Otomotiv Sektörü
VISION EQXX: Elektrikli Menzil ve Verimlilikte Yeni Seviye
VISION EQXX teknolojik engelleri aşıyor ve enerji verimliliğini tamamen yeni bir seviyeye taşıyor. Bu, ileri teknoloji elektrikli güç-aktarma sistemi birçok ilerleme dışında hafif mühendislik ve sürdürülebilir malzemelerin kullanımını içeriyor.
Gelişmiş yazılım da dahil olmak üzere bir dizi yenilikçi ve akıllı çözümü bünyesinde barındıran VISION EQXX, verimliliği tamamen yeni bir seviyeye taşıyor.
VISION EQXX: Elektrikli ulaşım için tasarlandı
Elektrikli ulaşıma giden zorlu ve heyecan verici yolculuk için tasarlanan Mercedes-Benz VISION EQXX, yenilikçi yönüyle modern tüketicinin yenilikçi talep ve beklentilerine cevap veriyor. Gelişmiş bir teknoloji programının parçası olan bu yazılım tabanlı araştırma prototipi, gezegenin her açıdan en verimli otomobillerinden birini sunmak için tasarlandı.

Mercedes-Benz VISION EQXX
Mercedes-Benz mühendis ve tasarımcılarının çabaları ile, dijital simülasyonlara dayanan gerçek yaşam koşullarında, 100 kilometrede 10 kWh’in altında tüketim ve tek bir şarjla 1.000 kilometrenin üzerinde menzil ile kWh başına 9.6 km’nin üzerinde verimlilik ortaya çıkıyor.
Mercedes-Benz, otomotiv mühendisliği kurallar kitabını değiştirerek, elektrikli çağını yeniden hayal eden, yazılımla çalışan bir elektrikli otomobil yaptı. Aynı zamanda, modern lüks ve duygusal saflığın temel Mercedes-Benz ilkelerinin oldukça ilerici bir yorumunu ortaya koyuyor. Ekip, sadece bataryanın boyutunu arttırmak yerine uzun mesafe verimliliğini en üst düzeye çıkartmaya odaklandı.
VISION EQXX, elektrikli araç teknolojisinin ileriye dönük heyecan verici, ilham verici ve tamamen gerçekçi bir yolu. Gelişmiş enerji verimliliğine ek olarak önemli sorunlara anlamlı cevaplar sunuyor. Örneğin sürdürülebilir malzemeler, karbon ayak izini önemli ölçüde azaltıyor. UI/UX, hassas gerçek zamanlı grafiklerle hayat bulan ve aracın kokpitini boydan boya kaplayan yeni tek parça bir ekrana sahip. UI/UX ayrıca, otomobilin ve sürücü ile bütünleşmesine ve hatta insan beyninin işleyişini taklit etmesini sağlıyor. Bunu sağlayan yazılım odaklı geliştirme süreci, elektrikli otomobillerin tasarlanma biçiminde devrim yaratıyor.
Bu otomobil, otomotiv mühendisliğinin geleceğine ışık tutuyor. MMA adındaki kompakt ve orta boy otomobillere özel yeni nesli Mercedes-Benz Modüler Mimari dahil olmak üzere birçok özellik seri üretime entegre ediliyor.

Mercedes-Benz VISION EQXX,
Verimlilikte yeni değerler
Verimlilik, daha az ile daha fazlasını elde etmek anlamına geliyor. Bu yeni bir şey değil. Mercedes-Benz her zaman araçlarında verimlilik için çabaladı ve yakıt tüketimi, konfor ve rahatlık alanında sürekli iyileştirmeler yoluyla tüketicilere fayda sağladı. Bununla birlikte, elektrikli ulaşım ve sürdürülebilirlik, verimliliğin çerçevesini değiştirtirdi.
Mercedes-Benz, verimliliği yeni bir değer olarak ele alıyor. Daha az enerji ile daha fazla menzil anlamına gelirken, doğa üzerinde daha az etki ile daha fazla lüks ve rahatlık ve daha az atıkla daha fazla elektrikli ulaşım anlamına geliyor. Mercedes-Benz, elektrikli ve dijital çağda üst düzey verimliliğin nasıl göründüğü ve ne hissettirdiği konusunda net bir fikir veriyor. Mercedes-Benz, gelişmiş dijital teknolojiler, gelişmiş tasarım ve sezgisel kullanım ile sürdürülebilir uzun mesafeli elektrikli ulaşıma ışık tutuyor.
Yenilikçi güç-aktarma sisteminden hafif yapıya ve gelişmiş termal yönetimden aerodinamik tasarıma kadar her yönüyle yüksek verimlilik seviyesi ortaya koyan VISION EQXX, gelişmiş enerji tasarrufu ve üstün gerçek yaşam sürüş menzili sunuyor.
