Lojistik
TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK TİCARİ LASTİK FABRİKASI PROMETEON TÜRKİYE’NİN KOCAELİ’DEKİ YENİ AR-GE MERKEZİ AÇILDI
Dünyanın endüstriyel lastik odaklı tek şirketi Prometeon’un, Türkiye’nin ilk lastik fabrikası Kocaeli üretim tesisinde yer alan ve yaklaşık 15 milyon dolar yatırım yapılan yeni Ar-Ge Merkezi, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Mustafa Varank’ın katılımıyla düzenlenen törenle açıldı.
Tüm dünyada endüstriyel lastik odaklı tek şirket olan, Anteo, Eracle, Tegrys markalarının yanı sıra Formula, Pharos ve Pirelli lisansıyla endüstriyel ve ticari lastikler üreten Prometeon Tyre Group’un yeni Ar-Ge Merkezi, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Mustafa Varank’ın katılımıyla gerçekleştirilen bir törenle açıldı.

Sektöründe Bakanlık lisanslı ilk Ar-Ge Merkezi olan ve bu yeni yatırımla şimdi daha da büyüyen Prometeon’un yeni Ar-Ge merkezi açılış törenine; Prometeon Tyre Group Genel Müdür Vekili Roberto Righi, Prometeon Tyre Group Global CTO’su (Üretimden ve Teknolojiden Sorumlu Global Direktör) Alexandre Bregantim, Prometeon Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Lale Cander, Kocaeli yerel yönetimi, Prometeon Türkiye yönetim ekibi ve çalışanları katıldı. Tören pandemi nedeniyle kısıtlı sayıdaki davetli eşliğinde ve pandemi önlemleri çerçevesinde gerçekleştirildi.
Varank: “Prometeon tarafından üretilen ve tüm dünyaya satılan ticari lastikler Türk mühendislerinin imzasını taşıyacak”
Ar-Ge Merkezi’nin ihracata olan önemine değinen Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bilhassa lojistik sektörü ve ağır vasıta sürücüleri Pirelli gibi lastiklerin üretimini yapan Prometeon’u yakından tanırlar. Türkiye’nin ilk lastiğini üreten ve Prometeon’un dünyadaki dört üretim tesisinden biri olan bu fabrika, Grubun ürün teknolojisi açısından en gelişmiş fabrikası. Gerek yaptığı üretim ve ihracatla gerekse sağladığı istihdamla ülkemiz için önemli bir değer. Toplam üretiminin yaklaşık yüzde 50’sini dünyanın farklı pazarlarına ihraç ederek ülkemizin cari dengesine de önemli bir katkı sağlıyor. Bugün açılışını yaptığımız Ar-Ge Merkezi sayesinde de Prometeon tarafından üretilen ve tüm dünyaya satılan ticari lastikler bundan böyle Türk mühendislerinin imzasını taşıyacak. Şu ana kadar TÜBİTAK ile 30’a yakın ortak proje ve 8 patent geliştiren Prometeon’un kapasitesi, yeni Ar-Ge yatırımları ile daha da artacak. Prometeon Lastik Grubu ayrıca, iklim değişikliği konusunda inisiyatif alan değerli yatırımcılarımızdan bir tanesi. Bu yeni Ar-Ge Merkezi, yakıt tüketimini ve karbon salımını azaltan lastikler üzerinde önemli çalışmalar yürütüyor. Ben şahsen, yakın zamanda çok yenilikçi ürün ve yöntemler geliştireceklerine inanıyorum. Bu vesileyle, bu önemli Ar-Ge Merkezi yatırımını ülkemize kazandıran Prometeon Yönetim Kurulu’na teşekkürlerimi sunuyorum. Prometeon Türkiye’nin yeni Ar-Ge Merkezi’nin ülkemize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.”

“2020’de Türkiye, Prometeon Tyre Gorup içinde en fazla büyüyen pazar oldu”
Türkiye’nin Prometeon Tyre Group içerisinde en fazla büyüyen pazar olduğunun altını çizen Prometeon Tyre Group Genel Müdür Vekili Roberto Righi: “Prometeon Türkiye, 75 ülkeyi kapsayan “Türkiye-Orta Doğu-Afrika-Rusya” bölgesinin idari üssü. Bizim için çok önemli bir yere sahip olan bu güzel ülkede; tüm dünyada salgının etkisini çok kuvvetli hissettiğimiz bir yılda, üretim kapasitemizi artırmayı başarmanın mutluluğunu yaşadık.
