Connect with us

Lojistik

PROMETEON, ProTruck ile filo maliyetlerini düşürüyor

Gökçe Şenocak, “Premium bir marka satıyoruz. Lastiğin aracın altına takıldığı andan, hurdaya ayrıldığı ana kadar maksimum performansını sürekli kılmamız gerekiyor. Bu nedenle her müşteri için farklı reçete sunuyoruz” diyor.

Pirelli, lastik üretiminde 100 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren bir dünya markası. Prometeon ise, bu devin kardeş şirketi olarak adlandırılabilir. Prometeon Lastik Grubu, Mart 2017’ye kadar Pirelli Grubu’nun bir parçasıydı. O tarihten bu yana Prometeon ve Pirelli, iki ayrı şirket olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Prometeon tüm dünyada odaklandığı endüstriyel ve ticari lastik üretimi alanında hızla büyümeye devam ediyor.

2007 yılında bir Ar-Ge merkezi kurarak 2015 yılında lisansını aldıklarını ifade eden Prometeon Türkiye, Rusya, Orta Asya ve Kafkaslar Ticaret Direktörü Gökçe Şenocak, bu tesisin, sektördeki ilk Bakanlık lisanslı Ar-Ge merkezi olduğunun altını çizerek, “Prototip lastikleri burada üretiyoruz. Bunun teknik, ticari ve üretim ayakları var. Ticari olarak sadece bu konuya odaklanır ve kullanıcıdan gerçek ihtiyaçları konusunda geri dönüşler alırız. Türkiye’nin yol koşullarıyla Avrupa’nın yol koşulları karşılaştırılamaz. Biz de ülkemiz koşullarına uygun lastikler üretiyoruz. Türkiye için özel hamur seçilir, topuk yapısı buna göre güçlendirilir; bu da bizi rakiplerimizden bir adım öne çıkaran en önemli özelliğimizdir” diye konuştu.

“Her filonun çözümü farklı, ProTruck da bunun için var”

Premium bir marka sattıklarını vurgulayan Şenocak, “Aracın altına takıldığı andan hurdaya ayrıldığı ana kadar maksimum performansı sürekli kılmamız gerekiyor. Bunun için de müşterinin ihtiyaçlarına göre terzi usulü çalışmamız lazım. Kaplansın, hava tamamlamayla ilgili servisler alsın, bakım-sökme takma işlemini doğru ve ihtiyacı doğrultusunda yapsın gibi hizmetler verilebilir. Tüm bunlar için ProTruck adını verdiğimiz bir çözüm paketi yarattık. ProTruck, ihtiyaca farklı çözümler üretmeye odaklanmış bir hizmet ailesidir. Bu bir genel ilaç değildir. Herkese aynısı verilmez, her kullanıcının reçetesi farklıdır. ProTruck servisleri için iş geliştirme ekibimiz gider, araç altı çalışmalar yapar ve reçete yazarlar. Hava basınçları düşükse bir ProCorner kurulmasını önerirler, araçlar giderken havalarını tamamlayıp çıkar. Bir lastikçileri yoksa FleetCube kurmalarının işlerin aksamadan yürümesini sağlayacağını söyleriz. Kurduğumuz dijital filo yönetim sistemi ile müşterilerimizin filolarındaki her bir aracın her bir lastiğini yönetebilmesini sağlıyoruz. 7/24 de yol yardım hizmeti veriyoruz” açıklamasını yaptı.

100 araçlık bir filo, lastiklerini nasıl yeniler?