Sadece 18 ayda boş bir kağıttan tamamlanmış araca dönüşen proje; Stuttgart dışında, Formula 1 ve dünyanın dört bir yanındaki start-up’lar, ortaklar ve kurumlardan işbirliği ile tamamlandı.

Mercedes-Benz VISION EQXX
Elektrik çağın öncü güç-aktarma sistemleri
Otomobil bir yolculukta, kilometreleri ardında bırakırken sürücü ve yolculara benzersiz bir yolculuk deneyimi yaşatıyor. VISION EQXX’i bu kadar özel yapan şey, uzun yol verimliliği.
Yaklaşık 150 kW gücündeki süper verimli elektrikli güç-aktarma sistemi bu olağanüstü uzun mesafe koşucusunun temelini oluşturan gücü ve dayanıklılığı sağlıyor. Başlı başına bir mühendislik şaheseri. Ekip, verimlilik, enerji yoğunluğu ve ileri mühendisliğin kusursuz birleşimine sahip bir elektrikli güç-aktarma sistemi oluşturma hedefiyle yola çıktı yüzde 95 verimlilik hedefine ulaştı. Bu, bataryadaki enerjinin yüzde 95’e kadar tekerleklere ulaşması anlamına geliyor. En verimli içten yanmalı güç-aktarma sisteminde sadece yüzde 30 veya ortalama bir uzun mesafe koşucusunda yaklaşık yüzde 50 olduğu düşünüldüğünde, bu değer daha da anlam kazanıyor.
İngiltere’deki Mercedes-AMG Yüksek Performanslı Güç-Aktarma Sistemleri (HPP) Formula 1 uzmanları her kilojul enerjiyi değerlendirmesini çok iyi biliyor. Mercedes-Benz AR-GE, güç-aktarma sistemlerini yeniden tasarlamak ve sistem kayıplarını azaltmak için onlarla el ele çalıştı.
VISION EQXX’teki elektrikli güç-aktarma sistemi, yeni nesil silikon karbürlere sahip elektromotor, şanzıman ve güç elektroniğinden oluşan özel bir ünite. Güç elektroniği ünitesi, yakında çıkacak olan Mercedes-AMG Project ONE hiper otomobilindeki üniteyi esas alıyor.

Der VISION EQXX
HPP işbirliği ile batarya gelişimi
Mercedes-Benz ve HPP ekibi, batarya boyutunu artırmak yerine tamamen yeni bir batarya geliştirdi ve 400 Wh/lt’ye yakın olağanüstü bir enerji yoğunluğu elde etti. Bu ileri çözüm, VISION EQXX’in kompakt boyutlarına 100 kWh eviyesinde kullanılabilir enerjiye sahip bir bataryayı sığdırma olanağı sunuyor.
Enerji yoğunluğundaki artış, kısmen de olsa anotların kimyasındaki ilerlemeye dayanıyor. Daha yüksek silikon içerikleri ve gelişmiş bileşimler, yaygın olarak kullanılan anotlardan çok daha fazla enerji depolayabiliyor. Enerji yoğunluğuna katkıda bulunan bir diğer özellik, bataryadaki yüksek entegrasyon seviyesi. Mercedes-Benz AR-GE ve HPP tarafından geliştirilen bu platform, hücreler için daha fazla alan yaratırken toplam ağırlığın azaltılmasına yardımcı oldu. OneBox adı verilen elektrikli ve elektronik (EE) bileşenler için bağımsız bölme çözümü, hücreler için alan kazandırırken yine bu çözüm montaj ve sökme avantajı da sağlıyor. OneBox ayrıca, seri üretim elektrikli araçlara kıyasla daha az enerji tüketen bileşenler içeriyor.
Olasılıkların sınırlarını zorlamakla görevlendirilen batarya geliştirme ekibi, oldukça yüksek bir voltaj kullanmaya karar verdi. 900 Voltun üzerindeki voltaj, güç elektroniğinin geliştirilmesi noktasında son derece yararlı bir araştırma ortamı sağladı. Ekip çok sayıda değerli veriler toplamayı başardı ve gelecekteki seri üretim için olasılıkları değerlendiriyor. Bataryanın yapısı da verimliliği katkı sağlıyor. Örneğin hafif gövde, Mercedes-AMG HPP ve Mercedes-Grand Prix şasi ortakları tarafından tasarlandı. Gövde, Formula 1’de olduğu gibi karbon-fiber ile güçlendirilmiş şeker kamışı atıklarından elde edilen benzersiz, sürdürülebilir bir kompozit malzemeden üretildi. Batarya ayrıca aktif hücre dengeleme özelliğine sahip. Bu da sürüş anında hücrelerden enerjiyi eşit şekilde çekmek anlamına geliyor ve daha fazla dayanıklılık sağlıyor. Batarya, OneBox dahil yaklaşık 495 kilogram ağırlığa sahip.