Bu süreçte Türkiye lastik pazarı ortalamasının üzerinde bir büyüme oranı yakalayarak pazar payımızı artırdık. Grubumuz dünyada küresel pandemiye ve küçülen lastik pazarına rağmen 2020 yılını önemli başarılarla geride bıraktı. Prometeon Tyre Group olarak ürettiğimiz lastiklerle hayati değere sahip ürünleri taşıyan ağır vasıtalara var gücümüzle destek olmaya, tüm dünyada taşımacılık ve lojistik sektöründeki kritik faaliyetlerin aksamaması için üretim yapmaya devam ettik. 2020’de Türkiye pazarı, yurtdışı pazarlar arasında en fazla büyüyen pazar oldu. 2021’in ilk yarısında pazarın yaklaşık %12 üzerinde gerçekleştirdiğimiz büyümenin yanı sıra Türkiye’ye olan güvenimizi Ar-Ge Merkezi yatırımımızla da taçlandırdık. Türkiye’deki yeni Ar-Ge Merkezimiz Grubun dünya çapındaki en büyük araştırma ve geliştirme tesisi konumunda yer alıyor” dedi.

Prometeon’dan Türkiye’ye 6 yılda 160 milyon dolarlık yatırım
Öte yandan Prometeon Tyre Group olarak bugüne kadar yapılan yatırımların Türkiye’nin potansiyeline duyulan güvenin bir göstergesi olduğuna dikkat çeken Righi, “2017’de başladığımız yatırımlar 2023 yılında toplam 160 milyon dolara ulaşacak. Yıllık üretim kapasitemizi 1,5 milyon lastiğe yükselterek 2017’den 2020’ye uzanan yatırım hedefimizi de tamamlamış olduk. Bu sayede Türkiye pazarı içinde en yüksek ticari lastik üretim adedine sahip olduk. 2021-2023 yılları arasında 40 milyon dolarlık yatırım hedefimiz çerçevesinde hem teknolojik ihtiyaçlar hem de üretim kapasitesi iyileştirmeleri için fabrikamıza düzenli olarak yatırım yapmaya devam edeceğiz. Bu miktarın 15 milyon doları yeni Ar-Ge Merkezimizin tamamlanması için tahsis edilecek. Ar-Ge çalışmalarına her yıl düzenli olarak ayırdığımız bütçe, grubun cirosunun yaklaşık %3’ünü oluşturuyor” değerlendirmelerinde bulundu.

“Türkiye’ye uzun vadeli yatırımlar yapan tüm yatırımcıların kazançlı çıkacağına inanıyoruz”
Prometeon Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Lale Cander doğrudan yatırımın Türkiye pazarı için büyük öneme sahip olduğunu ifade ederek, “Türkiye sürekli gelişen, büyüyen ve üreten bir ülke. Kocaeli’deki Türkiye’nin ilk lastik fabrikasında 60 yılı aşkın tecrübe ile faaliyetlerimize devam ediyoruz. Prometeon Ar-Ge Merkezi, Türk lastik pazarındaki Bakanlık lisanslı ilk Ar-Ge Merkezi olup, yeni yatırımımız Türk mühendislerinin geliştireceği ürünlerle çalışmalarımıza hız kazandıracak” değerlendirmesini yaptı.
Ayrıca pandeminin neden olduğu belirsizlik ortamına rağmen Türkiye’de yatırımlarını ara vermeden sürdürdüklerini belirten Cander: “Türkiye’nin ilk lastik fabrikası olmamızın da bize verdiği bilgi birikimi, tecrübe ve güçle Türkiye’yi daima uzun vadeli analizlerle anlamaya çalışıyoruz. Biz Türkiye’ye uzun vadeli yatırımlar yapan tüm yatırımcıların kazançlı çıkacağına inanıyoruz. Bu doğrultuda stratejik planlar yapıyor ve çalışmalarımızı hayata geçiriyoruz. Bunun en somut göstergesi de Prometeon’un Türkiye’deki faaliyetlerine başladığı günden itibaren istikrarlı bir şekilde büyümesi ve yatırımlarına devam etmesidir. Türkiye’nin Ar-Ge gücünü destekleyen bu yeni yatırımımız, A’dan Z’ye Türk mühendislerce yaratılan teknoloji ve mühendisliğimizin global arenada rekabeti hepimizi gururlandırıyor” dedi.

