Blog
DS E-TENSE PERFORMANCE: GELECEĞİN SÜRÜŞ TEKNOLOJİSİ
2020 itibarıyla %100 elektrikli modelleri ile Avrupa’nın en düşük CO2 emisyonuna sahip çok enerjili markası haline gelen DS Automobiles, bu dönüşümünü hızlandırmaya devam ediyor.
2024 yılında tüm model ailesinin %100 elektrikli modellerden oluşacağını açıklayan lüks otomobil üreticisi, bu doğrultuda geliştirdiği elektrikli modelleriyle geleceğin teknolojilerini bugünden sunmaya devam ediyor. İki yıl üst üste Formula E pilotlar ve takımlar şampiyonluğunu kazanan DS PERFORMANCE ekibi tarafından geleceğin teknolojik geliştirmelerini günümüze taşıyacak şekilde tasarlanan DS E-TENSE PERFORMANCE prototipi de bu dönüşümün en önemli göstergelerinden bir tanesi olarak öne çıkıyor. DS E-TENSE PERFORMANCE , karbon monokok şasisi, 600 kW (815 hp) güce sahip çift elektrik motoru ve dört tekerlekten çekiş sistemi ile eşsiz bir model olarak dikkat çekiyor. DS E-TENSE PERFORMANCE, gelecekteki E-TENSE seri üretim modelleri için yenilikçi çözümler sunan şasi yapısı, güç ünitesi ve bataryası ile büyüleyici DS Automobiles tasarımının birleştiği model olarak otomobil severleri büyülüyor.
Premium otomobil dünyasının önde gelen Fransız üreticilerinden DS Automobiles, kusursuz çizgiler ile yenilikçi teknolojileri bir arada sunmayı sürdürüyor. 2014 yılındaki ilk lansmanından bu yana elektrifikasyonu stratejisinin merkezine alan Fransız üretici, bu stratejisi doğrultusunda, Formula E’ye katılan ilk premium üretici olmuştu. %100 elektrikli araçların yarışında elde ettiği tecrübeleri ise sürdürülebilir mobiliteye yönelik geliştirdiği araştırma ve geliştirme çalışmalarını desteklemek için kullanmaya devam ediyor. Bunun en güzel örneği olarak ise DS E-TENSE PERFORMANCE prototipi dikkatleri üstüne çekiyor. Kusursuz çizgileri ile gözleri kamaştıran model, Formula E’nin yarış araçlarından esinlenilen aktarma organı ve karbon monokok gövdesi ile teknolojinin geldiği en üst noktayı sembolize ediyor. Üstün süspansiyon geometrisi ise genellikle inişli çıkışlı olan şehir içi yarış pistleri gibi yollarda ve her türlü hava koşulunda mümkün olan en iyi yol tutuşunu garanti etmek için tasarlandı. Bütün bu özellikleriyle ve %100 elektrikli yapısıyla DS E-TENSE PERFORMANCE prototipi, geleceğin sürüş dinamiklerini gözler önüne seriyor.
Formula E uzmanlığını yollara taşıyor
DS PERFORMANCE Direktörü Thomas Chevaucher %100 elektrikli modelin üstün teknolojisine vurgu yaparak, “Amacımız, Formula E’de edindiğimiz deneyimi ve uluslararası unvanlarımızla kazandığımız uzmanlığı, yarının yüksek performanslı elektrikli otomobilini öngören bir projeye uygulamak. Bu, bileşenlerin davranışlarını analiz etmek ve gelecekteki üretime yönelik olarak geliştirmek için kullanacağımız bir laboratuvardır. Bu uygulamayla amacımız aynı zamanda maliyetleri düşürmek, üretimlerini kolaylaştırmak ve üretim modellerindeki uygulamaları keşfetmek için çözümler bulmaktır. E-TENSE serisinin gelecek nesilleri bu geliştirmelerden yararlanacaktır” değerlendirmesini yaptı.
Geleceğin DS Automobiles tasarım dili
Geleceğin seri üretim elektrikli modelleri için çok yüksek performanslı bir laboratuvar olarak görülen DS E-TENSE PERFORMANCE modeli, aynı zamanda kusursuz tasarımı ile DS DESIGN STUDIO PARIS için bir keşif alanı da sağlıyor. Aracın önünde ızgara yerine yeni bir ifade yüzeyi tasarlanarak aracın ön yüzü çok daha dikkat çekici hale getirilmiş. DS AERO SPORT LOUNGE ile halihazırda kullanılan bu uygulama, DS Automobiles logosunu bir mağaza vitrinini andıran tasarım ile içerisinde barındırarak üç boyutlu özel bir etki yaratıyor.