Mercedes-Benz VISION EQXX
Güneş enerjisi ile daha fazla menzil
VISION EQXX’in birçok yardımcı sistemine güç sağlayan elektrik sistemi, tavandaki 117 güneş pilinden enerji sağlıyor. Yüksek voltajlı sistemdeki enerji tüketiminin azaltılmasıyla menzil artıyor. Sistem tek bir günde ve ideal koşullar altında uzun mesafeli yolculuklarda 25 km’ye kadar ek menzil sağlayabiliyor. Güneş enerjisi, iklimlendirme, aydınlatma, bilgi-eğlence sistemi ve diğer yardımcı donanımları besleyen hafif bir lityum-demir-fosfat bataryada depolanıyor. Mercedes-Benz ve ortakları, yüksek voltaj sistemini de şarj etmek için güneş enerjisi kullanmak için çalışıyor.
Verimliliği en üst seviyeye çıkartan tasarım ve aerodinami
Rüzgar direnci, açık yolda uzun mesafelerde, verimliliğin önündeki en büyük engellerden biri. Aerodinamik sürtünme, menzil üzerinde büyük bir etkiye sahip olabiliyor. Normal bir uzun mesafeli sürüşte, ortalama bir elektrikli araç, batarya kapasitesinin neredeyse üçte ikisini havayla mücadele etmek için kullanıyor. VISON EQXX, 0.17’lik son derece düşük sürtünme katsayısıyla oyunun kurallarını yeniden beliriyor.
Mercedes-Benz ekibi, 1937’de W 125, 1938’de 540K Streamliner, 1970’lerde Concept C111 ve güncel EQS’ye kadar gelişmiş aerodinamik tasarım konusunda köklü bir geçmişe sahip. 2015 yılındaki Concept IAA ise VISION EQXX için ilham kaynağı barındıran bir diğer örnek.
Tasarım ekibi, Mercedes-Benz tasarım dilinin duyusal saflığını ve bir yol otomobilinin pratikliğini korurken sürtünmeyi azaltan çözümler geliştirmek için gelişmiş dijital modelleme teknikleri kullanarak pasif ve aktif aerodinamik özellikleri VISION EQXX’in gövdesine entegre etti.
Önden başlayarak arkaya doğru uzanan akıcı hatlar arka çamurluk bölgesinde güçlü bir omuz çizgisi oluşturuyor. Bu doğal akış, aerodinamik açıdan son derece etkili kuyruk şeklinde keskin bir uç ile son buluyor. Arka ucu kesintisiz bir aydınlatma birimi ile parlak siyah bir panel tamamlıyor. Su damlası şeklindeki arka kısım, tavanın yine akıcı hatlarıyla bütünleşiyor. Geri çekilebilir arka difüzör, tasarım, aerodinamik ve mühendislik arasındaki işbirliğinin güçlü bir örneği ve sadece yüksek hızlarda devreye giriyor.
Ön tampondaki hava perdesi/havalandırması, ön tekerleklerin aerodinamik verimliliğini iyileştirmek üzere jantlarla bütünlük sağlıyor. Sistem, gerektiğinde soğutma panjurlarını açarak, ilave soğutma havasını kaput üzerinden yönlendiriyor. Bu, aynaların etrafındaki direnci azaltıyor ve alt gövdeye giden havayı azaltarak sürtünmeyi azaltıyor.
Yuvarlanma direnci ve aerodinami için optimize edilen jant ve lastikler
Mercedes-Benz, yuvarlanma direncini düşürmek için Bridgestone ile işbirliği yaptı. Turanza Eco lastiklerde hafif ve çevre dostu ENLITEN ve ultra düşük yuvarlanma direnci sağlayan “olojik” teknolojisi kullanılıyor. Lastikler, 20 inç hafif magnezyum jantların kapaklarını tamamlayan aerodinamik olarak optimize edilen yanaklara sahip.

Mercedes-Benz VISION EQXX,
Hafif ve yalın iç tasarım
VISION EQXX, tamamen yeni ve hafif bir iç tasarım dili kullanıyor. Geleneksel tasarım yaklaşımından ayrışan iç mekan sadeliğe odaklanıyor. Söz konusu yaklaşım karmaşık şekilleri ve geleneksel döşeme öğelerini gereksiz kılıyor. Mantarlardan vegan ipeğe kadar, VISION EQXX’in iç mekanında doğanın etkisi devam ediyor. İç tasarım minimum ağırlıkla maksimum konfor ve tarza odaklanırken, kesinlikle hayvan türevli ürünler içermiyor.