Yukarıdaki soruyu sorduğumuz Gökçe Şenocak’ın yanıtı şöyle oldu: “Türkiye’nin en büyük entegre lojistik şirketi Netlog’un böyle bir talebi vardı, tabii onun filosundaki araç sayısı çok daha fazla. İşte reçete yazmak tam da burada ihtiyaç duyduğumuz bir olgu. Çünkü karşınızda yaklaşık 15 bin lastik var ve bu araçların hepsi aynı tip işi yapmadığı için 30 farklı ebatta lastik çözümü üretmeniz gerekir. Çok büyük ve farklı ihtiyaçları olan bir yapı olduğu için kilometre başına bir anlaşma önerdik ve bütün lastik yönetiminin idaresine talip olduk. Geçen ay yaptığımız değerlendirme toplantısında çok memnun kaldıklarını ve diğer lojistik kuruluşlarına kendi memnuniyetlerini referans verebileceğimizi söylediler. Çünkü maliyetlerini inanılmaz bir şekilde düşürmüştük. Lastiği düşünmeyi bırakıp, bütçelerini de bilerek kendi işlerine odaklandılar. Herkesle km başına anlaşma yapamazsınız. Ekiplerimizin gelip, hangi çözüme uygun olduğunuzu saptamaları gerekiyor. Ardından gönlünüz rahat bir şekilde filonuzu bize emanet edebilirsiniz.”

PROMETEON, “kaplanabilir lastik garantisi” veriyor

Kullanıcıların maliyetleri düşürmek için sıklıkla başvurdukları lastik kaplamayı kesinlikle önerdiklerini ifade eden Gökçe Şenocak, “Çünkü Premium bir ürün kullanırsanız çok uzun kilometre yapar, gerektiğinde de kaplayabilirsiniz. Örneğin uluslararası treyler taşımacılığı yapan bir firmanın araçlarının lastik ömrü 5-6 yıldır. 3 kez kaplama yapmak 15-20 yıla ulaşması demektir ki, bu firmanın lastiğini 3 kez kaplaması mümkün değildir. Ama hızlı sirküle olan bir iş yapıyorsanız, örneğin inşaat grubu, ve şehirler arası otobüslerde 2-3 kez kaplama yapılabilir. Bizim buradaki en önemli farkımız, lastiğimize (yetkili kaplamacılarımıza götürdükleri takdirde) kaplanabı̇lı̇rlik garantı̇sı̇ vermemizdir. Bu hem ekonomiktir hem de filolar için uygun maliyet anlamına gelir” dedi.

pirelli_truck_24.jpgLastik pazarı küçüldü, Prometeon büyüdü

2016-2018 arasında, 2018’in ikinci yarısına kadar lastik pazarında bir büyüme yaşadıklarını belirten Şenocak, “Ancak, 2018’in Ağustos ayıyla birlikte piyasada daralma başladı. 2019’a da zor bir yıl olarak başladık ama daha sonra 2018’in tam tersi bir durum yaşandı. Düşük başlayıp, yukarı doğru yükselen bir ivmeyle yılı geçirdik. Pazar, seneyi yüzde  7gibi bir daralmayla kapatıyor. Prometeon özelinde ise, yüzde 20’nin üzerinde bir pazar payımız vardı, bu yıl da pazar payımızı yaklaşık 3 puan artırdık. Daralan bir pazarda geçen yılın da üzerine çıkarak başarılı bir yıl geçirdiğimizi söyleyebilirim. 2020’de de yüzde 3’lük bir pazar büyümesi bekliyor ve planlarımızı buna göre yapıyoruz” şeklinde konuştu.

 “G 01 ürünümüz inşaat grubunun referansı olarak gösterilir”
Pazarın küçüldüğünü ama inşaat grubundaki pazar paylarının yüzde 10 büyüdüğünü açıklayan Şenocak, “İnşaat grubu, bizim imza ürünümüzdür ve G01 ürünümüz referans olarak gösterilir. İnşaat grubunda bir lastiğin ömrü 2 ay da gidebilir, 2 yıl da. İnşaat işiyle uğraşanlar dayanıklı bir lastiğim olsun ve kaplanabilsin ister. G 01 lastiğimizin 4 kere kaplanabildiğine şahit olduk. Lastik fiyatının üçte birine kaplar ve yeni lastiğe yakın performans alırsınız. Bu her kullanıcının istediği bir durumdur. Böyle olunca da, genel pazarın yüzde 20-25 daraldığı bir yerde, bizim yüzde 10 artış yaşamamızdan daha doğal bir şey olamaz” diye konuştu.