Aracın iki tarafında yer alan ve toplam 800 adet LED’den oluşan yeni gündüz farları, geniş bir aydınlatma aralığı sağlamak için teknoloji ve tasarımı benzeri görülmemiş incelikle birleştiriyor. Farların pozisyonunda konumlandırılan iki kamera ise, DS E-TENSE PERFORMANCE’ın görsel kimliğini tamamlayarak bu etkileyici otomobilin önemli veriler toplamasına olanak sağlıyor. 21 inçlik büyük jantlarıyla da göze çarpan modelin dış tasarımını aerodinamik yapısı ve çekici rengi tamamlıyor.
Her açıdan farklı bir otomobil
%100 elektrikli yapısı ve yeni tasarım anlayışıyla dikkat çeken model, aerodinamik çizgiyle uyum sağlamak için değişken etkiye sahip bir renk ile sunuluyor. Dış ortam koşullarına ve bakılan açıya göre renk algısı değişerek kaputa kadar uzanan parlak siyah yüzeyler ile çarpıcı bir kontrast etkisi yaratılmasını sağlayan bu teknoloji sayesinde aracın rengi bakış açısına göre değişkenlik gösteriyor.
Formula E’nin performansı, konfor ile birleşti
Aracın iç mekânına geçildiğinde, dışarıdan verdiği yenilikçi hissi bir üst seviyeye taşımayı başarıyor. Yüksek teknolojiye sahip ve veri toplayacak şekilde tasarlanan kokpite ek olarak, yarışlardan esinlenilen çanak şeklinde koltuklar ve Formula E direksiyon simidi ile yüksek performans ve üstün teknoloji kendisini hissettiriyor. Konfor ve detaylara gösterilen özen, siyah deriden özel ek döşemelerde de kendini gösteriyor. DS E-TENSE PERFORMANCE ile olan uyumu tamamlamak için araç içi FOCAL Utopia ses sistemi ile Focal ve prototip renklerde bir çift özel Scala Utopia Evo hoparlör araca dahil edildi. En iyi bileşenler kullanılarak üretilen bu Fransız gümüş rengi donanımlar özel bir ses kalitesi sunuyor.
815 hp, sıfır emisyon
Elektrikli dönüşümün performanstan ödün vermeden olabileceğinin en önemli sembollerinden bir tanesi olan DS E-TENSE PERFORMANCE, önde 250 kW arkada ise 350 kW güç üreten iki elektrik motoruyla bunu gözler önüne seriyor. Toplamda 815 hp üretebilen ve tekerleklerde 8.000 Nm tork değerini aktarabilen bu iki motor doğrudan Formula E için tasarlanan DS PERFORMANCE geliştirmelerinden alındı. Olağanüstü bir performans ortaya koyan 600 kW’lık benzersiz rejenerasyon kapasitesiyle DS E-TENSE PERFORMANCE’ın güç aktarım organları, enerjinin en iyi şekilde kullanılmasına da öncelik sağlıyor. Fiziksel olarak DS E-TENSE PERFORMANCE güvenlik gerekçeleriyle fren diskli ve balatalı bir fren sistemini tutuyor olsa da, frenleme için yalnızca rejenerasyon sistemi kullanılabiliyor.
Geleceğin batarya teknolojisi, bugünün otomobilinde
Üstün performansa DS E-TENSE PERFORMANCE laboratuvarının temel parçalarından birisi de batarya. Kompakt boyutlara sahip akü DS PERFORMANCE ekibi tarafından tasarlanan bir karbon-alüminyum kompozit kaplama içinde yer alıyor. Optimum ağırlık dağılımı için arka ortada yer alan bir alana yerleştirilmiş olan DS E-TENSE PERFORMANCE’ın bataryası da, otomobilin geri kalanı gibi elektrikli araç yarışlarından ilham alınarak konumlandırıldı. TotalEnergies ve yan kuruluşu Saft ile bağlı şirketi tarafından geliştirilerek, Quartz EV Fluid çözümünün özel tasarımı sayesinde, günümüz teknolojisinin çok üzerinde, yenilikçi bir kimyayı ve hücreler için kapsayıcı bir soğutma sistemini ortaya çıkartıyor. Bu akü, 600 kW’a kadar hızlanma ve rejenerasyon aşamalarına fayda sağlamasının yanı sıra gelecek nesil seri üretim araçlar için yeni yolların keşfedilmesine de olanak sağlıyor.