İç mekan, dünyanın dört bir yanındaki start-up’lardan elde edilen çok sayıda yenilikçi malzemeye sahip. Kapı kollarındaki AMsilk imzalı Biosteel® elyaf sadece bir örnek ve otomotiv sektöründe bir ilk. Mantarların yer altı köklerine benzeyen miselyumdan üretilen ve ağırlıklı olarak doğada bulunan yenilenebilir bileşenlerden yapıldığı için biyo bazlı sertifikasına sahip olan vegan deri alternatifi “Mylo” ise bir diğer örnek. Bu yeni malzeme, çevreye daha az zarar verecek şekilde tasarlandı ve VISION EQXX’in koltuk minderleri detaylarında kullanılıyor. Deserttex® adındaki hayvansız deri alternatifi, sürdürülebilir biyo-bazlı poliüretan matris ile birleştirilen toz haline getirilmiş kaktüs liflerinden yapılan sürdürülebilir bir materyal ve son derece yumuşak bir yüzeye sahip. Zemin halıları ise yüzde 100 bambu elyafından üretildi.
Ayrıca zemin veya kapı döşemelerinde geri dönüştürülmüş Pet şişe atık malzemeler kullanıyor. Bunun dışında tek parça ekranın üst kısmı, kapılar ve tavan döşemesinde yüzde 38 geri dönüştürülmüş Pet’ten yapılmış DINAMICA® ve ayrıca evsel atıklardan yapılan UBQ malzemesi kullanılıyor.

Mercedes-Benz VISION EQXX
BIONEQXX döküm
BIONEQXX, güncel haliyle Mercedes-Benz’deki en büyük alüminyum yapısal döküm, VISION EQXX’in arka kısmında kullanılıyor. Bu yapı, dijital teknikler ve otomotiv sektöründe tamamen benzersiz bir yazılım yaklaşımı kullanılarak Mercedes-Benz tarafından kendi bünyesinde geliştirildi ve kompakt boyutlarda optimum işlevsellik sunuyor. Ekip, bu etkileyici ve üretilebilir tek parça döküm yapıyı sadece dört ayda geliştirdi. Tek parça BIONEQXX döküm, son derece hafif bir yapıyla çok yüksek rijitlik ve mükemmel çarpışma performansı sunuyor.
BIONICAST amortisör kuleleri
Bir Mercedes-Benz tescilli ticari markası olan BIONICAST, otomobilin ön süspansiyon bileşenlerini barındıran amortisör kulelerini oluşturuyor. BIONEQXX döküm gibi, burada da hedef, ağırlığı azaltmak ve geleneksel preslenmiş kulelere kıyasla yaklaşık dört kilogram tasarruf sağlıyor. VISION EQXX üzerindeki ön cam sileceklerini ve motoru taşıyan braket de yine biyonik mühendislik ilkeleri ile tasarlandı.
Gelişmiş gövde malzemeleri ile gelen hafif tasarım, güvenlik ve sürdürülebilirlik
VISION EQXX, işlevsellik ve güvenlik sağlayan gelişmiş malzemelere sahip. Bu malzemelerin büyük bölümü gelecekteki üretim modellerin geliştirilmesinde kullanılacak.
VISION EQXX’te kullanılan MS1500 ultra yüksek dayanımlı çelik, Mercedes-Benz beyaz gövde uygulaması için bir ilk. Bu malzeme, ağırlığı minimumda tutarken yüksek dayanım seviyesiyle çarpışma anında mükemmel yolcu koruması sağlıyor. Elektrikli ark ocağı tekniği kullanılarak yüzde 100 hurda ile üretilen düşük CO2’li yassı çelik de Mercedes-Benz’deki ilk beyaz gövde uygulamalarından biri. Mercedes-Benz AG ve Salzgitter Flachstahl GmbH arasındaki işbirliği, “CO2-Verimliliği” kategorisinde 2021 MATERIALICA Tasarım + Teknoloji Altın Ödülü’nü beraberinde getirdi.
VISION EQXX’in kapıları, alüminyum takviyeli CFRP ve GFRP (karbon ve cam elyaf takviyeli plastikler) hibrit bileşenlerinden üretiliyor. Ağırlık avantajlarının yanı sıra bu tasarım, olası bir çarpışma anında yüksek rijitlik ve esneklik dengesi sağlıyor. Ayrıca, yeni bir poliamid köpük, kapının alt kenarını güçlendiriyor ve yandan çarpışmada enerji emilimini optimize ediyor.
Alüminyum fren diskleri, çelik disklere kıyasla kütleyi azaltıyor ve ağırlığı düşürmeye yardımcı oluyor. Mercedes-Benz Advanced Engineering tarafından tasarlanan bu fren sistemi, sıfır aşınma özelliğine sahipken yenilikçi bir kaplama, fren tozu emisyonlarını yüzde 90’a kadar azaltıyor. Ayrıca, Rheinmetall Automotive ile geliştirilen yeni cam elyafı takviyeli plastik yaylar, geleneksel helezon yaylara kıyasla ağırlığı azaltmaya yardımcı oluyor.