prometeon_kutu-gorseli_s-001.jpgLojistikte Prometeon

“Lojistik, en büyük pazar payını aldığımız bölümü oluşturuyor. Lojistiği uluslararası ve bölgesel diye bölmek gerek. Tabi böyle olunca, ürünün de farklılıklar arz etmesi gerekiyor. Geçen yıl uluslararası segment pazarı küçülürken  bölgesel taşımacılık lastik pazarında da büyümeyaşandı. Lojistikçilerin en önemli istekleri uzun ömür, yakıt tasarrufu ve kaplanabilir olma özelliği. Biz de teknolojilerimizi bu yönde geliştiriyoruz. “

Ağır vasıta lastik, yol yardım ve çekici hizmeti “PRO 7/24”

Prometeon Türkiye, ağır vasıta lastik yol yardım ve çekici hizmetini birlikte veren Türkiye’deki ilk ve tek uygulama Pro 7/24 hizmetini, müşterilerinin yol yardım ihtiyaçlarını kusursuz bir şekilde karşılamak üzere hayata geçirdi. Prometeon’un yeni hizmeti Pro 7/24 ile müşteriler, Türkiye çapında yılın her günü 24 saat boyunca ağır vasıta lastikleri kaynaklı arızalar için yol yardımı ve çekici hizmeti alabiliyor.

Yolcu taşımacılığında Prometeon

“Yolcu taşımacılığında pazar lideriyiz. Aslında yük ve yolcu taşımacılığı benzer desenler ve ölçülerde lastik kullanır. Sonuçta ikisi de orta ve uzun mesafe taşımacılık yapar. Ama otobüsün birinci önceliği güvenlik ve konfordur. Aynı ebatta ve benzer desende bir lastik hem kamyona, hem de otobüse verilebilir fakat biz öyle yapmıyoruz, otobüs grubu için özel hamur karışımlı ve güçlendirilmiş kuşak paketine sahip Coach serisi lastikler üretiyoruz. Böylece hem güvenliğe, hem de konfora yönelik ihtiyacı karşılamış oluyoruz. “

st25-plus-001.jpgTürk treyler pazarının ihtiyaçlarına uygun olarak geliştirilen ST25 Plus, Pirelli patentli DLTC (Çift Katmanlı Sırt Hamur Karışımı) teknolojisi sayesinde kullanıcılarına yüksek kilometre performansı sağlıyor. Ayrıca yenilikçi desen yapısı ve hamur karışımı ile üstün yol tutuşu ve tüm zeminlerde daha kısa fren mesafesi sunuyor.

Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lojistik

Lojistik Devinden İskandinavya Atağı: TCT Lojistik ve Alpi Danimarka Güçlerini Birleştirdi

Türkiye’nin genç ve dinamik lojistik markası TCT Lojistik, Avrupa operasyon ağını genişletme stratejisi doğrultusunda Alpi Danimarka ile masaya oturdu. Şubat 2026 itibarıyla devreye giren bu iş birliğiyle, İskandinav hattındaki taşımacılık süreçleri tamamen entegre hale getiriliyor.

İskandinavya Taşımacılığında Yeni Dönem: TCT Lojistik ve Alpi Sinerjisi

Kuruluşundan bu yana Avrupa odaklı büyümesini sürdüren TCT Lojistik, karayolu taşımacılığındaki iddiasını bir üst seviyeye taşıyor. Şirketin Karayolu Direktörü Hasan Yeşilyurt, Alpi Danimarka ile hayata geçirilen stratejik ortaklığın detaylarını kamuoyuyla paylaştı.

Yeşilyurt, Danimarka’nın İskandinavya operasyonları için kritik bir merkez olduğunun altını çizerek; “İsveç ve Norveç hatlarındaki güçlü altyapımızı, Danimarka’da yerel bir devle birleştirerek kuzey ağımızı kusursuz hale getirdik” açıklamasında bulundu.