Yeni Ar-Ge Merkezi, Prometeon’un gelecek hedeflerinde çok daha önemli bir rol oynayacak
Kocaeli fabrikasındaki Ar-Ge Merkezi yatırımının Türkiye’nin rolü için oldukça kritik olduğunu vurgulayan Prometeon Tyre Group Global CTO’su Alexandre Bregantim şunları söyledi: “Prometeon Tyre Group olarak, Türkiye’ye 2023 yılına kadar 160 milyon dolar yatırım yapmak üzere yola çıktık. Kocaeli’deki fabrikamızı grubumuzun en büyük ticari lastik üretim merkezine dönüştürdük. Üretim kapasitemizi 1,5 milyon adete çıkardık. Üstelik Türkiye, grubun en gelişmiş teknolojiye sahip fabrikası olarak Prometeon’un en premium pazarları olan Avrupa ve Türkiye için üretimde başrolü üstleniyor.
Prometeon Tyre Group olarak ciromuzun yaklaşık %3’ünü inovasyon yatırımlarına harcıyoruz. Köklü bir geçmişe sahip olduğumuz Türkiye’ye olan güvenimiz sonucu Ar-Ge merkezimize çok ciddi bir yatırım yaptık. Böylece Ar-Ge merkezimiz grubun gurur kaynağı olan Prometeon teknolojisinde kritik bir role sahip olacak.
Sürdürülebilirliği her zaman gündeminde tutan ve bunu inovatif çözümlerle destekleyen bir grup olarak Prometeon Türkiye Ar-Ge Merkezi’nde yakıt tüketimini ve CO2 emisyonlarını azaltan yeni lastik teknolojileri geliştirmek için çalışıyoruz. Bugün %100 sürdürülebilir materyallerle üretim için hammadde tüketimini, sanal modelleme ile de test ürünü sayısını azaltma, ömrünü tamamlamış olan lastiği hammadde olarak geri dönüştürme, ayrıca fosil ve yenilenebilir materyaller kullanımına yönelik geliştirme çalışmaları yapıyoruz. Ayrıca gelecek 10 yıldaki araçlar, hidrojen ve elektrikli motorlar için orijinal ekipman üreticisi olan ağır vasıta ve şehir içi otobüs üreticileri ile ortak çalışmalar yürütüyoruz.”

İstihdamın yanı sıra Kocaeli’de geliştirilen prototip ve patent sayısı da artırılacak
1960 yılında Türkiye’nin ilk lastik fabrikası olan ve pek çok ilkle faaliyetlerini sürdüren Kocaeli fabrikasında 15 milyon dolarlık Prometeon Ar-Ge Merkezi yatırımı tamamlandı. Bu yatırımla Türkiye’nin Prometeon Grubu’ndaki rolü daha da önem kazanıyor. Şirketin, Türkiye’de cirodan Ar-Ge çalışmalarına ayırdığı pay yükselirken, endüstriyel ve ticari lastiklerin Ar-Ge’si Türk mühendislerine emanet ediliyor. Yatırımla birlikte Türkiye’deki Ar-Ge ekibi yaklaşık 100 kişiye yükselirken Ar-Ge Merkezi’nde geliştirilen prototip ve patent sayısı da artacak.
Lojistik
Lojistik Devinden İskandinavya Atağı: TCT Lojistik ve Alpi Danimarka Güçlerini Birleştirdi
Türkiye’nin genç ve dinamik lojistik markası TCT Lojistik, Avrupa operasyon ağını genişletme stratejisi doğrultusunda Alpi Danimarka ile masaya oturdu. Şubat 2026 itibarıyla devreye giren bu iş birliğiyle, İskandinav hattındaki taşımacılık süreçleri tamamen entegre hale getiriliyor.
İskandinavya Taşımacılığında Yeni Dönem: TCT Lojistik ve Alpi Sinerjisi
Kuruluşundan bu yana Avrupa odaklı büyümesini sürdüren TCT Lojistik, karayolu taşımacılığındaki iddiasını bir üst seviyeye taşıyor. Şirketin Karayolu Direktörü Hasan Yeşilyurt, Alpi Danimarka ile hayata geçirilen stratejik ortaklığın detaylarını kamuoyuyla paylaştı.