VISION EQXX’te UI/UX – önyargısız seyahat yardımcısı
Bir yolculuğa çıkarken, yolculuk için yanınızda birinin olması iyidir. Bir seyahat yardımcısı navigasyona yardımcı olabilir, müzik seçiminden sorumlu olabilir veya yol notları tutabilir ve yol boyunca ilgi çekici yerleri veya ilginç bilgileri gösterebilir. Ayrıca sürüş tarzıyla ilgili ipuçları da verebilir. VISION EQXX tüm bunları yerine getirerek sürücüyü destekliyor.
VISION EQXX, çok özel grafikler ve uyarlanabilir bir tasarımla benzersiz bir arayüz kullanıma sunuyor. UI (Kullanıcı Arayüzü), gerçek zamanlı grafiklerle sürücünün ihtiyaçlarına anında cevap veriyor ve gerçek dünyayı araca getiren yeni dijital dünyaları mümkün kılıyor.
VISION EQXX içindeki kullanıcı arayüzü (UI) ve kullanıcı deneyimi (UX), kullanıcıları son derece duyarlı, akıllı ve yazılım odaklı bir geleceğe götürüyor. Etkileyici görünümü, sezgisel kullanımı ve insan zihniyle uyumlu çalışma prensibiyle ekran, iki A sütunu arasında 47,5 inçlik bir alanı kaplıyor. 8K (7680×660 piksel) çözünürlüğe sahip ince ve hafif LED ekran, sürücü ve yolcuları otomobil ve dışarıdaki dünyayla bağlayan bir portal görevi görüyor ve sürücünün ihtiyaçlarına göre şekil değiştirerek, yolcularla ilgilenerek, yolculuğu lüks bir deneyime dönüştürüyor.
Mercedes-Benz ekibi, bu boyuttaki bir ekranda ilk gerçek zamanlı 3D navigasyon sistemini geliştirmek için navigasyon uzmanı NAVIS Automotive Systems inc. (NAVIS-AMS) ile birlikte çalıştı. 3-Boyutlu şehir gösteriminde uydu görünümünden 10 metre kadar sorunsuz yakınlaştırma ve kaydırma işlevleri sunuyor.
“Hey Mercedes” sesli asistanının daha da geliştirilmiş hali olan seyahat yardımcısı, Mercedes-Benz mühendisleri ve Sonantic işbirliği ile geliştirildi. Ekip, makine öğrenme işleviyle “Hey Mercedes”e kendine özgü karakterini ve kişiliğini kazandırdı. Etkileyici ve gerçekçi görüntüsü dışında sistem, sürücü ve otomobil arasındaki iletişimin daha doğal ve sezgisel olmasını sağlayarak tamamen yeni bir düzeye ulaştırıyor.
Enerji ve bilginin verimli kullanımı
Tek parça ekran, enerji verimliliği ile dikkat çekiyor. Mini-LED arka aydınlatma, 3.000’in üzerinde karartma bölgesinden oluşuyor. Ekranın belirli bölümleri sadece gerektiğinde güç tüketiyor.
Ekran, kendini içeriğin türüne göre uyarlanıyor. Örneğin, bir kentsel alanda, çevredeki binaların görselleştirmesi, yoğun sokaklar arasında yönlendirme sağlamaya yardımcı oluyor. Ancak, otoyolda veya açık yolda, daha net bir genel görünüm sağlamak için ayrıntı düzeyi azalıyor. Sistem ayrıca sürüşü de daha verimli hale getiriyor. Enerji akışından araziye, batarya durumuna ve hatta rüzgarın ve güneşin yönüne ve yoğunluğuna kadar verimlilik asistanı mevcut tüm bilgileri topluyor ve en verimli sürüş tarzını öneriyor. Destek, VISION EQXX’in harita verilerini kullanma ve verimliliği en üst düzeye çıkaracak şekilde sürücüye yardımcı olmak için ileride neler olduğunu tahmin etme yeteneği ile daha da artırılıyor.
Arayüzün sadeliği, ilk olarak EQS’de kullanılan ve alt menülerden vazgeçerek sürücü-araç etkileşimini kolaylaştıran “Sıfır Katman” konseptinin daha da geliştirilmiş hali. Sistem, son derece proaktif, tüm işlevlere erişim sağlayan sezgisel bir yakınlaştırma özelliği ile sürücünün ihtiyacı olanı ihtiyacı olduğunda gösteriyor. Ayrıca sürücünün tek seyahat etmesi halinde ekranın yolcu tarafı kapanarak enerji tasarrufuna katkı sağlıyor.