Fomula E şampiyonları testlere başladı
DS E-TENSE PERFORMANCE’ın gerçek performans verileri, Formula E şampiyonlarının testlerinde ortaya çıkıyor. Şubat 2022 itibariyle DS PERFORMANCE ekibi, DS E-TENSE PERFORMANCE ile ilk testlerini düzenlemeye başladı. Formula E şampiyonları, E-TENSE’in temsilcisi Jean-Éric Vergne ve Antonio Felix da Costa, pistlerde ve açık yollarda testlere başlamadan önce tasarımın gelişimini tamamlamak için sırayla prototipin direksiyonuna geçiyor.
DS E-TENSE PERFORMANCE NFT olarak da piyasaya sürülecek
Fiziksel anlamda tek seferlik bir prototip olan DS E-TENSE PERFORMANCE, Şubat ayı içinde NFT biçiminde de satışa sunuldu. 100 DS E-TENSE PERFORMANCE “100’ Serisi – %100 Elektrikli” – bu araç için açık artırmayla her gün satılacak birer NFT ile DS Automobiles, bu dünyaya ilk adımı attı. Daha sonra, iki adet “100’ Serisi – 2 sn’de 0-100km/sa” ile sınırlanan DS E-TENSE PERFORMANCE modeli için 50 günlük bir açık artırma başlatılacak
Blog
Ford Trucks’tan Türkiye’nin En Kapsamlı Ağır Ticari Yeşil Dönüşüm Planı
Ford Otosan’dan Ford Trucks için Avrupa odaklı stratejik dönüşüm: Eskişehir’de geleceğin kamyon teknolojileri için dönüşüm planı
Otomotiv sektörünün lider şirketi Ford Otosan, global ağır ticari araç markası Ford Trucks’ın Avrupa’daki büyümesini güçlendirmeye kararlı bir şekilde devam ediyor. Şirket, bu büyümeyi destekleyecek üretim ve teknoloji altyapısını Türkiye’de derinleştirmeye odaklanıyor. Eskişehir’de hayata geçirilmesi planlanan Kamyon Yeşil Dönüşüm Projesi ile mevcut üretim ve mühendislik altyapısının; elektrikli, hidrojenli ve yeni nesil içten yanmalı teknolojileri kapsayacak şekilde kademeli olarak geliştirilmesi hedefleniyor. Proje ile farklı güç aktarma teknolojilerini aynı tesis içinde geliştirebilen ve üretebilen esnek ve güçlü bir yapı oluşturulması amaçlanıyor.
Ford Otosan, bugün Türkiye’de ağır ticari araçlar için hem motor hem şanzıman geliştiren ve üreten tek üretici konumunda bulunuyor. Şirket, sahip olduğu bu yetkinliği yeni nesil güç aktarma teknolojileriyle genişleterek, ağır ticari araç üretiminde teknolojik derinliğini bir üst seviyeye taşımayı hedefliyor.
Bu yaklaşım, Ford Trucks’ın Avrupa’daki büyümesini desteklerken Türkiye’de ağır ticari araç üretiminde teknoloji ve üretim sofistikasyonu açısından en ileri noktadaki konumunu daha da güçlendirmeyi amaçlıyor. Aynı zamanda daha yüksek katma değerli üretim ve daha nitelikli istihdam yaratılması da bu dönüşümün temel hedefleri arasında yer alıyor.
Türkiye’nin en kapsamlı ağır ticari yeşil dönüşüm planı
Bu kapsamda, Euro-7 emisyon standartlarına uyum, sıfır emisyonlu araç üretimi ve Avrupa Birliği Doğrudan Görüş Regülasyonu’na uygun yeni kabin dönüşümünü içeren projeler için yapılan teşvik başvurusu uygun bulunarak Proje Bazlı Devlet Yardımı kapsamında desteklenmesine karar verildi.