Yeşilyurt, Danimarka’nın İskandinavya operasyonları için kritik bir merkez olduğunun altını çizerek; “İsveç ve Norveç hatlarındaki güçlü altyapımızı, Danimarka’da yerel bir devle birleştirerek kuzey ağımızı kusursuz hale getirdik” açıklamasında bulundu.
Karşılıklı Temsilcilik ile Uçtan Uca Lojistik Çözümleri
1 Şubat 2026’da resmiyet kazanan anlaşma, iki şirket arasında “tam kapsamlı temsilcilik” modeline dayanıyor. Bu kapsamda:
-
TCT Lojistik; Alpi Danimarka’nın Türkiye’deki tüm ithalat ve ihracat operasyonlarında (yükleme, gümrükleme, depolama) tek yetkili çözüm ortağı oldu.
-
Alpi Danimarka; TCT Lojistik’in Danimarka’daki tüm terminal, iç dağıtım ve gümrük süreçlerini kendi network’ü üzerinden yönetecek.
-
Hız ve Verimlilik: Danimarka’nın Jutland bölgesinde 6 büyük depo ve ofisi bulunan Alpi’nin global ağı sayesinde, teslimat sürelerinde ciddi bir kısalma hedefleniyor.
2025’te %25 Büyüme: Yatırımlar Hız Kesmiyor
Lojistik sektöründe güvenin ancak kontrolle sağlanabileceğine inanan TCT Lojistik, yatırımlarını özmal varlıkları üzerinden yürütüyor. Hasan Yeşilyurt, operasyonel kabiliyetlerini şu verilerle destekledi:
“300’den fazla özmal aracımız ve kendi gümrüklü depolama alanlarımızla süreci doğrudan yönetiyoruz. 2025 yılını %25 büyüme ile tamamlamış olmamız, müşterilerimizin bize olan güveninin bir sonucudur.”
TCT Lojistik’in 2026 Vizyonu: Avrupa’da Yerinde Yapılanma
Geçtiğimiz yıl filosuna 70 yeni araç ekleyen şirket, 2026 yılı için vites yükseltiyor. Stratejik yol haritasında sadece iş ortaklıkları değil, aynı zamanda Avrupa’nın farklı başkentlerinde TCT markasıyla doğrudan ofis açma planları da yer alıyor.
Bu büyüme hamlesiyle birlikte TCT Lojistik, İskandinavya’dan Güney Avrupa’ya kadar uzanan geniş bir koridorda, gümrüklemeden sigortaya kadar her aşamada şeffaf ve güvenilir bir lojistik hizmeti sunmayı taahhüt ediyor.
Lojistik
Çobantur Logistics, köklü mirasıyla geleceği adıyla yazıyor
Uçtan uca çözüm vizyonuyla lojistik sektörüne ilkleri ve yenilikleri kazandıran, köklü geçmişinde “BOLTAS” adıyla güven inşa eden Çobantur Logistics; yarım asra yaklaşan tecrübesiyle geleceğe yeni ismi ve iddialı hedefleriyle yürüyor. Geniş filosu, Türkiye’de 45 bin 500 metrekarelik ve Avrupa’da 12 bin metrekerelik depolama kapasitesiyle gücünü pekiştiren şirket, 2026’da dijital dönüşüm vizyonu doğrultusunda yeniden yapılanırken Almanya’da gerçekleştireceği stratejik satın alma ile operasyonlarını da küresel ölçekte büyütecek. Çobantur Logistics, sektöre yalnızca hizmet değil, geleceğin lojistik ekosistemini sunmayı hedefliyor.
Yarım asra yaklaşan tecrübesiyle lojistik sektörünün köklü markalarından ‘BOLTAS’, artık yoluna ‘Çobantur Logistics’ adıyla devam ediyor. Bugünü yönetmekle yetinmeyen, geleceğin lojistik ihtiyaçlarına da hazır bir yapı kurma hedefiyle dönüşüm hikâyesini başlatan şirket; kontrollü, sürdürülebilir ve güvenilir bir geleceğe ulaşmak için köklerinden aldığı gücü yeni ismine taşıyor. Yenilenen kurumsal kimliğiyle hikâyesini geleceğe aktaran Çobantur Logistics, sektördeki uzun yıllara dayanan tecrübesiyle 50’nci kuruluş yılına yeni yatırım planlamaları ile giriş yapıyor. Çözüm sağlayan servis sağlayıcı rolüyle lojistiğe yön vermeye hazırlanan firma, bu dönüşümle birlikte yalnızca bir isim değil, geleceğin lojistik vizyonunu da ortaya koyuyor.