Karşılıklı Temsilcilik ile Uçtan Uca Lojistik Çözümleri

1 Şubat 2026’da resmiyet kazanan anlaşma, iki şirket arasında “tam kapsamlı temsilcilik” modeline dayanıyor. Bu kapsamda:

  • TCT Lojistik; Alpi Danimarka’nın Türkiye’deki tüm ithalat ve ihracat operasyonlarında (yükleme, gümrükleme, depolama) tek yetkili çözüm ortağı oldu.

  • Alpi Danimarka; TCT Lojistik’in Danimarka’daki tüm terminal, iç dağıtım ve gümrük süreçlerini kendi network’ü üzerinden yönetecek.

  • Hız ve Verimlilik: Danimarka’nın Jutland bölgesinde 6 büyük depo ve ofisi bulunan Alpi’nin global ağı sayesinde, teslimat sürelerinde ciddi bir kısalma hedefleniyor.

2025’te %25 Büyüme: Yatırımlar Hız Kesmiyor

Lojistik sektöründe güvenin ancak kontrolle sağlanabileceğine inanan TCT Lojistik, yatırımlarını özmal varlıkları üzerinden yürütüyor. Hasan Yeşilyurt, operasyonel kabiliyetlerini şu verilerle destekledi:

“300’den fazla özmal aracımız ve kendi gümrüklü depolama alanlarımızla süreci doğrudan yönetiyoruz. 2025 yılını %25 büyüme ile tamamlamış olmamız, müşterilerimizin bize olan güveninin bir sonucudur.”

TCT Lojistik’in 2026 Vizyonu: Avrupa’da Yerinde Yapılanma

Geçtiğimiz yıl filosuna 70 yeni araç ekleyen şirket, 2026 yılı için vites yükseltiyor. Stratejik yol haritasında sadece iş ortaklıkları değil, aynı zamanda Avrupa’nın farklı başkentlerinde TCT markasıyla doğrudan ofis açma planları da yer alıyor.

Bu büyüme hamlesiyle birlikte TCT Lojistik, İskandinavya’dan Güney Avrupa’ya kadar uzanan geniş bir koridorda, gümrüklemeden sigortaya kadar her aşamada şeffaf ve güvenilir bir lojistik hizmeti sunmayı taahhüt ediyor.

Continue Reading

Lojistik

Çobantur Logistics, köklü mirasıyla geleceği adıyla yazıyor

Uçtan uca çözüm vizyonuyla lojistik sektörüne ilkleri ve yenilikleri kazandıran, köklü geçmişinde “BOLTAS” adıyla güven inşa eden Çobantur Logistics; yarım asra yaklaşan tecrübesiyle geleceğe yeni ismi ve iddialı hedefleriyle yürüyor. Geniş filosu, Türkiye’de 45 bin 500 metrekarelik ve Avrupa’da 12 bin metrekerelik depolama kapasitesiyle gücünü pekiştiren şirket, 2026’da dijital dönüşüm vizyonu doğrultusunda yeniden yapılanırken Almanya’da gerçekleştireceği stratejik satın alma ile operasyonlarını da küresel ölçekte büyütecek. Çobantur Logistics, sektöre yalnızca hizmet değil, geleceğin lojistik ekosistemini sunmayı hedefliyor.

Yarım asra yaklaşan tecrübesiyle lojistik sektörünün köklü markalarından ‘BOLTAS’, artık yoluna ‘Çobantur Logistics’ adıyla devam ediyor. Bugünü yönetmekle yetinmeyen, geleceğin lojistik ihtiyaçlarına da hazır bir yapı kurma hedefiyle dönüşüm hikâyesini başlatan şirket; kontrollü, sürdürülebilir ve güvenilir bir geleceğe ulaşmak için köklerinden aldığı gücü yeni ismine taşıyor. Yenilenen kurumsal kimliğiyle hikâyesini geleceğe aktaran Çobantur Logistics, sektördeki uzun yıllara dayanan tecrübesiyle 50’nci kuruluş yılına yeni yatırım planlamaları ile giriş yapıyor. Çözüm sağlayan servis sağlayıcı rolüyle lojistiğe yön vermeye hazırlanan firma, bu dönüşümle birlikte yalnızca bir isim değil, geleceğin lojistik vizyonunu da ortaya koyuyor.