Sesi denkleme dahil etme
VISION EQXX’teki ses sistemi, yüksek enerji verimliliği ile etkileyici bir 4-Boyut deneyimi için UI/UX ile bütünleşiyor. Ses sistemi önemli bir enerji tüketicisi olabilir, bu nedenle Mercedes-Benz mühendisleri, enerji tüketimini en aza indirirken ses deneyimini optimize eden bir çözüm geliştirdi. Toplam hoparlör sayısını azaltmak ve bunları yolculara çok yakın konumlandırmak, sesin kat ettiği mesafeyi önemli ölçüde azaltıyor. Her koltuk başlığına yerleştirilen iki geniş bant hoparlör, her koltukta bir bas uyarıcı ile eşleştiriliyor. VISION EQXX, uyarıcıları normal ses üretimi dışında araç sesleri, dokunsal geri bildirim ve sesli uyarı için kullanıyor. Ayrıca ses sisteminin yerleşimi, enerji tüketimini azaltırken, birden fazla ses bölgesini de mümkün kılıyor. Bunun dışında verimlilik asistanı, önerileri bir dizi sezgisel sesli “ipucu” aracılığıyla sürücüye iletmek için ses sisteminden yararlanıyor.
Yazılım destekli dijital geliştirme ve test süreci
Elektrikli ulaşıma yönelik küresel yolculuk, gelişmiş yazılımlar ve dijital süreçlerle destekleniyor. Artırılmış ve sanal gerçeklik gibi son derece gelişmiş dijital araçlar, zaman alan fiziksel maketlere duyulan ihtiyacı ortadan kaldırıyor. Ayrıca, Stuttgart’tan (Almanya) Bangalore’ye (Hindistan) ve Brixworth’ten (İngiltere) Sunnyvale’e (Kaliforniya) kadar dünyanın farklı yerlerinde çalışan farklı noktalardaki ekiplerin eş zamanlı geliştirme çalışmalarını kolaylaştırdı. Yoğun dijitalleşme, rüzgar tünelinde geçirilen süreyi 100 saatten 46’ya indirirken, neredeyse 300.000 km’nin üzerinde test sürüşünün kapsaması anlamına da geliyor. Bu son derece etkili ve verimli dijital geliştirme yaklaşımı, VISION EQXX’teki birçok yeniliğin seri üretime hızla uyarlanabileceğini gösteriyor.
VISION EQXX: Teknik Özellikler
| Batarya enerji içeriği, kullanılabilir | kWh | <100 |
| Maksimum sistem voltajı | Volt | >900 |
| Enerji tüketim | kWh/100 km
(mil/kWh) |
<10
(>6) |
| cd değeri | 0,17 | |
| Maksimum güç | kW | ~150 |
| Aks mesafesi | cm | 280 |
| Yüklü ağırlık | kg | ~1,750 |
Otomotiv Sektörü
Opel 10 Yıl Aranın Ardından Paris Otomobil Fuarı’na Geri Dönüyor!
Üstün sürüş keyfini Alman kalitesi ve mühendisliğiyle bir araya getiren Opel, on yıllık bir aranın ardından otomotiv dünyasının en köklü etkinliklerinden biri olan Paris Otomobil Fuarı’na geri dönüyor. Marka, 12–18 Ekim 2026 tarihleri arasında Paris’te düzenlenecek fuarda, başta yeni Opel Astra olmak üzere en güncel ürün gamını ve yenilikçi çözümlerini otomobil tutkunlarıyla buluşturacak.
Alman otomotiv üreticisi Opel, geçtiğimiz eylül ayında Münih’te gerçekleştirilen IAA Mobility’de sergilediği etkileyici dünya prömiyerlerinin ardından, bu kez 12–18 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Paris Otomobil Fuarı’nda sahne alarak ürün atağını sürdürüyor. Genişleyen model ailesi ve elektrikli mobilite vizyonu doğrultusunda marka, Fransa’nın başkentinde güçlü bir geri dönüşe hazırlanıyor.
Yeni Astra ve GSE ürün gamı fuarın odak noktası olacak
Opel’in Paris Otomobil Fuarı’ndaki odak noktasını, kısa süre önce Brüksel’de dünya prömiyeri gerçekleştirilen yeni Opel Astra oluşturuyor. Rüsselsheim’da tasarlanıp geliştirilen model, markanın güncel tasarım dili ve ileri teknolojileriyle dikkat çekiyor. Bununla birlikte Opel’in tamamen elektrikli yüksek performans vizyonunu temsil eden yeni Mokka GSE ve markanın geçtiğimiz günlerde duyurduğu yeni Corsa GSE de fuarda sergilenecek modeller arasında yer alıyor. Marka ayrıca fuar kapsamında, elektrikli mobiliteye yönelik yaklaşımını ortaya koyan farklı yeniliklerini ve geleceğe ışık tutan tasarım çalışmalarını da ziyaretçilerle buluşturacak. Opel standı, hem mevcut ürün gamını hem de markanın geleceğe yönelik stratejisini yansıtan önemli bir deneyim alanı sunacak.