“Köklerden geleceğe: Çobantur Logistics ile lojistikte yeni bir dönem başlıyor”
Günümüzde hızla değişen dünya düzeni içinde çağa ayak uydurmanın gerek rekabet gerekse kurumsal başarı için kritik rol oynadığını belirten Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, “Bugün lojistik yalnızca taşımacılıktan ibaret değil; üretimden ticarete, ekonomiden teknolojiye kadar tüm akışın merkezinde yer alan stratejik bir güç. Biz de bu gücü geleceğe yön verecek şekilde daha da ileri taşımak için geçmişin köklü mirası üzerine kurulu hikâyemizi, kuruluşumuzun 50’nci yılına doğru adım adım yaklaşırken Çobantur Logistics adıyla sürdürüyoruz. Çünkü biliyoruz ki sağlam kökler, geleceğin en güçlü filizlerini verir. Bazı isimler yalnızca bir marka değildir; zamana direnen bir duruş, hafızalara kazınan bir değer ve yıllar içinde oluşmuş bir güven sözüdür. İşte tam da bu yüzden kendimize, hikâyemize ve köklerimize yeniden sahip çıkıyoruz” dedi.

“Güveninizin sorumluluğunu taşıyoruz”
Bugün atılan her adımın; yeniden doğuşun ve yeniden tanımlanmış bir vizyonun resmi olduğunu vurgulayan Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, geçmişten aldığı güçle geleceği çok daha cesur, kararlı ve sağlam inşa ettiklerini vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti; “Verdiğimiz her sözü ilk günkü netliğiyle tutuyoruz. Güveninizin sorumluluğunu taşıyoruz. Artık adımız yalnızca bir marka değil; tutarlılığın, sürdürülebilirliğin, itibarın ve mirasın sembolü”dedi.
Çobantur Logistics, yalnızca taşımacılık değil; uçtan uca değer yaratan kapsamlı lojistik çözümleri sunuyor. Yurt içinde toplama-dağıtım, limanlardan adreslere konteyner taşıması, gümrüklü/gümrüksüz depolama, depolarda katma değerli işlemler, nakliye ve mal sigortası hizmetleri, proje taşımaları, denizyolu (FCL/LCL) ve havayolu taşımaları, Avrupa içi Europe-to-Europe operasyonları ve Avrupa’daki depolarda sunduğu katma değerli hizmetlerle müşterilerine geniş bir hizmet yelpazesi sağlıyor. 200’e yakın çekici, 500’e yakın römork, 5 lowbed, 6 kamyon ve 2 kamyonetten oluşan filosuyla operasyonlarını sürdüren şirket, yurtiçinde Erenköy’de 13 bin metrekare, Orhanlı’da 8 bin 500 metrekare, Dilovası’nda 18 bin metrekare ve İzmir’de 6 bin metrekare olmak üzere toplam 45 bin 500 metrekarelik depolama alanına sahip. Yurtdışında ise İtalya ve Almanya’daki 6’şar bin metrekarelik depolarıyla hizmet veren Çobantur Logistics, Romanya’da planladığı 6 bin metrekarelik yeni depo yatırımıyla Avrupa’daki varlığını daha da güçlendirmeyi hedefliyor.
2026’da yurt dışında holding yapısı kurarak tüm grup şirketlerini tek çatı altında toplayacak
Jeopolitik zorluklara rağmen lojistik sektörünün büyümeye ve yeni yatırımlara hız kesmeden devam ettiğini vurgulayan Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, şirketin yol haritasını şöyle özetledi: “2026 bizim için yeniden yapılanmanın karşılığını alacağımız ve sürdürülebilir kârlılığı yakalayacağımız bir yıl olacak. Almanya’da gerçekleştireceğimiz stratejik satın alma ile operasyonlarımızı güçlendirirken, yurt dışında kuracağımız holding yapısıyla tüm grup şirketlerimizi tek çatı altında toplamayı hedefliyoruz. Avrupa’daki yatırımlarımızı genişletirken en büyük önceliğimiz, kârlı ve istikrarlı büyümeyi sürdürmek olacak. Çünkü bizim için büyüme yalnızca hacim değil; güvenilir, sürdürülebilir ve şeffaf bir gelecek demek. Bu vizyon doğrultusunda 7/24 track & trace sistemimizi müşterilerimizin kullanımına açarak sektörde şeffaflık adına önemli bir adım attık. Önümüzdeki dönemde odağımız, yalnızca bugünü yönetmek değil; önümüzdeki 5–10 yılın lojistik ihtiyaçlarına hazır bir yapı kurmak olacak.”
