parkı, yedek parçayı sadece bakım değil, aynı zamanda emniyet ve sürdürülebilirlik eksenine taşıyor.” dedi. Ayrıca hurda parça geri dönüşümü konusunda özel sektör, STK ve kamunun birlikte çalışması gerektiğinin altını çizdi.

Continue Reading
Reklam
Reklam
Reklam

En Çok Okunanlar

Copyright © 2020 Ticari Araç Haberleri markası tescilli bir markadır.