Proje Bazlı Devlet Yardımına konu tutar 31.389.000.000 TL olup, onaylanan teşvik çerçevesinde, söz konusu dönüşüm projeleri kapsamında 2031 yılı sonuna kadar ilgili yatırımların yapılması ve yaklaşık 500 kişilik ek istihdam sağlanması öngörülüyor. Yatırımların, pazarın gelişimi, teknolojik dönüşümün seyri ve altyapı hazırlıkları doğrultusunda 2026 ve izleyen yıllarda kademeli olarak gerçekleştirilmesi planlanıyor. Projelerin tamamına ilişkin nihai yatırım kararları ise devam eden fizibilite ve değerlendirme süreçlerine bağlı olarak şekillenecek.
Emrah Duman: “Türkiye’deki mühendislik gücümüzü rekabetçi ürünlere dönüştürürken sektörde sürdürülebilirlikte de söz sahibi olmayı hedefliyoruz.”
Ford Trucks Lideri Emrah Duman konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: Ford Trucks’ın Avrupa’daki büyümesini uzun vadeli bir teknolojik dönüşüm vizyonuyla ele alıyoruz. Eskişehir’de planladığımız bu yatırım, farklı güç aktarma teknolojilerini aynı üretim ve mühendislik ekosistemi içinde geliştirebilen bir yapı oluşturma hedefimizin önemli bir parçası.
Ağır ticari araçlarda dönüşüm aşamalı ilerleyen bir süreç. Elektrikli, hidrojenli ve gelişmiş içten yanmalı motor teknolojilerini birlikte ele alıyor, farklı kullanım ihtiyaçlarına uygun çözümler geliştiriyoruz. Bu yaklaşım, Ford Trucks’ın geleceğin taşımacılık ihtiyaçlarına hazır olmasını sağlıyor ve küresel rekabet gücünü destekliyor. Türkiye’deki mühendislik gücümüzü rekabetçi ürünlere dönüştürürken sektörde sürdürülebilirlikte de söz sahibi olmayı hedefliyoruz. Bu projeyi ilk aşamasından itibaren sahiplenerek destekleyen T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımıza teşekkür ederiz.”
Yeni nesil güç aktarma teknolojileri aynı geliştirme altyapısında ele alınıyor.
Ford Otosan Eskişehir Fabrikası’nda planlanan dönüşüm kapsamında; elektrikli kamyonlar, hidrojen bazlı güç sistemleri, Euro-7 uyumlu yeni nesil motorlar ve yeni kabin mimarileri birlikte ele alınıyor. Bu yapı, farklı teknolojilerin tek bir hatta toplanmasından ziyade, aynı üretim ve mühendislik altyapısı içinde esnek şekilde geliştirilebildiği ve ölçeklenebildiği bir model sunuyor.
Bu yönüyle proje, Türkiye’de ağır ticari araç segmentinde yeni nesil güç aktarma teknolojilerinin birlikte ele alındığı en kapsamlı dönüşüm çalışmalarından biri olarak öne çıkıyor. Aynı zamanda Ford Trucks’ın kendi mühendislik gücüyle geliştirdiği teknolojilerin Avrupa pazarına güçlü şekilde sunulmasını destekliyor. Proje ile birlikte Ar-Ge kapasitesinin artırılması, yeni teknoloji alanlarında uzmanlık geliştirilmesi ve yerli tedarik zincirinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Bu yaklaşım, Türkiye’de daha yüksek katma değerli üretimin yaygınlaşmasına katkı sağlarken Ford Trucks’ın küresel ölçekte daha güçlü bir oyuncu olmasını destekliyor.
Blog
MAN Truck & Bus’tan Avrupa servis ağına 300 milyon Euro’luk yatırım
MAN Truck & Bus, Avrupa genelinde servis ağını büyütmek ve modernize etmek için 300 milyon Euro’luk yatırım programını hayata geçiriyor. MAN tarihinin Avrupa servis ağına yönelik en büyük yatırım programında bütçenin üçte biri e-mobilite, dijitalleşme ve hizmet kalitesinin geliştirilmesine ayrıldı. Bu yatırımla birlikte müşterilerin servis noktalarına erişim sürelerinin kısaltılması ve hizmet standartlarının Avrupa genelinde en üst seviyeye taşınması hedefleniyor.
MAN, bu yatırım programı kapsamında stratejik bir pazar olarak gördüğü Türkiye’de ise servis altyapısını güçlendirmek amacıyla yaklaşık 8 milyon Euro tutarında bir yatırım yapacak.