Lojistik sektörü 2026’da “fırsatlar” ve “riskler” ile karşı karşıya
Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, lojistik sektörünün Türkiye ekonomisinde hizmet ihracatının lokomotiflerinden biri haline geldiğini vurgulayarak 2026 yılına dair yol haritasını da paylaştı. Çobanoğlu, ülkenin stratejik konumunun transit taşımacılık, entegre lojistik çözümleri ve katma değerli hizmetler açısından önemli fırsatlar sunduğunu, buna karşılık küresel ticaretteki dalgalanmalar ve finansmana erişim gibi risklerin dikkatle yönetilmesi gerektiğini belirtti. Geleceğin lojistiğinin veri odaklı ve otomatikleşmiş sistemler üzerine kurulduğunu ifade eden Çobanoğlu, dijitalleşme, otomasyon ve yapay zekânın sektörün dönüşümü için vazgeçilmez olduğunu söyledi.
Şirketler için yeni bir çağın kapılarını aralayan bu dönüşümün merkezinde ise kuşkusuz “yeşil lojistik” bulunuyor. Çobanoğlu, lojistiğin artık yalnızca taşımacılık değil; sürdürülebilirlik, verimlilik ve toplumsal sorumlulukla bütünleşen bir vizyon olduğunu vurgulayarak, Çobantur Logistics’in uzun süredir bu anlayışı işinin merkezine koyduğunu ifade etti. “Bizim için yeşil lojistik yalnızca bir iş modeli değil; gelecek nesillere bırakacağımız en değerli miras. Yolculuğumuz, sektörün dönüşümüne öncülük etmek, müşterilerimize daha fazla değer yaratmak ve dünyayı birlikte korumak üzerine kurulu. Çünkü biliyoruz ki lojistik yalnızca ürün değil, geleceği de taşır” dedi.
Bu vizyon doğrultusunda şirket, çevresel etkileri azaltmayı tüm operasyonlarının merkezine koyuyor. Stratejik bir kararla filosundan çıkardığı eski nesil çekici ve taşıma ünitelerini 2026 yılında 250 yeni dorse ile yenileyecek olan Çobantur Logistics, karbon ayak izini azaltma hedeflerine de hızla yaklaşıyor. Ofis ve depolarında “Sıfır Atık Yönetim Sistemi” ile geri dönüştürülebilir atıkları ayrıştırarak daha temiz bir miras bırakmayı amaçlayan şirket, geleceğe yönelik yatırımlarını güneş enerjili tesisler ve dijitalleşme odaklı projeler üzerine kuruyor. Çobanoğlu son olarak, hedeflerinin netliğini ortaya koyarak bunu ‘sektörün dönüşümüne öncülük etmek’ olarak aktarıyor.
Blog
Yedek Parça Sektöründe Rekor Büyüme!
Yeni Bakım Alışkanlıkları ve Araç Parkının Yaşlanması Yedek Parçayı Otomotivin Merkezine Aldı”
Otomotiv sektöründe yaşanan dönüşümün en güçlü etkilerinden biri, yedek parça ve bakım pazarında kendini gösteriyor. Motor Aşin CEO’su Saim Aşçı, sektördeki hızlı büyümeye dikkat çekerek, “Yedek parça artık sadece bir ihtiyaç değil, stratejik bir yatırım” dedi. 2020’de 24,2 milyon olan araç parkı 2025’te 28,5 milyona çıkarak %17,7 büyüme gösterdi. Bu büyüme, yılda ortalama 300 USD parça ihtiyacıyla birleşince yedek parça pazarında 1,3 milyar USD’lik ek potansiyel oluşturdu.