“Köklerden geleceğe: Çobantur Logistics ile lojistikte yeni bir dönem başlıyor”

Günümüzde hızla değişen dünya düzeni içinde çağa ayak uydurmanın gerek rekabet gerekse kurumsal başarı için kritik rol oynadığını belirten Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, “Bugün lojistik yalnızca taşımacılıktan ibaret değil; üretimden ticarete, ekonomiden teknolojiye kadar tüm akışın merkezinde yer alan stratejik bir güç. Biz de bu gücü geleceğe yön verecek şekilde daha da ileri taşımak için geçmişin köklü mirası üzerine kurulu hikâyemizi, kuruluşumuzun 50’nci yılına doğru adım adım yaklaşırken Çobantur Logistics adıyla sürdürüyoruz. Çünkü biliyoruz ki sağlam kökler, geleceğin en güçlü filizlerini verir. Bazı isimler yalnızca bir marka değildir; zamana direnen bir duruş, hafızalara kazınan bir değer ve yıllar içinde oluşmuş bir güven sözüdür. İşte tam da bu yüzden kendimize, hikâyemize ve köklerimize yeniden sahip çıkıyoruz” dedi.

“Güveninizin sorumluluğunu taşıyoruz”

Bugün atılan her adımın; yeniden doğuşun ve yeniden tanımlanmış bir vizyonun resmi olduğunu vurgulayan Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, geçmişten aldığı güçle geleceği çok daha cesur, kararlı ve sağlam inşa ettiklerini vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti; “Verdiğimiz her sözü ilk günkü netliğiyle tutuyoruz. Güveninizin sorumluluğunu taşıyoruz. Artık adımız yalnızca bir marka değil; tutarlılığın, sürdürülebilirliğin, itibarın ve mirasın sembolü”dedi.

 

Çobantur Logistics, yalnızca taşımacılık değil; uçtan uca değer yaratan kapsamlı lojistik çözümleri sunuyor. Yurt içinde toplama-dağıtım, limanlardan adreslere konteyner taşıması, gümrüklü/gümrüksüz depolama, depolarda katma değerli işlemler, nakliye ve mal sigortası hizmetleri, proje taşımaları, denizyolu (FCL/LCL) ve havayolu taşımaları, Avrupa içi Europe-to-Europe operasyonları ve Avrupa’daki depolarda sunduğu katma değerli hizmetlerle müşterilerine geniş bir hizmet yelpazesi sağlıyor. 200’e yakın çekici, 500’e yakın römork, 5 lowbed, 6 kamyon ve 2 kamyonetten oluşan filosuyla operasyonlarını sürdüren şirket, yurtiçinde Erenköy’de 13 bin metrekare, Orhanlı’da 8 bin 500 metrekare, Dilovası’nda 18 bin metrekare ve İzmir’de 6 bin metrekare olmak üzere toplam 45 bin 500 metrekarelik depolama alanına sahip. Yurtdışında ise İtalya ve Almanya’daki 6’şar bin metrekarelik depolarıyla hizmet veren Çobantur Logistics, Romanya’da planladığı 6 bin metrekarelik yeni depo yatırımıyla Avrupa’daki varlığını daha da güçlendirmeyi hedefliyor.

 

2026’da yurt dışında holding yapısı kurarak tüm grup şirketlerini tek çatı altında toplayacak

Jeopolitik zorluklara rağmen lojistik sektörünün büyümeye ve yeni yatırımlara hız kesmeden devam ettiğini vurgulayan Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, şirketin yol haritasını şöyle özetledi: “2026 bizim için yeniden yapılanmanın karşılığını alacağımız ve sürdürülebilir kârlılığı yakalayacağımız bir yıl olacak. Almanya’da gerçekleştireceğimiz stratejik satın alma ile operasyonlarımızı güçlendirirken, yurt dışında kuracağımız holding yapısıyla tüm grup şirketlerimizi tek çatı altında toplamayı hedefliyoruz. Avrupa’daki yatırımlarımızı genişletirken en büyük önceliğimiz, kârlı ve istikrarlı büyümeyi sürdürmek olacak. Çünkü bizim için büyüme yalnızca hacim değil; güvenilir, sürdürülebilir ve şeffaf bir gelecek demek. Bu vizyon doğrultusunda 7/24 track & trace sistemimizi müşterilerimizin kullanımına açarak sektörde şeffaflık adına önemli bir adım attık. Önümüzdeki dönemde odağımız, yalnızca bugünü yönetmek değil; önümüzdeki 5–10 yılın lojistik ihtiyaçlarına hazır bir yapı kurmak olacak.”