MAN Truck & Bus SE, Avrupa genelindeki satış ve servis ekosistemini güçlendirmek amacıyla kapsamlı bir yatırım çalışması açıkladı. 2030 yılına kadar tamamlanacak 300 milyon Euro’luk bu program; yeni merkezlerin inşasından mevcut lokasyonların teknolojik modernizasyonuna, bölgesel erişilebilirliğin optimize edilmesinden servis kalitesinin daha da yükseltilmesi ve ağın elektrikli mobiliteye tam uyumuna kadar geniş bir alanı kapsıyor.
Yıl başında duyurulan “MAN2030+” programıyla maliyet verimliliğini artıran MAN, elde edilen kaynakla da büyüme ve inovasyon alanlarında daha güçlü yatırımlar gerçekleştiriyor. Avrupa genelinde yaklaşık 1.200 lokasyonda 7.000 kişilik dev bir ekiple hizmet veren MAN, müşterilerine 7 günü 24 saat kesintisiz destek sunuyor. Ayrıca 2.000’den fazla servis merkezi ve iş ortağı, MAN Mobile24 arıza ve mobilite hizmeti aracılığıyla da müşterileri için operasyonel devamlılık sağlıyor.
MAN’dan, Türkiye’deki servis ağına 8 milyon Euro’luk yatırım
MAN’ın Türkiye’deki servis ve satış ağı ise bu stratejik yatırım programının önemli bir parçasını oluşturuyor. MAN’ın halihazırda Türkiye genelindeki 33 adet servis ve satış noktasında yaklaşık 1000 çalışan görev yapıyor.
MAN, Avrupa’daki yatırım atağı kapsamında Türkiye’de yaklaşık 8 milyon Euro tutarında servis yatırımı yapmayı planlıyor. Bu yatırımla Marmara, Ege ve Güneydoğu Anadolu gibi Türkiye’nin farklı bölgelerinde yeni servis noktalarının devreye alınması hedefleniyor.
Friedrich Baumann: “Güçlü marka, güçlü servis ağı gerektirir”
MAN Satış ve Müşteri Çözümleri Yönetim Kurulu Üyesi Friedrich Baumann, şirketin yeni servis yatırımlarıyla ilgili şunları söyledi:
“Güçlü bir marka, güçlü bir hizmet ağına ihtiyaç duyar. Biz buna sahibiz ve şimdi bunu daha da ileri taşıyoruz. Satış ekiplerimizin yanı sıra servislerimiz de müşterilerimiz için markamızın en önemli temsilcileridir. Bu ağı daha da genişletmek için önümüzdeki yıllarda bu alana yoğun yatırım yapacağız. Ürün, hizmet ve kaliteyi bir araya getiren yaklaşımımız, yeni rakiplerin ortaya çıktığı bir dönemde bizi daha da farklılaştıracak. Amacımız, sürdürülebilir bir oyuncu olarak konumumuzu daha da güçlendirmek.”
“Hedefimiz Avrupa’da 30 dakikada servise erişim”
Baumann sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ticari araç sektörü, binek otomobil pazarına kıyasla çok daha karmaşık ve hizmet yoğun bir yapıya sahiptir. Araçların günlük kullanılabilirliği müşterilerimizin iş sürekliliği açısından kritik önemde olduğundan müşterilerimize yakın olmak ve birinci sınıf hizmet sunmak büyük önem taşıyor.
Önümüzdeki dönemde müşterilerin servis noktalarına ulaşmak için katetmesi gereken mesafeleri daha da kısaltacağız. Hedefimiz Avrupa’da, müşterilerimizin yaklaşık yüzde 80’inin en yakın MAN servis noktasına 30 dakikadan daha kısa sürede ulaşabilmesini sağlamak. 2030 yılına kadar da Almanya, Avusturya ve İsviçre’nin yanı sıra Fransa, İngiltere, İtalya, İspanya, Polonya ve Türkiye gibi pazarlarda bu erişim seviyesine ulaşmayı öngörüyoruz. Lojistik gereksinimlerinin yüksek olduğu bölgelerde yeni servis üsleri oluşturmak da bu stratejinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Bu ülkelerde yılda ortalama yedi yeni şube devreye alıyoruz.”