Araç Parkının Büyümesi Yedek Parça İhtiyacını Artırdı
Türkiye’deki toplam araç sayısı 2020’de 24,2 milyonken, 2025 itibarıyla 28,5 milyona ulaştı. Bu yaklaşık %17,7’lik artış, parça tüketimini doğrudan etkiledi. Motor Aşin verilerine göre, ortalama bir araç yılda 250–350 USD’lik yedek parça ihtiyacı doğuruyor. Bu da pazarın toplam büyüklüğünü 8,55 milyar USD seviyesine çıkardı.
Elektrikli Araçlarla Parça Profili Değişiyor
2025’te araç parkının %3’ünü elektrikli araçlar oluşturuyor. “Egzoz, debriyaj, yağ filtresi gibi geleneksel parçalara olan talep azalırken; batarya, inverter, elektronik modül gibi parçalarda %80’i aşan talep artışı gözleniyor” İfadelerine yer veren Motor Aşin CEO’su Saim Aşçı, “2030’da bu oranın %15’e çıkmasıyla birlikte bu değişimin daha da hızlanacağını öngörüyoruz” dedi.
Yedek Parçada İhracat Hız Kazandı, Dış Ticaret Açığı Azaldı
İhracat verilerine de değinen Aşçı, “2020’de 7,8 milyar USD olan yedek parça ithalatı, 2025 yılında 9,5 milyar USD’ye ulaştı. Buna karşılık, ihracat %35,3 artışla 8,8 milyar USD seviyesine geldi. Böylece dış ticaret açığı 1,3 milyar USD’den 0,7 milyar USD’ye düşerek daha dengeli bir yapı oluştu. Bu gelişme, Türkiye’nin güçlü üretim kabiliyeti ve markalaşma stratejileri sayesinde sağlandı. 2025’te yedek parça ihtiyacının %47’si yerli kaynaklarla karşılanırken, bu oranın 2030’da %55’e ulaşması bekleniyor. Özellikle ön takım, fren sistemleri, aydınlatma ve iç trim parçalarında Türkiye merkezli üreticilerin yatırımları hız kazandı” açıklamasında bulundu.
Tüketici Eğilimleri Değişiyor: Uzun Ömürlü Araç, Kaliteli Parça
Tüketicilerin pandemi sonrası 5 yılda zaman içerisinde sıfır araç temininde yaşadığı zorluklar, mevcut araçlarını daha uzun süre kullanmaya yönlendirdiğini aktaran Aşçı “Bu da bakım ve onarıma olan talebi artırdı. 2024’te otomobil tamir ustalarının iş hacmi %50’ye varan oranda artarken, kullanıcılar orijinal ve sertifikalı parçaya yönelerek bakım kalitesine önem vermeye başladı” değerlendirmesini yaptı ve geri dönüşüm, hurda parça ve sürdürülebilirlik konuları özelinde sektöre çağrıda bulundu.
Motor Aşin CEO’su Saim Aşçı, “Yedek parça sektörü sadece araçlar için değil, ekonomi için de stratejik bir kaldıraçtır. Ar-Ge, yerli üretim ve geri dönüşüm ekosistemi ile bu alanı güçlendirmek zorundayız. Elimizdeki veriler, sadece büyüklüğü değil, derinliği de gösteriyor. Bugün Türkiye’de ortalama araç yaşı 14’ü aştı. Bu yaşlı araç parkı, yedek parçayı sadece bakım değil, aynı zamanda emniyet ve sürdürülebilirlik eksenine taşıyor.” dedi. Ayrıca hurda parça geri dönüşümü konusunda özel sektör, STK ve kamunun birlikte çalışması gerektiğinin altını çizdi.
-
Ulaşım4 hafta önceMercedes-Benz Türk’ün Sağlık Bakım Tırı’na “En İyi Roadshow” Ödülü
-
Kamyon-Çekici3 hafta önceVolvo Trucks, Euro NCAP Güvenlik Değerlendirmesinde Yeniden 5 Yıldız Aldı!
-
Üst Yapı2 hafta önceKrone Grubu 2,3 milyar Euro ciro elde etti
-
Yük Taşıma2 hafta önceTarımsal Pazaryeri Truck1, Agroexpo 2026’nın Medya Ortağı Oldu
-
Lojistik17 saat önceLojistik Devinden İskandinavya Atağı: TCT Lojistik ve Alpi Danimarka Güçlerini Birleştirdi