 

Lojistik sektörü 2026’da “fırsatlar” ve “riskler” ile karşı karşıya

Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, lojistik sektörünün Türkiye ekonomisinde hizmet ihracatının lokomotiflerinden biri haline geldiğini vurgulayarak 2026 yılına dair yol haritasını da paylaştı. Çobanoğlu, ülkenin stratejik konumunun transit taşımacılık, entegre lojistik çözümleri ve katma değerli hizmetler açısından önemli fırsatlar sunduğunu, buna karşılık küresel ticaretteki dalgalanmalar ve finansmana erişim gibi risklerin dikkatle yönetilmesi gerektiğini belirtti. Geleceğin lojistiğinin veri odaklı ve otomatikleşmiş sistemler üzerine kurulduğunu ifade eden Çobanoğlu, dijitalleşme, otomasyon ve yapay zekânın sektörün dönüşümü için vazgeçilmez olduğunu söyledi.

 

Şirketler için yeni bir çağın kapılarını aralayan bu dönüşümün merkezinde ise kuşkusuz “yeşil lojistik” bulunuyor. Çobanoğlu, lojistiğin artık yalnızca taşımacılık değil; sürdürülebilirlik, verimlilik ve toplumsal sorumlulukla bütünleşen bir vizyon olduğunu vurgulayarak, Çobantur Logistics’in uzun süredir bu anlayışı işinin merkezine koyduğunu ifade etti. “Bizim için yeşil lojistik yalnızca bir iş modeli değil; gelecek nesillere bırakacağımız en değerli miras. Yolculuğumuz, sektörün dönüşümüne öncülük etmek, müşterilerimize daha fazla değer yaratmak ve dünyayı birlikte korumak üzerine kurulu. Çünkü biliyoruz ki lojistik yalnızca ürün değil, geleceği de taşır” dedi.

Bu vizyon doğrultusunda şirket, çevresel etkileri azaltmayı tüm operasyonlarının merkezine koyuyor. Stratejik bir kararla filosundan çıkardığı eski nesil çekici ve taşıma ünitelerini 2026 yılında 250 yeni dorse ile yenileyecek olan Çobantur Logistics, karbon ayak izini azaltma hedeflerine de hızla yaklaşıyor. Ofis ve depolarında “Sıfır Atık Yönetim Sistemi” ile geri dönüştürülebilir atıkları ayrıştırarak daha temiz bir miras bırakmayı amaçlayan şirket, geleceğe yönelik yatırımlarını güneş enerjili tesisler ve dijitalleşme odaklı projeler üzerine kuruyor. Çobanoğlu son olarak, hedeflerinin netliğini ortaya koyarak bunu ‘sektörün dönüşümüne öncülük etmek’ olarak aktarıyor.

 

Continue Reading

Blog

Yedek Parça Sektöründe Rekor Büyüme!

Yeni Bakım Alışkanlıkları ve Araç Parkının Yaşlanması  Yedek Parçayı Otomotivin Merkezine Aldı”

 

Otomotiv sektöründe yaşanan dönüşümün en güçlü etkilerinden biri, yedek parça ve bakım pazarında kendini gösteriyor. Motor Aşin CEO’su Saim Aşçı, sektördeki hızlı büyümeye dikkat çekerek, “Yedek parça artık sadece bir ihtiyaç değil, stratejik bir yatırım” dedi. 2020’de 24,2 milyon olan araç parkı 2025’te 28,5 milyona çıkarak %17,7 büyüme gösterdi. Bu büyüme, yılda ortalama 300 USD parça ihtiyacıyla birleşince yedek parça pazarında 1,3 milyar USD’lik ek potansiyel oluşturdu.