Yatırımın üçte biri e-mobilite ve dijitalleşmeye
Geleceğin taşımacılık teknolojilerine hazırlanan MAN, satış ve servis noktalarını sürdürülebilir mobiliteye uyumlu hale getirmek için kapsamlı bir dönüşüm yürütüyor. 2026 yılına kadar mevcut satış ve servis noktalarının üçte ikisinin e-mobiliteye hazır hale getirilmesi amaçlanıyor. Toplam yatırımın yaklaşık 100 milyon Euro’luk bölümü, doğrudan e-mobilite ve dijital dönüşüm çalışmalarına ayrılıyor.
Bu kapsamda Avrupa genelinde satış temsilcilerinden yüksek gerilim teknisyenlerine kadar yaklaşık 8.000 çalışan, e-mobilite alanında kapsamlı eğitim programlarından geçiriliyor.
Bu çerçevede Almanya, İspanya, Belçika, Avusturya ve İtalya’da faaliyet gösteren batarya onarım merkezlerinin 2030 yılına kadar tüm Avrupa pazarlarını kapsayacak şekilde genişletilmesi hedefleniyor.
Ayrıca enerji şirketi E.ON ile gerçekleştirilen iş birliği sayesinde Avrupa genelinde 125’i Almanya’da olmak üzere toplam 170 lokasyonda 400’e kadar halka açık şarj noktasının kurulması da bu sürecin önemli bir ayağını oluşturuyor.
Bununla birlikte sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda servis noktalarının altyapısını dönüştürmeyi sürdüren MAN, özellikle fotovoltaik enerji sistemleri, LED aydınlatma çözümleri ve modern ısıtma sistemleriyle enerji verimliliğinin artırıyor.
Aynı zamanda servis süreçlerinin dijitalleşmesini de hızlandıran MAN, iPad tabanlı sistemler ve yapay zekâ destekli uygulamalarla daha yüksek verimlilik ve şeffaflık sunuyor.
Blog
TürkTraktör 2025 Yılı Üçüncü Çeyrek Finansal Sonuçlarını Açıkladı
Türkiye’nin tarım mekanizasyonundaki lider firması TürkTraktör, 2025 yılı üçüncü çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı. TürkTraktör yılın ilk dokuz ayında 21 bin 244 adet traktörü banttan indirirken, Türkiye’deki traktör üretiminin yüzde 62’sini, ihracatının ise yüzde 73’ünü karşıladı. TürkTraktör’ün 2025 üçüncü çeyrek finansal verileri doğrultusunda net kârı 917 milyon TL, toplam cirosu 39 milyar 220 milyon TL ve FAVÖK marjı ise yüzde 10,3 olarak gerçekleşti.
TürkTraktör, 2025 yılının geride kalan 9 aylık bölümünde yurt içi pazara 12 bin 568 adet traktör satışı yaparken ihracatta ise 8 bin 164 adede ulaştı. Türkiye traktör pazarı ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 36’lık daralmayla 30 bin 92 adet olarak gerçekleşti. Eylül sonu itibarıyla Türkiye traktör pazarında New Holland ve Case IH markaları ile toplam yüzde 41,1’lik payı olan TürkTraktör, liderliğini kesintisiz olarak 18 yıldır sürdürüyor.
Üçüncü çeyrek finansal sonuçlarını değerlendiren TürkTraktör Şirket Lideri Matthieu Séjourné, “Sektördeki zorlu dinamikler ve geçtiğimiz yıla göre yüzde 36’lık daralmaya rağmen TürkTraktör olarak liderliğimizi istikrarlı bir şekilde sürdürüyoruz. New Holland ve Case IH markalarımızla Türkiye’deki üretimin yüzde 62’sini, ihracatın ise yüzde 73’ünü karşılamak büyük bir gurur vesilesi. Yıl sonuna yaklaşırken, elde ettiğimiz sonuçlarda büyük pay sahibi olan TürkTraktör ailesine, ürünlerimize ilgi gösteren çiftçilerimize ve tüm paydaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum” dedi.
-
Otobüs3 hafta önceMercedes-Benz Türk, BusStore Avrupa Ağı’nı İstanbul’da Ağırladı
-
Kamyon-Çekici3 hafta önceVolvo Trucks, Volvo FM 4×2 Kamyon ile de Euro NCAP’ten 5 Yıldız Aldı!
-
Lojistik3 hafta önceMarubeni Dağıtım ve Servis CEO’su Eşref Zeka Görevinden Ayrılıyor
-
Otomotiv1 hafta önceEkspertiz İşletmeleri İçin Yeni Kurallar: Yetki Belgesi Zorunlu Hale Geliyor