Opel, ekim ayında Paris Otomobil Fuarı’na güçlü bir geri dönüş yapmaya hazırlanıyor. Marka, en yeni modellerini benzersiz bir atmosferde sergileyerek ziyaretçilere etkileyici bir deneyim sunarken, Paris’teki varlığıyla dikkat çekici ve kapsamlı bir katılıma imza atacak.
Otomotiv sektörünün en önemli uluslararası organizasyonları arasında yer alan Paris Otomobil Fuarı, geleceğin mobilite trendlerini ve bu alandaki en yeni teknolojileri bir araya getiren önemli bir platform olmayı sürdürüyor. 91’inci kez düzenlenecek fuar, 12–18 Ekim 2026 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek. Bir önceki etkinlik ise 2024 yılında gerçekleştirilmiş ve yarım milyondan fazla ziyaretçiyi ağırlamıştı.
Otomotiv Sektörü
Evrim Devam Ediyor: Kia Sportage Tasarımının Dönüşümü
Kia Sportage, 1990’lı yıllardan bu yana C-SUV segmentinin en köklü ve en çok değişen modellerinden biri oldu. İlk nesillerindeki “jip”vari yapısından, günümüzün fütüristik ve iddialı crossover’ına evrilen Sportage, her jenerasyonda adından söz ettirmeyi başardı. Peki bu ikonik SUV, tasarım yolculuğunda nerelerden geçti ve en son Kia Sportage tasarımı ile bizi neler bekliyor?
🌟 Sportage’ın Tasarım Yolculuğu: Köşeli Hatlardan Fütürizme
Sportage’ın tasarım evrimi, Kia’nın küresel marka kimliği dönüşümünün adeta bir özeti.
-
1. ve 2. Nesil (1993-2010): İlk Sportage, zorlu arazi şartlarına uygun, gövde üstü şasiye sahip, klasik bir SUV tasarımı sergiliyordu. İkinci nesil ise daha yuvarlak hatlara geçerek Crossover kimliğine yaklaştı.
-
3. Nesil (2010-2015): Bu jenerasyon, Kia’nın Peter Schreyer yönetiminde “Kaplan Burnu” (Tiger Nose) ızgarasını belirginleştirdiği ve global anlamda tanındığı dönemin başlangıcı oldu. Daha dinamik ve sportif bir görünüm kazandı.
-
4. Nesil (2015-2021): Bir koşucunun kas yapısından esinlenilen bu tasarım, daha keskin hatlar, alçak tavan çizgisi ve yukarı konumlandırılmış farlarla oldukça özgün bir profil çizdi. Bu nesil, Sportage’ın C-SUV pazarındaki yerini sağlamlaştırdı.

🚀 En Radikal Değişim: 5. Nesil (2021 – Günümüz)
Beşinci nesil yeni Sportage, markanın “Opposites United” (Zıtlıklar Birleşimi) tasarım felsefesinin en cesur temsilcisi oldu.
-
Dış Tasarım: En dikkat çekici özellik, aracın ön yüzüdür. Geleneksel “Kaplan Burnu” ızgarası, boydan boya uzayan, bumerang şeklindeki keskin LED gündüz farlarıyla (DRL) birleşerek, segmentinde daha önce görülmemiş, fütüristik ve agresif bir imaj yarattı. Yan profildeki dinamik çizgiler ve krom detaylar, aracın premium algısını yükseltti.
-
İç Mekan: Kabin, baştan sona dijitalleşti. Sürücü odaklı tasarlanan iç mekanda, dijital gösterge paneli ile kavisli multimedya ekranının tek bir birim gibi entegre edilmesi (bazı donanımlarda) en büyük yenilik oldu. Malzeme kalitesi ve premium dokunuşlar, Sportage’ı bir üst segmente taşıdı.

📅 Makyaj Operasyonu: 2025 Kia Sportage Tasarımı
Kia, başarılı 5. nesil Sportage’ı daha da güncel tutmak için 2025 model yılında (piyasaya bağlı olarak 2024 sonu/2025 başında) makyaj operasyonunu duyurdu.
-
Dış Dokunuşlar: Makyaj operasyonu genellikle büyük bir revizyon yerine ince ayarlar getiriyor. 2025 Kia Sportage modelinde, ön far tasarımlarında ufak tefek grafiksel güncellemeler ve daha da dikkat çekici hale getirilen LED aydınlatmalar göze çarpıyor. Ayrıca, ön ve arka tamponlarda küçük revizyonlar ve 17 ila 19 inç arasında değişen alaşımlı jantların yeni tasarımları dış görünümdeki en belirgin güncellemelerdir.
-
Kabin İyileştirmeleri: İç mekanda teknolojik ve konfor odaklı iyileştirmelerin yapılması bekleniyor. Daha güncel multimedya sistemleri ve yeni döşeme/renk seçenekleri, kabin atmosferini tazeleyecektir.