 

Araç Parkının Büyümesi Yedek Parça İhtiyacını Artırdı

Türkiye’deki toplam araç sayısı 2020’de 24,2 milyonken, 2025 itibarıyla 28,5 milyona ulaştı. Bu yaklaşık %17,7’lik artış, parça tüketimini doğrudan etkiledi. Motor Aşin verilerine göre, ortalama bir araç yılda 250–350 USD’lik yedek parça ihtiyacı doğuruyor. Bu da pazarın toplam büyüklüğünü 8,55 milyar USD seviyesine çıkardı.

Elektrikli Araçlarla Parça Profili Değişiyor

2025’te araç parkının %3’ünü elektrikli araçlar oluşturuyor. “Egzoz, debriyaj, yağ filtresi gibi geleneksel parçalara olan talep azalırken; batarya, inverter, elektronik modül gibi parçalarda %80’i aşan talep artışı gözleniyor” İfadelerine yer veren Motor Aşin CEO’su Saim Aşçı, “2030’da bu oranın %15’e çıkmasıyla birlikte bu değişimin daha da hızlanacağını öngörüyoruz” dedi.

Yedek Parçada İhracat Hız Kazandı, Dış Ticaret Açığı Azaldı

İhracat verilerine de değinen Aşçı, “2020’de 7,8 milyar USD olan yedek parça ithalatı, 2025 yılında 9,5 milyar USD’ye ulaştı. Buna karşılık, ihracat %35,3 artışla 8,8 milyar USD seviyesine geldi. Böylece dış ticaret açığı 1,3 milyar USD’den 0,7 milyar USD’ye düşerek daha dengeli bir yapı oluştu. Bu gelişme, Türkiye’nin güçlü üretim kabiliyeti ve markalaşma stratejileri sayesinde sağlandı. 2025’te yedek parça ihtiyacının %47’si yerli kaynaklarla karşılanırken, bu oranın 2030’da %55’e ulaşması bekleniyor. Özellikle ön takım, fren sistemleri, aydınlatma ve iç trim parçalarında Türkiye merkezli üreticilerin yatırımları hız kazandı” açıklamasında bulundu.

Tüketici Eğilimleri Değişiyor: Uzun Ömürlü Araç, Kaliteli Parça

Tüketicilerin pandemi sonrası 5 yılda zaman içerisinde sıfır araç temininde yaşadığı zorluklar, mevcut araçlarını daha uzun süre kullanmaya yönlendirdiğini aktaran Aşçı “Bu da bakım ve onarıma olan talebi artırdı. 2024’te otomobil tamir ustalarının iş hacmi %50’ye varan oranda artarken, kullanıcılar orijinal ve sertifikalı parçaya yönelerek bakım kalitesine önem vermeye başladı” değerlendirmesini yaptı ve geri dönüşüm, hurda parça ve sürdürülebilirlik konuları özelinde sektöre çağrıda bulundu.

Motor Aşin CEO’su Saim Aşçı, “Yedek parça sektörü sadece araçlar için değil, ekonomi için de stratejik bir kaldıraçtır. Ar-Ge, yerli üretim ve geri dönüşüm ekosistemi ile bu alanı güçlendirmek zorundayız. Elimizdeki veriler, sadece büyüklüğü değil, derinliği de gösteriyor. Bugün Türkiye’de ortalama araç yaşı 14’ü aştı. Bu yaşlı araç parkı, yedek parçayı sadece bakım değil, aynı zamanda emniyet ve sürdürülebilirlik eksenine taşıyor.” dedi. Ayrıca hurda parça geri dönüşümü konusunda özel sektör, STK ve kamunun birlikte çalışması gerektiğinin altını çizdi.

Continue Reading
Reklam
Reklam
Reklam

En Çok Okunanlar

Copyright © 2020 Ticari Araç Haberleri markası tescilli bir markadır.