💡 Neden Sportage Tasarımı Başarılı?
Kia Sportage’ın başarısının ardında, markanın radikal değişim cesareti yatıyor. Her yeni nesilde, pazar trendlerini takip etmek yerine, trendleri belirleyecek kadar iddialı bir tasarım sunmayı hedefledi. En son Kia Sportage da bu felsefeyi sürdürerek, sadece bir ulaşım aracı olmaktan çıkıp, yollarda bakışları üzerine çeken, karakter sahibi bir SUV haline geldi.
Otomotiv Sektörü
Yenilenen Kia Sportage Türkiye’de
1993 yılındaki ilk neslinden itibaren dünyada SUV kültürünün oluşmasında önemli bir mirasa sahip olan ve 7 milyon adedin üzerinde satış başarısı kazanan Kia Sportage, makyajlanan beşinci nesliyle Türkiye’de.
Yeni Sportage, Kia’nın ‘Zıtlıkların Birleşimi’ tasarım felsefesiyle, özgüvenli görünümü ve göz alıcı LED Star Map aydınlatması ile öne çıkıyor.
Güçlü SUV Mirası
Kia’nın küresel ölçekte bugüne kadar en yüksek satış adedine ulaşan amiral modeli Sportage, makyajlanan beşinci nesliyle tasarım, teknoloji ve konfor alanlarında yapılan kapsamlı değişim ve yeniliklerle C SUV segmentinde yeni bir standart belirliyor.
Küresel ölçekte 7 milyon adetten fazla satılan ve Türkiye’de de her zaman yoğun ilgi gören Sportage, cesur dış tasarımı, üstün teknolojik özellikleri ve sunduğu konforla SUV sınıfındaki iddiasını sürdürüyor
Tasarım: Cesur dış görünüm, lüks iç mekân
Yeni Sportage’da Kia’nın ‘Zıtlıkların Birleşimi’ tasarım felsefesi bir kez daha dikkat çekiyor. Modelin tasarımında pürüzsüz ve yumuşak yüzeyler, güçlü ve sağlam çizgilerle dengeleniyor. Yeni tasarım ön ve arka tamponlar ve dikkat çeken LED Star Map aydınlatmaları Kia’nın imzası haline gelen “Kaplan Burun” ön ızgarasıyla tamamlanıyor.
İç mekânda ferah ve konforlu bir yaşam alanı sunan Yeni Sportage, GT-Line donanımında çift renkli deri direksiyon simidi ve sadeleştirilmiş gösterge paneliyle modern bir tasarım anlayışını yansıtıyor. Yeni koltuk döşemeleri konforu artırırken, GT-Line’a özel dekoratif süet deri koltuklar şıklığı ön plana çıkarıyor.
Arka koltukta neredeyse 1 metre (996 mm) diz mesafesi sunan Yeni Sportage, 591 litrelik bagaj hacmini, arka koltuklar yatırıldığında 1.780 litreye kadar çıkarabiliyor. Yeni Sportage, 19 inç jantlarla gelirken GT-Line donanımında aynı ölçülerde özel tasarım alüminyum jant seçeneği de sunuyor.
Konforlu ve Akıllı Çözümler
Yeni Sportage, sürüş deneyiminin merkezine konumlandırdığı 12,3 inç çift panoramik entegre ekranla şıklığı ve teknolojiyi bir araya getiriyor. Sürücü destek sistemleri, navigasyon ve multimedya fonksiyonlarına kolay erişim sağlanırken aynı zamanda Harman Kardon premium ses sistemi ise müzik deneyimini zirveye taşıyor.
Multimedya ekranının altındaki çok fonksiyonlu dokunmatik panel, sürücülere ses ve klima ayarlarını sezgisel şekilde yönetme imkânı sunuyor. Kablosuz Apple CarPlay & Android Auto, çevre görüş kamerası, 360 derece park sensörü ve kablosuz telefon şarj gibi teknolojiler de Yeni Sportage’daki sürüş deneyimini daha keyifli kılıyor.
Yeni Sportage, üç farklı donanımla 2.820.000 TL’den başlayan fiyatlarla satışa sunuluyor.
-
Otomotiv Sektörü2 hafta önceOpel 10 Yıl Aranın Ardından Paris Otomobil Fuarı’na Geri Dönüyor!
-
Araba Bakımı2 hafta önceVolvo Trucks Hadımköy Servisi, Orta Doğu ve Türkiye’de Bronz Sertifika Alan İlk Distribütör Servisi Oldu!
-
Blog2 hafta önceMAN Truck & Bus’tan Avrupa servis ağına 300 milyon Euro’luk yatırım
-
Kamyon-Çekici2 hafta önceYeni Aslan Kral: MAN, 250 Tonluk Dev Çekicisini Tanıttı

